Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

EV Çİ HALE? BU NE HAL..?

Bu resim, cumartesi günü, çekildi.. Daha, İçişleri Bakanlığı tarafından, "65 yaş ve üstü için sokağa çıkma yasağı" konulmamıştı.. Ve ben de resmin bana ulaştığı an, klavyenin başına geçerek, vaziyeti kaleme aldım.. Ve şöyle seslendim…

***

E be dede, amca, dayı.. Kardeş.. Ağabey… Beyim.. Nedir bu haliniz?.. Ne işiniz var, dışarıda?. Sizin evde olmanız gerekmiyor ki?.. Firar mı ettiniz, kaçak mısınız?… Siz dost mu, düşman mısınız?.. İntihar mı, etmek istiyorsunuz.. Yoksa, cinayet ve katliam mı yapmak istiyorsunuz?.. Deyin bakalım; ne diyeceksiniz?..

***

Here hun, xalo.. Apo.. Mamo.. Pısmam.. Keko.. Bırak.. Xalti.. Lavoo… Dotmam! Ev çi hale-veye?.. Çı işi ve heye li derva!… Hûn ju qudere reviyan?… Hûn krevok'ın, çının.. Bejin, Hûn kine?.. Hûn pısmamın, Hûn bavküştine?.. Hûn xu düküşün?.. Hûn gelek mılleti qırdıkın… De bejin, fikrive, gayeve çiye!…

***

Evet, Türkçe'de, Kürtçe de seslendik!.. Şu resimdeki zat-ı muhteremlere!… Çünkü resim her şekliyle "çığlık çığlığa" atıyor?.. Çünkü, "risk" grubu yaşında olanlardır, resimdekiler!… Baksanıza, kimi atmış, kimi yetmiş?.. Seksek yaşına gelmiş bile olanlar var?.. Ya yanlarındaki, çocuklar.. Torun mu, evlat mı?.. Denir ya, Allah akıl fikir versin?..

***

Korona Virüsüne karşı!.. Salgın "virüsü" kapmamaları için.. Devlet, millet, hükümet "teyakkuz" halinde olurken!… Onlar hiçbir şey yok, olmamış gibi; "keyfiyet içerisinde" resimde görüldüğü şekliyle; Ulu Cami önünde, Parkta, Bankta oturmuş bir "alemdeler?"…

***

Alınan tedbir var, ama tedbire uyan büyüklerimiz pek yok!… Bırakın, "temas mesafesini" korumayı.. Yani bir metre uzak mesafeyi… Burun buruna, ağız ağıza, kıç kıça girmiş şeklinde sohbet ediyorlar..  Muhabirin sorusuna verdikleri cevaba bakar mısınız!…

***

"Hava almak için evden yeni, yeni çıktım.. Markete gidecektim, biraz dinleneyim diye burada oturdum!.. Hava güneşli, burada oturmayıp da eve mi hapis olalım!.. Ne kadar abarttınız şu koronayı, moronayı?.. Biz gezmeyelim mi?…."

***

80'lik Hamdi dedenin ifadesine bi bakar mısınız!!?… Aha da buradayım; "o korona gelsin, ne yapabilir ki?.." Burada korona, morona yok?.. Hepsi uydurma… Siz gazeteciler de, ha bire şişiriyorsunuz, abartıyorsunuz, milleti eve hapsettiniz.. Hiçbir şey olmaz, o kadar korkmayın!…

***

Dede Alattin'in söyledikleri.. "Evde otura otura vallahi karımla kavga ettik.. Karılar virüsten beter...Onun için evden çıktım.."

Şimdi vaki olan bu duruma; gel de bir şey de!… Bilim mi, ilim mi, akıl mı, tedbir mi, eğitim mi, inanç mı?… Tablo "hiç bir yere" konulur, değil… Söylenecek söz varsa o da; "bu kadercilik" anlayışını hala terk etmiş değiliz?…

***

Neyse!.. İlgili ve yetkili kurumlar durumun vahametini gördüler.. Dün itibariyle, ülke genelinde 65 yaş ve üstü olanlara "sokağa çıkma yasağı" getirildi…

***

Tabi burası Diyarbakır, uyan da var, hala uymayan da var.. Nitekim, dün öğleden sonra gelen bir kaç resim oldu; "yine yaşlılarımız ve yine sohbete koyulu, halde burun buruna sohbet edip, Ulu Cami önünde, oturmaktadırlar?"…

***

Diyorum ki, Ulu Cami önündeki "banklar" başta olmak üzere..! Şehrin diğer muhtelif bölgelerinde.. Özellikle, parklarda olan banklar.. Oturulabilecek yer ne varsa!… Geçici bir süreliğine, ta ki bu "virüs" illetinin salgının esintisi bitene kadar; "kaldıralım, ya da oturulmayacak" bir şekilde, tedbir altına alalım!…

***

Yoksa; bizdeki bu inat ağır bir fatura ve üzücü ölümler olarak dönebilir?… Çünkü, "evde kal, sokağa çıkma, yaşlılarımız risk altında, dedeler, babalar ne olur evde oturun" biz dedikçe, onlar da inat ediyorlar..  Sonuç itibariyle, onların nam-ı hesabına "sokağa çıkma yasağı" en uygunu… Başka türlü üstesinden gelinemez..

***

"VEFA SOSYAL DESTEK GRUBU..!"

Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkanı Hasan Basri Güzeloğlu.. Dün, "basın duyurusu" başlığıyla, 65 yaş ve üstü olanlara dair alınan önlemleri, ikametgahlarından "çıkmamaları" için, tüm ihtiyaçlarının anında, karşılanabileceğini duyurdu…

***

Vali/kaymakamların başkanlığında, 65 yaş ve üstü için, "VEFA SOSYAL DESTEK GRUBU" oluşturulacak..

İkametlerinden ayrılmalarına kısıtlama getirilen vatandaşlarımız 112, 155 ve 156 numaraları üzerinden ihtiyaçlarını bildirebilecekler.*

***

Yani.. İhtiyacını bildiren, yalnız yaşayan 65 yaş ve üstü olanlar bu numaraları arayıp, talepte bulunmaları halinde; "anında" ihtiyaçları başta kolluk kuvvetleri olmak üzere diğer görevliler tarafından anında karşılanacak?…

***

Yani, "dışarı çıkma" mazereti kalmadı, dedeler, babalar, dayılar amcalar!.. Ona göre, "evde kal" dışarı çıkma, istediğin "kapıya" gelsin!.. Sen istirahatine ve ibadetine bak!… Anlaştık mı?..

***

BİZ BİR ALEMİZ YA!..

Vallahi de öyle, billahi de öyle!.. İşte iken, çarşıda iken, okulda, çarşı pazarda iken!.. Birebir sohbetle de; hep dem vururuz!.. Şöyle bir evde olsak, istirahat etsek, ayağımızı uzatıp, çayımızı içsek.. Şu yorgunluğu, şu stresli iş ortamını atlatabilsek.. Baksana, "grip, nezle olmuşuz, baharın yorgunluğu üzerimizde var, ama çalışıyoruz"…

***

Bu inlemeyi, bu sızlamayı yapıp durmaktan geri kalmazken!.. Şu virüsle alakalı tedbirlerde "evde kal" çağrısına rağmen.. Görülüyor ki, "insanların gözü dışarda…" Parkta, gezintide.. Ötesi mangal partisi verip, pikniğe çıkanlar.. Tuhaflıktan öte bir ruh yapısına sahip şu insanoğlu!…

***

DELİLERİN PEŞİNDE KOŞUYORUZ!…

Bilemiyorum!.. Bir gaflet mi, delalet mi, cehalet mi, nedir bir türlü çıkamadım" şu, her şeye inanıp da kör taassubun cenderesine düşenlerin hal-i durumuna!.. Her şeye inanan kadar "hiçbir şeye inanmayanların da" varlığı ayrı bir vakıa!..

***

Hele ki, işine gelen, hele ki, hoşuna giden, ya da zıttı bir durum hasıl olan vakıaya karşı "refleks ve düşünce" üretenlerin, var olma halleri!.. Ki bu kesimler, özellikle sosyal medya döngüsü içerisinde, tam bir travmatik hali, hem kendine hem de o alemin içerisinde turlayanlara, yaşatılıyor…

***

Bakınız!.. Önceki gün, sosyal medyada Dicle Üniversitesi'nde yatan bir hastayla alakalı, "tetkik sonuçlarına dair bir rapor" yayınlandı.. Raporda hastanın "covid-19" yani korona virüse dair "tahlil yapılması" da istenilmiş.. Ve raporda, bu tetkik "negatif" çıkmış. Yani "virüsün bulgusu yok"…

***

Ama!.. Hasta kronik, akciğer ve diğer farklı hastalıklarından dolayı eks oluyor.. Yani hayatını kaybediyor.. Peki, sosyal medyada, Diyarbakır'da "covid-19'dan" insanlar ölüyor diye, başlık, haber ve yorumlar yapılmaya başlandı…

***

Yani delinin biri "kuyuya taş atıyor" ki niyet, toplumsal buhran, gerilim ve kaotik ortam yaratmak!.. Bir de bunun üzerinden, hükümeti vurmak!.. "Ölümler gizleniyor, saklı tutuluyor, bunlar gerçek rakamları vermiyorlar" deyip duruluyor…

***

İşte bu delilere karşı, ürettikleri cehalete yönelik ne yazık ki, akıllıların asil iş ve işlemleriyle uğraşmaları gerekirken, bunların "kuyuya attıkları taşı çıkarma gayretine" giriyorlar.. Denir ya, deliler bizi oynatıyor şu an!.. Aynen de öyle..

***

İnanın ki, şu üniversitedeki "ölüm vakıasıyla" alakalı, sosyal medyadaki belgeye ilişkin, siz deyin yüz ben deyim bin kişiye; tüm iletişim araçlarından gelen sorulara yanıt vermenin uğraşı içerisinde oldum.. İnanan oldu, inanmayan oldu, sen de mi saklıyorsun diyen bile çıktı?..

***

Öyle ki, yetkili ve etkili kurumlara, zat'a ne olur buna bir çare demek zorunda kaldık.. Nihayetinde, yazılı açıklamayla duyuruldu.. Ki hala da inanmayan yok değil var…?

***

Doğrusu şuna da kanaat getirdim!.. Hükümet.. Özellikle, ilk günden itibaren "virüsle mücadelede" sergilediği şeffaf, açık, samimi, doğru ve ihlaslı tavrıyla alkış alan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca!… İstediği kadar açık ve şeffaf olsun.. Değil, günde iki kez.. Saat başı, rapor verse, bilgiler aktarsa, raporlardan söz etse!..

***

Hastane hastane.. İl il, ilçe ilçe hatta mahalle mahalle bilgi verse!.. Birilerinin "illeri de açıklayın" ısrarına cevap dahi verilse!.. Zihni, fikri, beyni ve gözü, kulağı, ağzı "şartlanmış, içi ve dışı garez kaplamış" olanlara,  "anlatamazsınız!.." Çünkü, kör ve sağır zihne sahip!...

***

DİKEY DEĞİL, YATAY GİDECEKSİN?…

Cumartesi günü, "Miraç Kandili" idi.. Önce, gecikmeli olarak; "kandiliniz mübarek" olsun!… Kandile dair, gelen mesajlarda "bir düşüş vardı", neye hikmet bilemiyorum!.. "Eve kapanmadan mı, kaynaklıydı, yoksa virüsün etkisi mi?"…

***

Neyse!.. Ben yine sosyal medyanın "vahşi" kulvarına bakıyorum!… Bir kesim, bizim gibi "insani ve inanç" nokta-i nazarda, "kutsal günü kutladı"… Ama bazı kesimler vardı ki şeytan-i maharetlerini ortaya koyarak, laf edici oldular…

***

Mesaja bakar mısın!.. "İmama değil, hekime ihtiyaç duyduğunuzu anladınız mı" diye, laf sokucu paylaşımda bulunuyor… Neyse, cevap veren oldu.. "O imamın yanına dikey olarak gitmezsen, bir gün mutlaka yatay olarak gidersin, ey fani"…

***

Cumartesi günün diğer bir anlamı da; "Newroz Bayramı" oluşu!.. Baharın, coşkunun, özgürlüğün, değişimin, yeniliğin, huzurun, "sembolü" olan Newroz'da, "virüsün" hışmından payını aldı.. Çünkü, "doyasıya meydanlara akıp, kutlanamadı?".. Olsun, ne diyoruz, her şeyin başı "sağlık?".. Sağlıklı olalım.. Daha nice "newrozları" kutlarız!…

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Güvenini kaybedenin iflahı olmaz!….