Bugun...


Diyarbakır Söz

facebook-paylas
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ, AVUKATIN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ?
Tarih: 03-12-2018 08:31:00 Güncelleme: 03-12-2018 08:31:00


Evet sevgili okurlar!

Bir önceki “MANŞETTEN” yazımıza başlık olarak; “Savunma Erki Adaletin Üçüncü Sac Ayağıdır” ifadesini kullanmıştık.

 

Bugün de diyoruz ki, “Hukukun üstünlüğü mü, avukatın üstünlüğü mü?”..

Hiç kuşkusuz ki, hukukta, adalette yargının temel üç esaslarından birisi olan “savunma erki” büyük öneme sahiptir. Adalet mekinazmasının; olmazsa olmaz dişlilerindendir...

En önemlisi de; tarafsızlığıdır, bağımsızlığıdır ve kör taassubtan uzak durması gerektiği gerçeğidir…
Pek tabi ki, "savunma erki'nin" çatı kurumu, Baro'ların şeffaf ve objiektifliğidir...

Ama görünen o ki, mesleki taassubu o kadar ilerlemiş ki nerdeyse yargının üçüncü sac ayağı durumunda olan "savunma erkini"  kor topal etmiştir…
Bacağından vurularak, işlev görmez hale getirilmiştir…
Kırılmış bir türlü iyileşmez halde…
Yargının ortopedik unsurları ne kadar tedaviye çalışırlarsa çalışsınlar "savunma mesleğindeki" kör taassub o kadar körleşmiş ki, "Doğru ile yanlışı", iyilik ile kötülüğü, suçlu ile mağduru birbirinden ayıramaz duruma gelmiştir….
Nerdeyse her alanda "kötülük" hem de ranta dayalı kötülük galebe çalmaktadır.
Savunma erki dediğimiz avukatlık mesleği bazı kesimlerce öylesine bir "itibar ve güven" kaybına uğratmış ki, rantı her şeyden evvel ön planda tutarak, hakkı, hakkaniyeti ve hukuku geri plana bırakmışlardır…

***

Tabi bu tespitleri ve ortaya koyduğumuz tezde; mesleğini hakkıyla, yerine getiren, kutsallığını bilen, haktan, hukuktan, adaletin doğru işlemesinden taviz vermeyen, kesimi tenzi ediyoruz..
Ki, Türkiye geneline dair bir beyanımız yoktur…
İfade ettiğimiz, "savunma erki" içerisinde yer alan "çürük elmalardır.."

Çünkü, gördüğümüz, duyduğumuz ve müşahede ettiklerimiz vardır…
Güneydoğu Anadolu’da…
Özellikle Diyarbakır Barosu Başkanlığı bünyesinde kayıtlı olan bazı avukatlar..
Bunların, "bu tür yanlışlıklar" içerisinde oldukları, aşikardır ve gerçektir…
Ki sağır sultan dahi bilmektedir...

Hal böyle olunca, insanın aklına şu soru gelmektedir…

"Hukukun üstünlüğü mü, avukatın üstünlüğü mü?"

Bu soru gerçekten bir çok insanın vicdanında mevcuttur…
Nitekim, Diyarbakır Baro Başkanlığı’na iletmek üzere okurlar tarafından bize yöneltilen soruların da başında gelmektedir…

Eğer hukukun üstünlüğü varsa, ki olmalıdır…

"Mesleğinin ilkelerini" çiğneyerek, kendine rant temin etmek üzere kullanan avukatlar…
Hakkı, hukuku, adaleti, şeffaflığı, dürüstlüğü bir kenara bırakıp, menfaat temini için "enva-i hilebazlığı" yapan ve kullanan avukatlar…
İşte sözde bu "savunma erki" ünvanını taşıdığı söylenen avukatların Baroların bünyesinde ne işi var?

Üyelikleri nasıl kabul edilir?

Müstakil de çalışabilirler veya çalışamazlar..

Ama Diyarbakır Baro Başkanlığı bunları görmel ve müdahale etmeli, bünyesinde barındırmamalı!..
Lakin, görmezden geliniyor..
Barınıyorlar...
Onlar da "bu sahiplenmeyi" gördükleri içindir ki; baronun gölgesinde kişisel kirliliklerini, hukukun üstünlüğünden üstün tutarak icra etmektedirler..

***

Bakınız, örnek bir vakıa…
Geçtiğimiz hafta, Diyarbakır Ağır Ceza mahkemesinde görülen bir cinayet davası…
Faillerin avukatı sözde savunma yapıyor…
Akla-hayale gelmeyen yanlış, gerçekdışı, tutarsız, çürük ve sahteçiliğe dayalı beyanda bulunuyor..
Yüklü bir para karşılığında; "özel bir bilirkişi raporu" hazırlatıp, mahkemeyi yanıltmak üzere sunuyor…
Sözde resmi kriminal raporları doğru değilmiş gibi gösterip, hakikatı gizlemeye çalışıyor.
Ve bunu "hunharca, otomobilinin önü kesilerek, kurşun yağmuruna tutularak öldürülen babanın evlatlarının" gözü önünde yapıyor…
Sanki, ölen kişi suçlu, öldürenler masum!..
Yaşanan bu tablo karşısında; maktulun yakınlarının "cinnet geçirmemesi" elde değil…

Bu yetmiyormuş gibi; duruşma sonrası provokasyonca tutum sergiliyor..
Adliye kapısından çıkıp, mağdur aile fertlerinin arasından bilinçli bir şekilde geçiyor…
Sanki, "biz adamı böyle yaparız" dercesine…
Kışkırtıcı bakışlarla ortamı geriyor…
Der demez insan hali..
Hele ki, "babasını" kaybetmiş biri muhakak ki, tepki verir…
Ölen kişinin oğlu ve kardeşi, "sen ne yapmak istiyorsun, niyetin ne" derken "vay senmisin diyerek" fiziki müdahalede bulunuyor..
Sonrası kavga…

***

Peki sonuç… Sonuç şu…
Hukukun üstünlüğü ayaklar altında…
Avukatın üstünlüğü en tepe yerde, devreye giriyor..
Çünkü avukat "kişisel kavgayı" avukatlık mesleğine yansıtarak, kendisini "baro nezdinde" masum gösteriyor..
Ve korkunç bir planla olay "kişisel kavgadan" çıkarılıp, avukatlık mesleğine yönelik bir saldırıymış, konumuna sokuluyor…
Sanki, "tüm avukatlara" bu saldırı yapılmış..
Sanki planlı yapılmış...
Vicdanları yaralayan, yerlerde sürükleten bir fikriyatla "hukukun üstünlüğü yerine avukatın üstünlüğü" hükmü ön plana alınıyor..
Diyarbakır Barosu'da "mesleki taassupla" sahiplenip, olaya bir de kınama yayınlıyor…
Neticede, bu avukatın şikayeti üzerine sözde kendisine saldıran iki kişi "tutuklanarak" cezaevine konuluyor…


Ne hazin verici bir olaydır ki..
Diyarbakır barosuna kayıtlı bir tek avukat bile; "tutuklanan iki genci savunacak, davasını üstlenilebilecek" çıkmıyor…
Herkes; "mesleki taassubun" zırhını aldı…
Özellikle dava dosyasının avukatları dahi "mesleki taassubun zırhıyla" o iki gencin savunma davasına girmekte imtina ettiler…
Aile fertleri bir çok avukata gitmiş…
Ki sormuşlar da…
“Niye siz bu gençlerin savunma avukatlığını üstlenmiyorsunuz?"…
Verilen cevaba bir bakarmısınız?
"Meslektaşımız olan avukata karşı hiçbir davaya giremiyoruz… Suç da  işlese, adam da öldürse kesinlikle biz avukatlık mesleği itibarıyla onu suçlu göremiyoruz, davasına da giremiyoruz..
Eğer girersek etik olmaz…
Zaten Baro derhal bizim hakkımızda soruşturma açar, barodan atar..”

İşte yazımıza başlık olarak kullandığımız “hukukun üstünlüğü mü, avukatın üstünlüğü mü?” sorusunun cevabı burada..
Ki bas bas bağırıyor; "neredeeee hukukun üstünlüğü..?"
 

Bize göre, Diyarbakır Barosu Başkanlığı bünyesinde hukukun üstünlüğünden daha fazla "meslektaşlık hukuku" daha üstün tutuluyor…
 

Yoksa bu kutsallık simgesini ifade eden, adalet cübbesine göre hareket edilirse Baro, hukukun üstünlüğünü her şeyden önde tutmalı ve daima güçlünün değil, güçsüzün yanında yer almalıdır…
Onların hakkını ve hukukunu savunmalıdır..

Nitekim görünen odur ki, gerek bu tür olaylarda olsun ve gerekse İş mahkemelerinde olsun, bazı avukatlar hukukun üstünlüğü yerine kendi rant pisliklerini ön planda tutarak, hem de hukukun gölgesinde "adaletin cubbesine" halel getirmektedirler…
Diyarbakır Barosu da bunu görmüyorsa, görse de vatandaştan dilekçe bekliyorsa, dilekçe gitse dahi, o dilekçe aylarca tozlu raflara konulacağı için; "mekanizma" aynen işlemeye devam ediyor…

Bu itibarla kamuoyunun vicdanına yerleşmiş bir gerçek var, "hukukun üstünlüğü değil, avukatın üstünlüğü" ön planda tutuluyor.

 

Hatta kamu vicdanına dahi yıllardan beri yerleşmiş bir başka gerçek var…
O da şu…

Diyarbakır Barosu, yıllar öncesi PKK davalarında başrol oynayıp, devlete karşı PKK’yı savunan avukatları bünyesinde barındırıyordu.

Hala da zaman zaman aynı hal görülmektedir.

Ama PKK’ya karşı mağdur düşen vatandaşların, ailelerin hakkını hukukunu savunabilecek avukatlar ender bulunur...

O kadar yanlı davranışlar vardı ki PKK’lılara karşı mağdur düşen vatandaş, avukat bulamakta güçlük çekiyor..
Batı illerinden avukatlar geliyordu..
Ki hala da o etki var…
Sormazlar mı “bu ne turşu, bu ne lahana, bu ne perhiz?”

 

Hukukun üstünlüğü böyle mi korunuyor, muhafaza altına alınıyor?

Yukarıda bahsi geçen olayla ilgili bu yazıyı kaleme aldığımız saatlerde henüz, Diyarbakır Barosu’nda o gençleri savunacak bir avukat bulunamamıştı.

Onun için diyoruz ki Türkiye Cumhuriyetinde her ne kadar haktan hukuktan, hakkaniyetten, demokrasiden bahsediliyorsa da hiç de göründüğü gibi değildir…
Öylesine yaşanan bazı haller var ki, kamuoyu vicdanını titriyor…

 

Adalet Bakanı’na şunu sormak istiyoruz…

“Sayın Bakan, Türkiye hukuk devleti ise ki öyledir, demokratik ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir bakanlığın bünyesinde böyle yanlış, antidemokratik hukukdışı olumsuzluklar bazı baroların bünyesinde işleniyorsa ve bakanlıkça görülmüyorsa veya görülüp de göz yumuluyorsa vay bu memleketin haline!.."

Sonuç itibariyle diyoruz ki…
Hukuk devletinde, "hukukun üstünlüğü her alanda ön planda tutulmalıdır, avukatların üsünlüğü değil…"

 

DİYARBAKIR SÖZ

 



Bu yazı 465 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
SON YORUMLANANLAR
YUKARI