Görüş Bildir

Efsane sanatçı İbrahim Tatlıses daha fazla dayanamayıp isyan etti, İbo neler söyledi neler, kimdir?

Efsane sanatçı İbrahim Tatlıses daha fazla dayanamayıp isyan etti, İbo neler söyledi neler, kimdir?

Güzeller güzeli oyuncu Derya Tuna, daha fazla dayanamayıp ortaya atılan iddialara isyan etti. Maddi sıkıntılar nedeniyle Tatlıses Kebap?ı sattığı şeklinde ortaya atılan iddialara "Ne maddi sıkıntısı, kim çıkartıyor bunları? Öyle bir şey yok" diyerek son noktayı koymuştu. Bunun üzerine efsane sanatçı İbrahim Tatlıses?ten açıklama gecikmedi. İbrahim Tatlıses?te eski eşi Derya Tuna?ya destek çıktı.

Güzeller güzeli oyuncu Derya Tuna, daha fazla dayanamayıp ortaya atılan iddialara isyan etti. Maddi sıkıntılar nedeniyle Tatlıses Kebap’ı sattığı şeklinde ortaya atılan iddialara "Ne maddi sıkıntısı, kim çıkartıyor bunları? Öyle bir şey yok" diyerek son noktayı koymuştu. Bunun üzerine efsane sanatçı İbrahim Tatlıses’ten açıklama gecikmedi. İbrahim Tatlıses’te eski eşi Derya Tuna’ya destek çıktı.

İbrahim Tatlıses eski eşi Derya Tuna’ın açıklamalarına sosyal medya platformu üzerinden destek çıktı.

Efsane sanatçı İbrahim Tatlıses’in açıklamaları şu şekilde…

"Kim çıkartıyor bunları anlamış değilim. Bunu kaç kere söyledim; ya ben söylemekten yoruldum, sizler yazmaktan yorulmadınız. Derya Hanım; Tatlıses Kebap’ı ihtiyaçtan devretmedi. Başka işleri olduğu için devretti ama siz illaki bir haber arıyorsanız, haber kaynağınız yalan değil doğru olsun" ifadelerini kullandı.

İbrahim Tatlıses Kimdir?

Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söylerken kendisini farketmesiyle şöhret olmuş şarkıcı. 1980 ve 1990 lı yıllarda Türk müziğine önemli ölçüde adını duyuran Tatlıses'e, halk "imparator" lakabını takmıştır. Müzik yaşantısının yanı sıra, iş adamı kişiliğine de sahip olan ünlü şarkıcı; Tatlıses Turizm, Tatlıses Lahmacun, Tatlıses Otelleri gibi şirketlerin de sahibidir.

1952 yılında yedi çocuklu fakir bir ailenin , Leyla ve ciğerci Ahmet Tatlı'nın ilk çocuğu olarak Şanlıurfa da dünyaya geldi. Doğduğunda, babası hapiste olduğu için ilk kez demir parmaklıklar arasında gördü babasını. Belirli bir zaman sonra ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmeye karar verir. İstanbul'a gelen Tatlıses ve Ailesi burada bulunan akrabalarının yanına yerleşir ve bir çok işlerde çalışır, 70 li yılların ortalarında inşaat işçiliği, demir ustalığı ve leblebicilik gibi işler yapan İbrahim Tatlıses, 80'lerin başında kendisini şöhret basamaklarını tırmanırken buldu. İbrahim Tatlı, İstanbul'a geldiğinde müzisyen Yılmaz Tatlıses'le tanıştı ve Tatlı olan soy ismini Yılmaz Tatlıses'in tavsiyesiyle Tatlıses olarak değiştirdi. Müzik çevrelerince çok özel kabul edilen sesi sayesinde, kısa zamanda İstanbul'da sahne almaya başladı. 1977 de "Ayağında Kundura" albümü ile müzik piyasasına giriş yapmış oldu. "Sabuha", "Dom Dom Kurşunu", "Bir Mumdur" türküleri halk tarafından çok beğenildi ve uzun yıllar popülerliğini korudu.

İbrahim Tatlıses 30 haziran 1976 tarihinde dışarıdan bitirdiği ilkokul diplomasını Kilis'ten Kartalbey ilköğretim okulundan aldı.

Tatlıses 1978 yılında "Ayağında Kundura" filmiyle de sinemaya girdi. 1979'da oynadığı "Kara yazma" filminde Perihan Savaş'la tanıştı. Birlikteliğin sonucunda Melek Zübeyde adında kızları olurken bu birliktelik 1983 yılındaki "Günah" filmine kadar sürdü. Zira artık Tatlıses'in yeni hayat arkadaşı Derya Tuna'yla tanıştı ve Tatlıses'in yine resmi evlilik yapmadığı bu birliktelikten de İbrahim (İdo) adında bir oğlu dünyaya geldi.

Seksenli yıllarda çıkardığı "Allah Allah", "Kara Zindan", "İnsanlar" ve "Fosforlu Cevriyem" albümleriyle satış rakamları milyonları buldu.

1 mayıs 1987'de kendi plak şirketi olan Tatlıses Müzik’i kurdu.

Turgut Özal'ın "Madem en çok bunlar dinleniyor, TRT'ye çıkabilirler" demesiyle 1989 yılbaşı günü daha önce hiçbir albümünde okumadığı ve özel klip çektiği "Beyaz gül kırmızı gül" şarkısıyla TRT'ye ve televizyon dünyasına adımını resmen attı.

Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri onunla tanıştı. Yunanistan'dan Suudi Arabistan'a, Almanya'dan Afganistan'a çok geniş bir coğrafyada, milyonlarca hayran edindi. Kasetleri ve posterleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödülün sahibi oldu.

Tatlıses'in, müzik hayatındaki başarısı ve popülerliği kısa süre sonra kendisine sinema kapılarını açtı. Hayatı boyunca örnek aldığı Yılmaz Güney gibi o da çok başarılı filmlerde rol aldı. Yılmaz Güney ile diğer bir ortak noktaları, Yeşilçam'ın şöhret tacını, yakışıklı jönlerden almaları olmuştu. "Yılmaz'ın yerine oynuyor" başlıklı haberde şöyle diyordu:

Beni Yılmaz Güney'e benzetenler var. Belki tipim fazla benzemiyor, ama onun yolundan gidiyorum. Onun tavırlarını kullandım son filmimde.

90 lı yıllarda olgunluk dönemini yaşayan sanatçı, artık müzik dünyasında sarsılmaz bir yere sahip olmuştu. Aynı yıllarda tarzında değişiklik yaparak arabesk müziğe geçiş yaptı. Bu yıllarda "Ah Keşkem", "İki Gözüm İki Çeşme", "Yar Diline" gibi popüler parçaların dışında kendi ürünü olan eserleri seslendirdi. 1983 yılında çıkardığı "Mega Aşk" adlı albümde Selami Şahin'e ait "Seni Sevmediğim Yalan", "Akşamdan Akşama", "İçem Diyorum", "Bu Nasıl Güzel" gibi dönemin beğeniyle dinlenen eserlerini yorumladı.

Aynı albümde yer verdiği Yusuf Hayaloğlu'nun "Dağlarda Kar Olsaydım" türküsü, o dönemden günümüze kadar gelen uzunca bir süre popülerliğini koruyacaktı. 1996 da "Ben De İsterem" albümüne bulunan "Fırat" türküsüyle listelerde uzun süre kaldı. Hemen ertesi yıl "At Gitsin" albümünü piyasaya sürdü. Bu albümünde de Sezen Aksu, Kayahan gibi pop müziğin usta isimlerinden eserleri yorumladı.

Talk show programları hazırladı, çeşitli sanatçıların video klip yönetmenliğini yapmanın yanısıra, siyasetede de atılma kararı aldı. Genç Parti'den 2007 seçimlerinde aday olan şarkıcı, partisi seçimi kazanamayınca meclise giremedi. Tatlıses, ticaret yaşantısında her geçen gün daha çok yol katediyor. İbrahim Tatlıses'in sahip olduğu şirketler grubu; gıda, müzşk prodüksüyon, turizm, havacılık ve yayıncılık dallarında faaliyetlerini sürdürüyor.

İbrahim Tatlıses; 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde, Genç Parti’den İstanbul 3. Bölge 1. sıradan milletvekili adayı olmuş, partisi barajı aşamayınca milletvekili seçilememiştir.

Tatlıses 2011 Türkiye genel seçimlerinde önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne adaylık başvurusunda bulunmuş ancak bu partiden aday gösterilmemiştir. İbrahim Tatlıses bu seçimlerde Şanlıurfa’dan bağımsız milletvekili adayı olmuştur fakat sonradan adaylığını geri çekmiştir.

İbrahim Tatlıses , 4 Mart 2011 gecesi Maslak’ta uzun namlulu silahla açılan ateş sonucu başından yaralandı. Akabinde hastahaneye götürülen Tatlıses iki kez ameliyat edildi ve yoğun bakım ünitesine bağlandı. İki hafta boyunca yoğun bakımda kalan İbrahim Tatlıses, 28 Mart 2011 günü yoğun bakımdan çıkarıldı. Böylece hayati tehlikesi ortadan kalkmış oldu. 6 Nisan 2011 tarihi itibari ile ailesi tedavilerin Almanya'da sürdürülmesi isteği ile Tatlıses'i Almanya'ya götürmüşlerdir.

Hızla iyileşen Tatlıses, 2 Haziran 2011 günü ''TC İbo'' adlı özel uçak ile Türkiyeye geri döndü ve tedavisinin süreceği Maltepe'deki Daruşşafaka Rehabilitasyon Merkezine götürüldü.

Tatlıses, saldırının ardından ilk tedavi gördüğü Acıbadem Hastanesi'nde Ayşegül Yıldız'a evlenme teklif etti. Sağlık durumu iyiye giden Tatlıses, Yıldız'ı ailesinden istedi. Gizlilik içinde yapılan kınanın ardından Tatlıses ve Yıldız, 27 Eylül 2011, hastane odasında gerçekleşen nikâh töreniyle hayatlarını birleştirdiler.

Sanatçının Şanlıurfa'dan bulunan eşinden 1 erkek ve 2 kız, sinema sanatcısı Perihan Savaş'tan bir kız ve şu an hayatını paylaştığı Derya Tuna'dan ise 1 erkek çocuğuna sahiptir.

Evlilikleri

1.evliliği: İbrahim Tatlıses ilk evliliğini Urfa'da Adalet Durak'la yaptı. 1 erkek ve 2 kız çocuğu oldu.

2.evliliği: 1979 yılında Perihan Savaş ile birlikte olmaya başladı. 1983 yılında bıraktı. Melek Zübeyde adında kızı var.

3.evliliği:1983 yılında Derya Tuna ile birlikte olmaya başladı, 18 yıl birlikte oldular. İbrahim (İdo) adında bir oğlu var.

4.evliliği: 5 yıl gibi bir süre dansöz Asena Onur Çakmak ile birlikte oldu. 2003 yılında ayrıldılar.

5.evliliği: 27 Eylül 2011 tarihinde Ayşegül Yıldız ile evlendi. Elif Ada (d. 9 Nisan 2013) adında bir kızı oldu.29 Kasım 2013 tarihinde boşandı.

O tarihteki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 16 Kasım 2013 tarihinde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretine Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, sanatçılar Şivan Perwer ve İbrahim Tatlıses'i davet etti.

Albümleri

1965 - Özel Albüm

1970 - Kara Kız

1974 - Palandöken Plak

1975 - Ben İnsan değil Miyim

1975 - Ayağında Kundura

1975 - Yağmur

1976 - Urfa Emektaroğlu Bant Stüdyosu

1976 - Ashab Gecesi

1978 - Doldur Kardeş İçelim

1980 - Ceylan

1981 - Gelme Istemem

1982 - Mutlu Ol Yeter

1983 - Yalan

1983 - Yaşamak Ayşe degil

1984 - Benim Hayatım

1985 - Mavi Mavi

1986 - Gülüm Benim

1987 - Allah Allah / Hülya

1988 - Amerika Konseri

1988 - Kara Zindan

1988 - Fosforlu Cevriyem

1989 - Acı Gerçekler

1989 - Cep telefonları için

1990 - Söylim mi

1990 - Ben Aşk İçin Ölürüm

1991 - Vur Gitsin Beni / Yemin Ettim

1992 - Ah Keşkem

1993 - Mega Aşk

1994 - Haydi Söyle

1995 - İbrahim Tatlıses Klasikleri

1996 - Ben De Isterem

1998 - Gitsin az

1999 - Selam Olsun

2001 - Yetmez Mi

2003 - Tek Tek

2004 - Aramam

2005 - Sizler İçin

2006 - İmparator Silerde Geçer

2007 - Bulamadım

2008 - NEDEN

2009 - Yağmurla Gelen Kadın

2010 - Hani Gelecektin

2014 - Tatlıses Klasiği

2014 - Ele Ne?

Filmleri

1978 - Ayağında Kundura

1978 - Sabuha

1978 - Toprağın Oğlu

1979 - Kara Yazma

1979 - Kara Çadırın Kızı

1979 - Fadile

1980 - Çile

1980 - Ayrılık Kolay'ın Degil

1981 - Seni Yakacaklar

1981 - Yaşamak Ayşe degil

1981 - Tövbe

1982 - Yalan

1982 - Alişan

1982 - Nasil Isyan ETMEM

1983 - Yorgun

1983 - Günah

1983 - Futboliye

1984 - Sevdalandim

1984 - Ayşem

1985 - Mavi Mavi

1985 - Sevmek

1985 - yalnızım

1986 - Gülümse BİRAZ

1986 - Yıkılmışım Ben

1986 - Sarhoş

1987 - Gülüm Benim

1987 - Allah Allah

1987 - Dertli Dertli

1988 - Hülya

1988 - aşıksın

1988 - Bir Kulum İşte

1988 - Kara Zindan

1988 - Ben İnsan degil Miyim

1989 - Ceylan

1989 - Fosforlu

1992 - Aşık Oldum

1993 - Tetikçi Kemal

1997 - Fırat (TV Dizisi)

2000 - İmparator (TV Dizisi)

2002 - Cabbar (TV Dizisi)

2003 - Hayat Bilgisi (TV Dizisi)

2006 - Bulamadım (TV Dizisi)

Perihan Savaş Kimdir?

Gerçek adı Şerife Perihan Savaş olan Perihan Savaş ,İstanbul'un Fatih ilçesi Aksaray semtinde 14 Haziran 1955 tarihinde doğmuştur. Annesi Fahrünnisa Hanım'dır. Şehzadebaşı İlkokulu’ndan sonra Ahmet Rasim Ortaokulu’na gitti. Perihan Savaş ortaokul mezunu olup, eğitimini ortaokul bitiminde sonlandırmıştır. Beş yaşındayken İstanbul Şehir Tiyatrosu çocuk bölümünde ilk rolünü oynadı. 1970 yılına kadar tiyatro çalışmaları yaparak, "Küçük Prenses, Romeo-Jüliyet, Kibarlık Budalası" gibi bir çok oyunda yer aldı.

1971'de "Şehzade Simbad Kaf Dağında" adlı filmde ufak bir rol aldı. 1972'de "Korkusuz Beşler" filmiyle başrole yükselerek sinemaya geçti. 121 civarında filmde rol aldı. Sinemanınk, bir dönem şarkıcılık yaptı. Bir ev aldıktan sonra sahnelere “bye bye“ dedi. Dizilerde de rol alan sanatçı, ayrıca televizyon programları yapmıştır.

1986 yılında “Su “ filmini çevirirken dizanteri olmuş. Kadir İnanır ile oynadıkları filmlerde onu sette sakinleştirirmiş. Erol Taş’dan çok korkarmış.

1968 yılında Perihan Savaş, on üç yaşındayken, askeri okulda okuyan yirmi iki yaşındaki Nedim Bey’le nişanlanmış, 6-7 ay süren bir evlilik döneminden sonra eşinden ayrılmış ve boşandığında bekaret raporu almış. Daha sonra ,önce İbrahim Tatlıses’le beraber yaşadı, sonra 1 Haziran 1987 yılında Yılmaz Zafer'le evlenerek, her ikisinden de birer çocuk sahibi oldu. İbrahim Tatlıses ile olan birlikteliğinden Melek Zübeyde adında bir kızı oldu. Yılmaz Zafer'le yaptığı evlilikten de Savaş Zafer adında oğlu oldu. Eşi Yılmaz Zafer'le birlikte "Yönetim Film ve Reklamcılık Şirketi"'ni kurdular. İlki 1994 nisan ayında iki kalp krizi geçirerek uzun süre bakıma muhtaç şekilde yaşayan eşi Yılmaz Zafer'e, öldüğü 9 Kasım 1995 gününe kadar hastalığı süresince iyi bakarak örnek bir davranış sergilemiştir.

İbrahim Tatlıses ile 1979 yılında Kara Yazma filminde tanıştı ve birliktelikleri başladı. 9 Ağustos 1984 tarihli gazetelerde yer alan haberlere göre Tatlısesin Perihan Savaş’ı dövmesinden dolayı karakolluk olmuşlar ve bu ilişkisini bitirmiştir.

Perihan Savaş;13 yaşında henüz çocuk denecek yaşta neden evlendiğini de “nişanlısının askeri okuldan çıkıp sivile geçebilmesi için nikah gerektiğini bu nedenle de nikahlarının yapıldığını ancak düğün yapılmadığını ve ailesiyle oturmaya devam ettiklerini” bir röportajında söyleyerek izah etmiştir. Savaş, evlendiği kişinin doktor olduğunu ve Almanya'ya gitmeyi planladıklarını anlatarak "Ben de Almanya'da tiyatro okuluna gidecektim. Fakat nikah olduktan sonra bana 'Tiyatrodan ayrılacaksın' dedi. Bu lafı duyduktan sonra benim için bitti" diyerek ayrıldıklarını ifade etti.

56 yaşındayken Perihan Savaş, 2011 yılında işadamı ve Galatasaray'ın eski yönetim kurulu üyesi Derya Taşdelenler ile evlenme kararı almışlardı ne olduysa son anda vazgeçtiler.

Ödülleri

Altın Portakal Ödülleri , En İyi kadın Oyuncu “Bedrana” filminde 1974

Çekoslovakya'da "CIDALC Ödülü" “Bedrana” filminde 1974

Rol aldığı tiyatro oyunları

Yüzleşme

Bozuk Düzen

Kim Kimi Kimle

Yedi Kocalı Hürmüz

Sekiz Kadın

Kadın

Bir Kış Öyküsü

Filmleri

1.         Sırat - 2011 (Dizi bitti)

2.         Gazi - 2008 (Dizi bitti)

3.         Eksik Etek - 2007

4.         İstiklal: Söğütlü Hacer Ana - 2007

5.         Şarkılar Susmasın - 2006

6.         Eve Dönüş - 2006

7.         Yaprak Dökümü - 2006

8.         Kameranın Ardındaki Kadın: Bilge Olgaç - 2005

9.         Yanık Koza - 2005

10.       Harput Güneşi - 2004

11.       Çalınan Ceset - 2004

12.       Gece Yürüyüşü - 2004

13.       Fırtına Hayatlar - 2004

14.       Umutların Ötesi - 2003

15.       Evlat - 2003

16.       Yalanın Batsın - 2002

17.       Kardelen - 2002

18.       Sultan - 2001

19.       Gelinlik Kız - 2000

20.       El Kızı - 2000

21.       Karakolda Ayna Var - 2000

22.       Ana Kuzusu - 2000

23.       Kimyacı - 2000

24.       Savunma - 2000

25.       Köpekler Adası - 1996

26.       Sevda Kondu - 1996

27.       Gökkuşağı - 1995

28.       Sevdaların Ölümü - 1992

29.       Mahallenin Muhtarları - 1992

30.       Acılar Ve Arzular - 1991

31.       Yarına Gülümsemek - 1991

32.       Kiralık Anne - 1990

33.       Oy Bebek - 1990

34.       Zulüm Treni - 1989

35.       Bekleyiş - 1989

36.       Karılar Koğuşu - 1989

37.       Minyeli Abdullah - 1989

38.       Yaşarken Ölmek - 1988

39.       Arka Evin İnsanları - 1988

40.       Sapık Kadın - 1988

41.       Cennet Gözlüm - 1987

42.       Arkadaşım Ve Ben - 1987

43.       Sis - 1987

44.       Toprağın Gelini - 1987

45.       Yarınsız Adam - 1987

46.       İpekçe - 1987

47.       Su - 1986

48.       Aşk Ve Kin - 1986

49.       Hastahane - 1986

50.       Bir Daha Umut - 1986

51.       Kırlangıç Fırtınası - 1985

52.       Alkol - 1985

53.       Sosyete Şaban - 1985

54.       Keriz - 1985

55.       Güneş Doğarken - 1984

56.       Kaşık Düşmanı - 1984

57.       Yalan - 1982

58.       Seni Yakacaklar - 1981

59.       Ayrılık Kolay Değil - 1980

60.       Yarabbim – 1980

61.       Çile - 1980

62.       Vah Başımıza Gelenler - 1979

63.       Fırat - 1979

64.       Kara Çadırın Kızı - 1979

65.       Kara Yazma - 1979

66.       Yuvasız Kuşlar - 1979

67.       Köşe Kapmaca - 1979

68.       Ölüm Görevi - 1978

69.       Çilekeş - 1978

70.       Lekeli Melek - 1978

71.       Yıkılış - 1978

72.       Kılıç Bey - 1978

73.       Şeref Sözü - 1977

74.       Sevgili Oğlum - 1977

75.       Silah Arkadaşları - 1977

76.       Satılmış Adam - 1977

77.       İki Kızgın Adam - 1976

78.       Silahlara Veda - 1976

79.       Perişan - 1976

80.       Sevdalılar - 1976

81.       Analar Ölmez - 1976

82.       Deli Kız - 1975

83.       İntihar - 1975

84.       Bitirimler Sınıfı - 1975

85.       Kader Yolcuları - 1975

86.       Beş Milyoncuk Borç Verir misin - 1975

87.       Çapkın Kızlar - 1975

88.       Hostes - 1974

89.       Esir Hayat - 1974

90.       Sevmek - 1974

91.       Dertler Benim Olsun - 1974

92.       Taşralı Kız - 1974

93.       Gerçek - 1974

94.       Çılgın Arzular - 1974

95.       Evet mi Hayır mı - 1974

96.       Sensiz Yaşanmaz - 1974

97.       Zafer Kartalları - 1974

98.       Sezercik Küçük Mücahit - 1974

99.       Bedrana - 1974

100.     Gülerken Ağlayanlar - 1973

101.     Çaresizler - 1973

102.     Kızın Varsa Derdin Var - 1973

103.     Kuşçu - 1973

104.     Nefret - 1973

105.     Soğukkanlılar - 1973

106.     Yemin - 1973

107.     Yedi Evlat İki Damat - 1973

108.     Bebek Yüzlü - 1973

109.     Namus - 1972

110.     Malkoçoğlu Kurt Bey - 1972

111.     Sev Dedi Gözlerim - 1972

112.     Vur - 1972

113.     Aşka Selam Kavgaya Devam - 1972

114.     Atmaca Mehmet - 1972

115.     İyi Döverim Kötü Severim - 1972

116.     Katerina 72 - 1972

117.     Serseri Kral - 1972

118.     Para - 1972

119.     Kanlı Değirmen - 1972

120.     Korkusuz Beşler - 1972

121.     Şehzade Sinbad Kaf Dağında – 1971

Erol Taş Kimdir?

Türk Sineması’nın kötü adam rolündeki büyük ismi Erol Taş, 28 Şubat 1928'de Erzurum'un Karaköse ilçesinde dünyaya geldi. Henüz iki yaşında iken, babası Hamza Bey'in ölümü üzerine annesi Nazife Hanım ile birlikte İstanbul'a taşındı. Okul çağında olmasına rağmen ailesine yardım etmek için okuldan ayrıldı ve çeşitli mesleklerde çalıştı. Bunların arasında hamallık, tezgahtarlık sayılabilir. O dönem aynı zamanda boksör de olan Taş, 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazandı. Yine o yıl askere gitti ve üç yıl askerlik görevini yaptı. Askerden dönünce Cankurtaran’da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı.

Erol Taş’ın sinemaya tesadüf sonucu girişi de o sıralarda oldu. Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: “Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı."

Sinemaya ilk 1957 yılında Mümtaz Alpaslan’ın çektiği “Acı Günler” filmiyle girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü fakat kısa zamanda yıldızı parladı. Bir yıl sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 - Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar (1958 - Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 - Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 - Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 - Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 - Ö. Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960 - Metin Erksan) gibi pek çok filmde değişik karakterleri canlandırdı.

Taş'ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası'nda (1964 - Tunç Başaran) dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası'nda (1965 - Kemal Kan) kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev'de (1965 - Hüsnü Cantürk) çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak'da (1965 - Natuk Baytan) karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe (1965 - Hicri Akbaşlı) ve Cevriyem'de (1978 - Memduh Ün) bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı'nda (1966 - Yılmaz Atadeniz) bir cengaver, İnce Cumali (1967 - Yılmaz Duru), Tutku (1974 - Hüsnü Cantürk), Toprağın Teri (1981 - Natuk Baytan) ve İsyan'da (1979 - Orhan Aksoy) kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü'nde (1968 - Yılmaz Atadeniz) bir Meksikalı, Aslan Bey'de (1968 - Yavuz Yalınkılıç) eski bir Rus Generali, Gelin Kız'da (1970 - Orhan Elmas) oba beyi, Kanıma Kan İsterim'de (1970 - Çetin İnanç) idamlık katil, Ök-süzler'de (1973 - Ertem Göreç) dilendirici, Belalılar'da (1974 - Melih Gülgen) çetebaşı, Tatlı Nigar'da (1978 - Orhan Aksoy) zengin bir kasabalı, Çayda Çıra'da (1982 - Yücel Uçanoğlu) zengin bir ağa, Alınyazısı'nda ise (1986 - Orhan Elmas) eski bir külhan beyi olarak çıktı karşımıza. Gerek teknik ve konu, gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller aldı. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi oldu.

1960 yılı yapımlı “Gecelerin Ötesi”, oyunculuk kariyeri için önemli bir fırsat oldu sanatçı için. Henüz sinemaya yeni yeni ısınmaya başlayan Taş, bu filmle Metin Erksan'la tekrar çalışma fırsatı buldu. Ekrem (Erol Taş), bu filmde aynı çevreden gelen, farklı endişe ve tutkularını ortak bir eylemde birleştiren altı kahramandan birisidir. Uzun yıllar bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmış ancak geriye dönüp baktığında fazla bir yol alamadığını görmüştür. Bu ezik yaşantısından doğan bunalımı, isyanı onu diğer beş arkadaşı ile birlikte soygun fikrinde harekete geçirmiştir. Fakat sistemin hazırladığı son bu filmde de değişmemektedir.

Erol Taş'ın yer aldığı bir başka önemli yapım ise, Necati Cumalı'nın romanından 1963'de Metin Erksan tarafından filme alınan “Susuz Yaz” oldu. Bu filmde Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan ile bir üçleme çizen Taş, Osman karakterini canlandırdı. Osman'ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkeziyetçi bir yapı hakimdir. Yıllar önce eşini kaybetmiştir ve hapisteki kardeşinin (Ulvi Doğan) karısına (Hülya Koçyiğit) sahip olmak istemektedir. Etrafındaki herkesten bir nevi intikam almaya başlar ve önce köyün suyunu keser. Suyu alınan köylü ürünsüz kalır, toprağı çoraklaşır. Nasıl susuz kalan toprak halkına ihanet ederse, yıllar önce eşini kaybeden Osman'da bastıramadığı cinselliğine zalimce isyan eder. Tutkusuna yenik düşen Osman'ın bu özelliği doğasındaki ilkelliği ile birleştiğinde doyumsuzluğu tümden ele verir kendini. Osman'ın kötülüğünün temelinde yatan bir diğer önemli nokta ise tarladaki korkuluk ile paylaştığı yalnızlığıdır. Yalnızlığını sadece tutkularıyla bastırabilir. Tutkuları ise onun ölümüne giden yolun hazırlayıcısıdır.

Tarihsel bir süreç içinde değerlendirildiğinde Erol Taş, bir başka önemli rolünü 1964'de Orhan Elmas'ın yönettiği “Duvarların Ötesi” filminde oynadı. Filmde müebbet hapse mahkum edilen Babaç (Erol Taş), kendisi gibi müebbet yiyen ya da idamlık altı arkadaşı ile hapisten kaçar. Amaçları özgür olabilmek, koğuşun dışında rahat bir nefes alabilmektir. Ancak 'duvarların ötesi'nde kendilerine seçtikleri sığınak da hapishaneden daha farklı değildir onlar için. Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara. Çünkü sistem tarafından suçlanmış toplum tarafından da dışlanmaktadırlar. Gerçek suçlu kimdir? Babaç ve arkadaşlarının mı yoksa sistemin yanlış dönen çarkı mı?

Ö. Lütfi Akad tarafından 1966'da çekilen Hudutların Kanunu'nun konusu Güneydoğuda bir sınır kasabasında geçmektedir. Toprak verimsizdir ve tek geçim yolu kaçakçılıktır. Kaçakçı olmamak için direnen Yılmaz Güney'in aksine Erol Taş yani Ali Cello çoktan çareyi bu işte bulmuştur bile. Sınırdan kaçak davar geçirmektedir ancak sonunda başlattığı oyuna yenik düşer ve bir çatışmada vurularak ölür. Hudutların sert ve acımasız kanuna karşı Ali Cello'nun kötülüğü bile dayanamamıştır. Taş bu filmde de çoğunluk kötü adam rollerinden birisini alışılagelmiş bir oyun tarzı ile oynamaktadır.

1968'de Nuri Ergün tarafından çekilen “Dertli Pınar” ise Taş'ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa (Erol Taş) köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoru ile elinden almakta ve etrafındaki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı halini almıştır. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez, bütün çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.

Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen sanatçı, bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan “Ana”da Taş, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967'de çekilen ve Türkan Şoray'la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir. Yaptığı balık ağları ile geçimini sağlayan Şevket (Erol Taş), kan davası yüzünden ailesi ile birlikte köy köy dolaşmaktadır. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, filmdeki Şevket tiplemesinde tamamen farklı bir karakter çizmektedir. Kanlısı rolündeki Kadir Savun'la sanki rolleri değişmiş gibidirler. Bu seyirci içinde çok alışılagemiş bir durum değildir. Yıllar süren takibin sonunda Şevket kanlısı Musa (Kadir Savun) tarafından vurularak öldürülür.

Bir başka örnek ise, 1992 yılında çekilen, Mehmet Tanrısever'in yönettiği “Sürgün” filmidir. Erol Taş, sinemada rol bulduğu bu son filminde, kurtuluş savaşını görmüş yaşamış eski bir çavuşu oynamaktadır. Üniformasını üzerinden hiç çıkarmayan Süleyman Çavuş, göğsünde taşıdığı istiklal madalyası ile de büyük gurur duymaktadır. Çatak köyüne gelen öğretmenin (Bulut Aras) yeniliklerine sıcak bakar, ona yardımcı olur. Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur. Öğretmenin köyden sürgün edilmesini engellemek için köy halkıyla birlikte Kaymakamlığa gitse de bu işe yaramaz. Bunun üzerine çavuş gururla taşıdığı istiklal madalyasını çıkarır ve köyden ayrılan öğretmene verir.

Erol Taş'ı 1969 yılı itibariyle Çetin İnanç, 1971'den sonra ise Yılmaz Atadeniz'li macera filmlerinde sıkça görmekteyiz. Yılmayan Şeytan filminde (1968 - Yılmaz Atadeniz) Dr. Şeytan'ı oynar. Dr. Şeytan (Erol Taş), 'Tanyant' madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko'nun (1970 - Çetin İnanç) konusu ise 1875 yılında Meksika'da geçmektedir. Ramon isimli eşkıya (Erol Taş), köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir. Bir başka Yılmaz Atadeniz filmi olan Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler'in Dönüşü'nde (1968) ise (Erol Taş) yine Ramon ismi ile ancak bu kez Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske'de (1968 - Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy'da (1973 - Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı'nda ise (1968 - Mehmet Arslan) Kubilay Han rollünü oynamaktadır.

Yaklaşık 200 filmde irili ufaklı çeşitli roller alan Erol Taş, oynadığı filmlerin altısında ise başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor: Mapushane Çeşmesi (1964-Suphi Kaner), Kanlı Kale (1965-Yavuz Yalınkılıç), Efenin İntikamı (1967-Yavuz Yalınkılıç), Eşkiya Kanı/Hakimo (1968-Yavuz Figenli), Konuşan Gözler (1965-Hicri Akbaşlı), Katırcı Yani Efenin Definesi (1967-Yavuz Yalınkılıç).

45 yıllık oyunculuk yaşamı süresince sinemaya büyük emek veren Erol Taş, bu emeğin bir sonucu olarak; 1965 yılında Duvarların Ötesi ile Antalya Film Festivali'nde, 1967'de İnce Cumali ile yine Antalya Film Festivali'nde, Sahildeki Ceset ile İzmir Film Festivali'nde, Susuz Yaz'daki oyunculuğu ile ise Turizm Bakanlığı ve Meksika Accopulco Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı. Sanatçı, 8 Kasım 1998 günü, Samatya SSK Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.