Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!?...

Yine bir kadın cinayeti.. Yine; katil bir eş.. Ve yine dağılan, tar-u mar olan bir aile..

Ve tabi ki, yetim, öksüz kalan çocuklar… Acı, yürek dağlayan bir tablo..

Ne hazindir ki; gün böylesi "bir aile yıkımıyla" geçmiyor...

Lafı gevelemeye gerek yok.. Samimi olmak lazım.. Kadın cinayeti..

Ya da "kadınların" erkekler tarafından öldürülmesi..

Özellikle; "eşler ve sevgililer" arasındaki, vuku bulan hadiseler..

Şunu net ifade edebilmeliyiz!!… Can almalar net bir şekilde "politik cinayetlerdir?"…

***

İlk etapta.. Gözü dönmüş.. Hiddet. Şiddetli öfke.. Cinnet getirdi.. Akıl kilitlenmesi.. Şuur kaybı..

Yani, "travma" yaratıcı hal.. Kadına silahın doğrultulduğu an..

Kurşunların, peş peşe, vücuda saplandığı, an..

Bıçağın göğsüne indiği an.. Sırtına hançerin vurulduğu an.. Ya da; "baltayla, sopayla" başına vurulduğu an!….

İşte bu anlarda; "o ifadelerin" kişideki ruh hali böyledir..

Ama velakin!!… Bu evreye gelinen, zamanı unutmamak gerekir.. Sebep- sonuç ilişkisi!…

Cinayetin faili.. Ki mağduru da… Süreç içerisinde; "zihinlerindeki" beslenip, büyüyen "nefret, kin ve garez.."

Yani, bir anlık değil… İnfilakı, "uzun bir zamana" dayanıyor..

Sürekli şişirilen balon misali… Bir noktaya geldiğinde patlar…

***

Nitekim!!.. Cinayetlerin, ekseriyetinin geçmişine baktığımızda; "sonuç" kendini ele veriyor…

Bir takip var.. Bir serinkanlılık var.. Ve gidişata; "isyan" ettiren, bir "yeter artık" var..

Ölen kadın.. Ama öldüren, ya eştir, ya eski kocadır, ya sevgilidir..

Ya da; "yasak bir ilişkinin", taraflarıdır…

Sonuç!.. Fail, bir anda karşımıza "politik bir suikastın" tetikçisi olarak, çıkıyor..

"Politik" dedim… Farklı bir algıya, düşenler olabilir.. Malum; tersoluk, yüksek ya!…

Politik deyince, "siyaset, partiler, siyasiler" akla getiren olabilir..

Ya da, ülke idaresi.. Değil… Kavramsal olarak, meram bu noktada değil..

***

Anlatmak istediğim şu!!… "Erkek" ruhunda da, geninde de, yaşam kültüründe de.

Çevresinde de..

Yaşadığı toplumda da.. Aile düzeninde de.. İnkar edilemez bir gerçektir; "erkek egemenliğinin" üstünlüğü..

Yani, "erkeklik" düzeni… Değişmeyen kural, hayata hükmeden; "erkektir" mantığı…

Hakikat bu!.. Erkek, dışarıda, işte, çarşıda, pazarda!!.. "Hayatın ağır yükü" altında, eziliyor..

Horlanıyor.. Tepki görüyor.. Erkek, erkek tarafından, eziliyor…

Dışlanıyor.. Ki o kişi de, "eve döndüğünde" denir ya..

Hıncını, "karısından, çocuğundan, ailesinden" alıyor, gerçeğiyle!…

***

Tarih sayfalarında vaki.. Ki halen de, hükmünü sürdüren bir düzen!!..

"Erkeklik düzeni..!"

İşte bu düzen, "zaman tüneli" içerisinde, artık yıkılıyor.. O egemenlik, o üstünlük..

O vasıf, erime gösteriyor.. Çünkü kadın.. Sosyal.. Siyasal.. Ekonomik.. Kültürel..

 Yani; "yaşamın" merdivenlerinde yürümenin "bir kader" olmadığını, söylüyor..

Kabul edilmezdir diyor.. İçimden geldiği gibi; yaşamak istiyorum..

Gücüm var.. Yeni bir düzen, yeni bir "hayat" ikmalinde!!…

***

Tabi bu hevesin, "tetikleyici" faktörleri yüksek…

Özellikle; "ekonomik" özgürlük!!… Çalışıyorum.. Param var..

İstediğim gibi; "yaşarım sana ne?"..  Ben de senin gibiyim…!

İş ortamı.. Çevresel faktörlerin, "yönlendiriciliği!"…

Ben de "kariyer yaparım!..?" Klişeleşmiş bir ifade.. "Çocuk ta yaparım, kariyer de yaparım..!"..

***

İşte bu tablo!!.. Ve vücut bulan hal; "erkek egemenliğine..!"

Erkeklik düzenine…. Mahalle raconuna.. Toplumsal ölçülerin fikriyatına; "asiler" olarak çıkıyor..

Sorun yaratan, sorun çıkaran, kişi.. Neticede; "asiler" düzen yıkıcı olarak; "imha" edilenler, olarak görülüyor…

Hele bir de.. Düzenin; yasaları, kanunları, nizamları!!… Son yıllarda; "aile" koruma mevzuatları!!!..

Asileri "iştahlandıran.."

Düzeni de, "yok edici" ikmalde; "işlerlik" alınca!!.. Derler ya; "ateş ve benzin" misali; yakıcı oluyor..

***

İşte, bir örnek!!… Önceki gün, Diyarbakır'da yaşanan vakıa!..

Bir Doktor.. Bir avukat eş.. Ve bir çocuk…

Çift, boşanma arifesinde.. Açılmış bir dava var.. Ki kadının, iki kez "polise şikayeti" var; ölüm tehdidi aldığına dair.. Koruma, kararı var..

Hatta, mahkeme "çocuğun velayetini" kadın avukata vermiş…

Vakıa da!!!.. Kocanın, çocuğunu "görme" gününde vuku buluyor..

Konuşmuşlar.. Tartışmışlar.. Ki çocuğun yanında değil dışarıda tartışalım deyip, araçtan inmişler..

Sonrası; "korkunç" son..   Silahını çekiyor, şarjörde bulanan 14 mermiyi "boşaltıyor?"

Sonuç!!!.. Ölen bir eş.. Katil olan bir eş.. Ve yetim, öksüz kalan bir çocuk..

***

Evet, kadın cinayetleri!!.. İşte bu noktada diyorum ki; "politik cinayettir?"…

Hiç bir olay; "geçmişsiz" değildir.. Hikayesi vardır.. Bir maziye sahiptir…

Ki genellikle; aile içi geçimsizlik denir.. Yıllarca hep böyle; denilip duruldu..

Ama çözüm; işte o hakikate yönelim yok!!…

Olayın hikayesi, konuşulmuş… Tabi cinayetin, vücut bulmasından sonra..

***

Kadın için..

"Kadın, "yeter artık" demiş.. Ben senin, perişanlığını çekemem.. Şunu yapma, şu alışkanlığını terk et.. Çocuklara ilgisiz.. Bize sevgin yok.. Sen ne biçim erkeksin.. Bak el alem ne yapıyor, sen neredesin?…" denilmiş…

***

Erkek için…

Yeter bu eziklik ya.. Kadınsan kadınlığını bil.. Kişiliğimizi eziyorsun.. Evinde otur.. Çocuklarınla ilgilen.. Benim dediğimi yap.. Ben erkeğim, sen kadınsın.. Benim sözüm geçerli.." denilmiş…

***

Hele bir de; "tarafların" aile efradının; ateşi körükleme hali..

Gelin kaynana.. Kaynana damat.. Çevresel faktörlerin, "mahalle baskısını" icra etme halleri..

Senin bu karın.. Senin bu kocan… Diye başlayan kurgulu cümlelerin, "yıkıcı" zelzelesi..

Olayların senaryosundaki "oyuncular" bireyse de!!!… Hakikati, toplumsal "tahribatın", dışa patlamışıdır…

Çünkü; üç başlıklı bir akıl işleyişi var burada..

Bir akıl, "erkeklik düzenini" yıkan "asiler" olarak görülen kadınlara, "abıhayat" verilmesin diyor…

Şiddeti ve cinayeti; "meşru" bir zeminde, görüyor..  Bu alana, sürekli çekme gayreti içerisinde argüman üretiyor..

***

Bir akıl ise.. Ki birinci akla; "omuz" veren, mevcut nizam!!..

Cinayetler.. Öldürmeler.. Bir "cinnettin" zuhurudur.. Şu olmasaydı, bu olurdu, sözüyle; "hadiseyi" minimize etmekte!.. Devlette, yargı da, ki erkeklik düzeni de!!…

"Ağır tahrik indirimi..!"

İki aklı, kendine göre "boşa çıkaran" bir akıl.. Kadın..

Özgürsem.. Eşitlik varsa.. Çalışıyorsam…. Param ve makamım varsa.. Herşeyi yaparım..

Kim ne karışır?… Yani sınırsız, sorgusuz, sualsiz bir "hayatın" serüvenine, yelken açmış bir zihniyet!…

İşin garibi de!… Sağcısı da.. Solcusu da.. Liberali de.. Muhafazakarı da.. Radikali de.. Zengini de.. Fakiri de… Çalışanı da, çalışmayanı da… Eğitimlisi de, eğitimsizi de!!!..

Kısır döngü içerisinde; "meseleleri" düz mantıkla, değerlendiriyoruz!!…

***

Ne, devlet-i aliye.. Ne müesses nizam.. Ne de, ülkenin idaresini elinde tutan siyasal iktidar..

Ne de kamu?..

Ve tabi ki; "biz erkekler?'.. Hiç kuşkusuz ki kadınlar da….

Hal-i vaziyet niye böyledir denilmiyor?

Devlet; Ailelere, çiftlere, kadına, kocaya, eşe, çocuğa!!!… Maddiyat kadar.

Maneviyatı hangi ölçüde verebiliriz ki; "bütünlük" olsun!!..

Kadın erkekten.. Koca eşten.. "Kral çıplak" gerçeğiyle; "Biz nasıl sıcak bir yuva kurabiliriz" de zelzeleye kapılmayalım; "diyor mu?

Değil.. Varsa yoksa; "herkes" benim, doğrum diyor?…

***

Biz!!.. Başımızı iki elimizin arasına almazsak…

Hayatı da… Yaşamın gerçeklerini de.. Çevresel faktörleri de..

Evdeki, kasadaki, zihindekileri "birbirleriyle" örtüştürmezsek!!..

Biz daha çok; "aile cinayetlerine" şahit olacağız..

"Kan donduran olaylar" diye, yakınıp duracağız.. Ama; iş hep nafile kalır..

Hasılı kelam; "Biz bizden ne istiyoruz" sorusuna acil cevap şart!!…

ÇÜNKÜ; CİNAYETLER "POLİTİK..!"

***

RENCİDE ETMEYİN!!….

Bayanlar.. Beyler… Hey siz siyasiler…

Bu ne riyakarlıktır..

Bu ne, insan onuruyla oynama halidir..

Bu ne kepazeliktir...

Sözde, fakirin evine misafir oluyorsunuz..

Sözde, iftar açıyorsunuz..

Sözde sahur için, yoksulun "kısmet ne ise", ikametgahına, dalıyorsunuz!!!…

Sonra da!!!…

Kameralara..

Objektiflere..

Gazetecilere; "poz poz resimler" çektirip, bir de klip yapıyorsunuz!!..

Ayıp oluyor ayıp!!!..

***

Eğer çok samimiyseniz..

Eğer fakiri, yoksulu, garip gurabayı düşünüyorsanız.

Eğer bir hayır..

Eğer bir sevap..

Eğer ki, insani bir duygu eforu sarf etmek istiyorsunuz!!…

O koruma ordusuyla..

Siyah arabaların konvoyuyla..

Hazır yemek tabldotuyla; "yarattığınız" tahribatın tepkisini almak istemiyorsanız!!…

***

Gideceğiniz eve.. Misafir olacağınız aileyi..

İftarına, Sahuruna, konuk olacaklarınızı…

O koruma ordunuzla..

O siyah arabalarınızla; "evlerinden" misafir olarak alın.. Öyle gözaltı misali, bir tabloyla değil..

İnsani bir organizasyonla!!…Ballı, börekli… Bol kepçeli. Etli, butlu, şöbiyetle..

Tatlılı… Hurmalı… Şerbetli; "sofralara" misafir etseniz!!..

Daha bir samimi olmaz mısınız!!!… Olursunuz..

***

Belki o zaman; şu sözünüze inanılır..

Eskiden, 40-50 evin ahalisiyle iftar yapardık..

Sahura kalkardık..

Ama şimdi, iş büyüdü.. Makam ve mevki oluştu.. Artık; 300-400 aileyle işte böyle; "hep birlikte" iftar açıyoruz.. Sahur yapıyoruz diyebilirsiniz.

Herşey daha güzel olmaz mı?…

Daha da güzel olmaz mı?.

***

BAKAR MISINIZ!!...

Kim kimi, cezalandırıyor?… Şöyle ki…

DEDAŞ..

Mardin Su ve Kanalizasyon kurumu (MARSU)dan alacaklı..

Alacak, kayyum dönemine ait..

Tutar, 90 milyon liranın üzerinde..

Günlerdir, konuşuluyor ama çözüm yok..

Önceki günden itibaren, DEDAŞ şalteri indirdi..

Ya borç ödenecek, ya da elektrik kesintisi sürecek..

Elektrik yok diyerek, kesinti başlattı..

Üç gündür; MARSU'ya elektrik verilemiyor..

İşte bu çekişmeden dolayı da!!..

Üç gündür koca Mardin ve çevresi; "kerbela" hayatı yaşıyor…

"Şehre su taşıyan kanal ve pompa istasyonu" devre dışı, kaldı?…

Bu sıcakta..

Bu Ramazan-ı Şerifte..

Ve tabi ki, bu çağda, zaman dilimi içerisinde; halka reva görülen ceza!!!..

Kim suçlu?

Kim suçsuz?

Noktasında değilim; ama velakin hala 80-90'lı yılların kafası hakim ise!!!…

Demek ki; "ilerleme" yok..

Ha bir de devlette devamlılık esastır, ilkesi nerde?

Ha bir de, DEDAŞ özelleştirildi diye de; dokunulmaz değil..

Hele ki; "kamu cezalandırması" hakkına hiç de sahip değil…

Ki, mahkeme kararı olmasına rağmen… "Kesinti yapılamaz" denilmesine rağmen!

Buna rağmen kesinti…

Yapılan savunmaya bakar mısınız!… Şüyuu vukuundan beter misali.. 

İftar ve sahur vaktinde; "elektrik" veriyoruz deniliyor..

Diğer saatlerde yok..

Ne diyelim; "vaziyet" yine "vur abalıya" misali; "mağdur halk..!"