Görüş Bildir

Türkiye yeni sayfa açmalı

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), 'Toplumsal Barış Süreçlerinde STÖ'lerin Rölü' adıyla haftasonu Diyarbakır'da Genişletilmiş Bölge Çalıştayı organize etti. Projenin yürütücüsü olan DİTAM, Türkiye'in birçok kentinden sivil toplum temsilcisi, akademisyen, yazarı, BÖlge çalıştayına davet ederek, katılımlarını sağladı.

Açılış konuşması sonrası basına kapalı gerçekleşen çalıştala ilgili DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, bu projeye başlarken bölgede Kürt sorunun çözümü ve yaşanan çatışmaların sonlanması için sivil toplum kuruluşlarını aktif hale getirme amacıyla Barış ağı altında bir oluşum hedeflediklerini söyledi.

İki yıldır devam eden bu toplantıların çok amaçlı olduğunu belirten Kaya, ilk amacının bölgesel bir sivil toplum birliği oluşturmak, ikinci amacının Türkiye genelinde bir sivil toplum ağına oluşturmak olduğunu ifade etti. Üçüncü amacın bu ağı uluslararası boyuta taşıma olduğunu ifade eden Kaya, KHK'lar ile sivil toplum örgütlerinin kapatılmasının projeye yansımasını şöyle aktardı;

STK'LAR SÖZ SAHİBİ OLMALI

"Herkesin savaş çığırtkanlığı yaptığı böyle dönemler birçok ülkede yaşanmıştır. Tam da herkesin savaşı, çatışmayı körüklediği bir dönemde sivil topluma çok görev düşüyor. Hiç kuşkusuz ki, "OHAL'le yönetilen, KHK ile sivil toplum kuruluşlarının kapatıldığı bir döneminde barış ağı oluşturmak tek başına kolay bir iş değil. Ama diğer yandan tam da bu dönemden böyle bir ağa ihtiyaç var. Çünkü STÖ'ler daha bu tür baskı durumlarında daha güçlü durmak, ayakta kalmak için çabalamalı."

BARIŞ AĞINI OLUŞTURABİLMEK

Barış ağının içinde siyasi anlamda her taraftan farklı STÖ'lerin yer aldığını belirten Kaya, bundaki amaçlarının tüm taraflara işin zor olduğunu ama bunu aşmak için çaba sarf etmekten vazgeçmediklerini göstermek olduğunu söyledi: "AK Parti, 90'lardaki politikanın Kürt sorununu bu noktaya taşıdığını söylüyordu, askeri vesayetin sonlanmasında sivil toplumun rolüne hep dikkati çeken kendileriydi. AK Parti Kendisini iktidara taşıyan, darbede öne çıkıp kendilerini koruyan da siviller, sivil toplum örgütleri olduğunu iyi bilen bir parti. Bence Afrin operasyonu ve ülkede cereyan eden gelişmeleri, bu süreci iç politikaya malzeme yapacaklar gibi. Yoksa bu şekilde olmayacağını, sivil toplumu kapatarak, konuşmalarını yasaklayıp Kürt karşıtlığı üzerinden politikaya giderek çözüme gidemeyeceklerini biliyorlar."

AK PARTİ YENİ SAYFA AÇMALI

Çözüm sürecinde bir taraftan Kürtlerin eşitlik, özgürlük hak gibi talepleriyle ilgili bir takım adımlar atıldığını diğer taraftan da elinde silah olan bir örgütün silah bırakmasıyla ilgili bir çalışma başlatıldığını hatırlatan Kaya, yeni bir çözüm sürecinde bölgesel dinamiklerin göz ardı edilemeyeceğini ifade ediyor: "Çözüm sürecinde sorunun iki tarafı vardı, Türkiye ve silahlı örgüt. Ama şimdi durum farklı ve Suriye üzerinden uluslararası bir boyuta sıçradı. Bu yüzden Türkiye'nin Ortadoğu'da bir Kürt politikası oluşturması zorunlu hale geldi."

IRAK VE SURİYE'DEKİ DENGE

DİTAM Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye'nin Irak, Suriye'yi de kapsayacak şekilde Kürt sorununda yeni bir sayfa açmak zorunda olduğunu, işin uluslararası boyutunu da hesaba katması gerektiğini savundu. Mevcut politikaların ve yaşanan sürecin AKP'yi bir çıkmaza doğru götürdüğünü ileri sürdü. "Türkiye, bölgede Kürtlerle kavga ederek istikrar içinde yaşamanın olanağı yok çünkü bölgede uluslararası güçler ve farklı dinamiklerin de var. Hükümet süreci bu şekilde götüremez çünkü ne ekonomik alt yapısı uygun bu işe ne de bölgedeki stratejik dengeler. Hiçbir ülke, Kürtleri yok sayarak bölgede bir politika yapması mümkün değil. Bence Türkiye de bu anlamda çözüm için yeni bir yöntem belirleyecek. Eğer bir gün çözüm için yol alınırsa o zaman üçüncü göz dediğimiz sivil toplum örgütlerine o zaman daha çok ihtiyaç duyulacak."

ŞEHİR OPERASYONUNA DÖNÜŞMEK

Çalıştayın ilk konuklarından İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim üyelerinden Sosyoloji Profesörü Mesut Yeğen konuşmasında Türkiye'nin Kürt meselesi, ona bağlı çökmüş çözüm sürecinin bölgesel dinamiklerin etkisine maruz kaldığını, bundan sonra ne olacağının da yine bu dinamiklerle ilişkili gelişeceğini ileri sürdü.

Yeğen, 15 Temmuz'dan sonra sivil toplumun belli kesimlerinin büyük baskı altında olduğu bir dönemden geçildiğini söyledi: "Özellikle Kürt meselesi ile Türkiye'nin daha demokratik bir yer olmasıyla ilgilenen sivil toplum kuruluşlarının hepsi neredeyse bir tazyik altında, bu yüzden sivil tolum yaşanan baskı durumundan etkisiz halde. Şimdi de Afrin'de yaşanan operasyon, siyaset kurumunun kışkırtması ile epey bir milliyetçi havayı teneffüs etmemize sebep oldu. Bu da sivil toplum içinde farklı ses çıkarmak isteyenler için engelleyici bir faktör. 




Etiketler: | |