Görüş Bildir

11 ayda 305 kadın cinayeti

Hak ihlalleri arttı: 2019?da 840 kişi işkence gördü, 11 ayda en az 305 kadın katledildi.

10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği, Hak İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği ve Diyarbakır Tabip Odası (DTO)  Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde ortak açıklama yaptı. 

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, 2015 tarihinde Dört Ayaklı minare önünde silahlı saldırı sonucu öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak açıklamasına başladı. Aradan 4 yıl geçmesine rağmen Tahir Elçi dosyada tek bir şüphelinin bile olmadığını hatırlatan Zeytun, bu cinayetin faili meçhule bırakılmak istendiğini söyledi.

“KEYFİ VE MUĞLAK SUÇLAMALARLA GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR YAŞANIYOR”

10 Aralık’ın BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 71’inci  yıl dönümü olduğunu hatırlatan Zeytun, taraf devletleri yaşam hakkı ve işkence yasağı olmak üzere insan hakları ihlallerine karşı sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirmeye davet etti. Açıklamasında Türkiye’de yaşanan demokrasi ve insan hakları ihlallerine değinen Zeytun, özellikle sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “yasa dışı örgüt üyeliği” , “yasa dışı örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” , “yasa dışı örgüt propagandası yapmak” gibi keyfi ve muğlak suçlamalarla gözaltı ve tutuklamaların yaşandığını aktardı.

“2019’DA 840 KİŞİ İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE GÖRDÜĞÜNÜ BİLDİRDİ”

Türkiye’de 2019 yılında yaşam hakkı ve işkence yasağı başta olmak üzere birçok alanda hak ihlalleri yaşandığını ifade eden Zeytun, hak ihalelerine ilişkin şu verileri paylaştı: “TİHV’e 2019 yılının ilk 11 ayında işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 840 kişi başvurmuştur. Başvuranların 422‘si aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtmişlerdir. İHD verilerine göre ise 2019 yılının ilk 11 ayında gözaltında ve gözaltı dışındaki yerlerde işkence ve diğer kötü muameleye uğradığını iddia eden kişi sayısı 830’dur.

TOPLANMA, GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞ HAKKI İHLALLERİ

Toplanma ve gösteri hakkına yönelik müdahaleler, haksız gözaltı ve tutuklamalar, askeri operasyonlar nedeniyle meydana gelen ihlaller, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, kadına ve çocuklara yönelik şiddet, ekonomik ve sosyal haklardaki kayıplar mevcut durumda artış göstererek devam eden hak ihlalleridir. Toplanma, gösteri ve yürüyüş hakkı, Valilikler ve Kaymakamlıklar tarafından alınan yasaklama kararlarıyla kısıtlanmaktadır. Bölgemizin pek çok kentinde açık hava toplantıları, demokratik gösteri, yürüyüş ve etkinlikler, ‘güvenlik’ gerekçe gösterilerek süresiz veya her ay yenilenerek yasaklanmaktadır. Kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen operasyonlar sırasında gerçekleşen ev baskınlarında, maalesef yurttaşlar kötü muameleye maruz kalmakta, darp edilmekte ve keyfi biçimde kişisel eşyalarına zarar verilmektedir.

CEZAEVLERİNDE HAK İHLALLERİ ARTTI

İşkencenin yaygın ve sistematik hak ihlalleri ile gündeme geldiği bir başka yer ise, cezaevleridir. Sürgünler, sağlık hakkı, işkence ve kötü muamele, disiplin soruşturmaları, tecrit etme, haberleşme, iletişim hakları gibi konularda, mahpusların hakları ihlal edilmektedir. Hapishanelerdeki mahpusların mektup aracılığıyla ve yakınları aracılığıyla insan hakları örgütlerine yaptıkları başvurularda, sevkler sırasında çıplak arama ve fiziki işkence, tek kişilik hücrelerde tecrit etme, kelepçeli tedavi, hastane ve revire çıkarılmama gibi yaşanan mağduriyetleri ifade etmişlerdir. Hapishanelerle ilgili bir diğer önemli konu ise, çeşitli vesilelerle vücut bulan mahpuslara yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulamalarıdır. Cezaevlerinde tecrit temel bir insan hakları ihlalidir.

“KAYYIM UYGULAMASI KALICI HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”

2016 yılından bu yana DBP’li belediyelere yönelik başlayan görevden alma ve kayyım atamaları, 31 Mart 2019 tarihinde HDP’li belediyelere yönelik kendini tekrar etmesi, yerel yönetimlerde kayyım uygulamalarının kalıcı ve sistematik bir politikaya dönüştüğünün açık bir göstergesidir. 2019 yılında gerçekleşen yerel seçimlerde 3’ü büyükşehir olmak üzere 8 il 56 ilçe ve belde belediyesini kazanan HDP’ye yönelik, henüz seçim öncesinde İçişleri Bakanlığı ve hükümet yetkilileri tarafından kayyım tehdidi yapılmış, seçim sonrasında ise 6 belediye eş başkanlarının KHK’lı oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmemiştir. Yine seçimlerden sonra bugüne değin 27 belediye eş başkanı haklarındaki soruşturmalar gerekçe gösterilerek görevden alınmış ve yerlerinde kayyım atanmıştır. Görevden alınan belediye eş başkanlarının çoğunluğu ise, kayyum atamasına gerekçe oluşturmak maksadıyla haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştır.

“305 KADIN ERKEK ŞİDDETİ NEDENİYLE HAYATINI KAYBETTİ”

2019 yılında Kadınlara ve Çocuklara yönelik şiddet ve cinayetler de, artarak devam etmiştir. 2019 yılının ilk 11 ayında en az 305 kadın erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı dönemde en az 556 kadın ise erkek şiddetine maruz kaldı. Resmi rakamlar ise şiddete uğrayan kadın sayısının on binlerle ifade edildiğini, şiddet sonucu yaşamını yitiren kadın sayısının ise daha yüksek olduğunu göstermektedir.

“ÇOCUKLAR İSTİSMARA MARUZ KALIYOR”

Toplumsal yaşamımızda, kadınların sözüne, yaşam biçimine tahakküm kurmanın bir tezahürü olarak karşımıza çıkan erkek şiddeti ve adeta şiddeti cezasızlıkla ödüllendiren yargı kararları, Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği sorununu daha da derinleştirmektedir. Çocuklar ise her geçen gün daha fazla istismara maruz kalmakta, Çatışmalı ortamların varlık gösterdiği bölgelerde, çocukların yaralanmalarına ve yaşamlarını yitirmektedir. Bölgemizde, Zırhlı askeri araçların çarpması sonucu ve askeri mühimmat ve savaş atıklarının yol açtığı çocuk ölümleri ve yaralanmalardaki artış durumun vahametini göstermektedir.

“DEMOKRATİK DEĞERLERİN İHLAL EDİLMESİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ KÜRT MESELESİDİR”

Türkiye’de insan hakları ve demokratik değerlerin ihlal edilmesinin en önemli nedenlerinden biri Kürt meselesidir. Siyasi iktidarın Kürt meselesine yönelik müzakere ve çatışma çözümü yöntemini kullanmak yerine kayyum atamaları ile siyasetçilere yönelik keyfi ve muğlak tutuklama ve yargılamalar ile iç siyasetine yön verdiği, Suriye’nin kuzeyine yönelik sürdürdüğü politika ile dış siyasetine yön vermek gayesiyle hareket ettiğini göstermektedir. Kürt meselesinin çözümü şiddetle değil, haklar bakımından eşitliği içeren bir sivil demokratikleşme yaklaşımı ile mümkündür.