Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

RÜŞVET ÇARKINA KARŞI!...

Eski vekilin "paylaşımı" benim de "yüksek sesle" mevzuya müdahil olmam.. Denir ya, "bir dokun bin ah işit" misali, iki günden buyana aldığım "ihbar ve mesaj, telefonların" haddi hesabı yok… Ki yazımın altına, yapılan paylaşımlar var ki; kim ne demiyor ki?"… Neler konuşulmuyor, neler anlatılmıyor, bi bilseniz!..

***

Ne var ki, "rüşvetin belgesi" olmaz gerçeğiyle, "çünkü alan da memnun veren de memnun" her ne kadar "melun olsalar da", şeytanı yakalamak zor.. İster daimi kadro, ister mevsimlik, ister geçici, isterseniz de TPC.. Hangi kapsamda işe alımlar varsa, söylenen, iddia edilen şu!…

***

Rüşvet vardır, suistimal vardır, adam kayırma vardır, siyasilerin, teşkilatların, vekillerin "kontenjanları" vardır, listeleri hazırlayan, sunan, onaylayan kendileri.. Yani şaibeden kurtuluş yok… Özellikle İş Kur üzerinde alınan işçilerin yüzde 25'ine yakını da "bankamatik" elemanı, deniliyor… İşe gitmeden maaş alınıyor..

***

Eğer ki bir neşter vurulacaksa!.. Samimiyetle "yeter artık, ed-i bese" denilecekse; çok yönlü bir tahkikat başlatılması gerektiği gibi, denetimlerin sıklaştırılması lazım… Çalışan-çalışmayan ortaya çıkarılır.. Geçmişte kimin nasıl dümen çevirdiğini, Bakanlık müfettişleri ortaya çıkarmıştı..

***

Şimdi bir irdelense; "irin patlar" kim, kiminle iş tuttuğu ortaya çıkar.. Söylenen; bir işçi ya da iki işçi dahi alınacaksa; "kurayla, noter huzurunda" belirlensin.. Bir de şu mülakat sınavı da, artık "kamera karşısında, aleni, herkesin gözü önünde yapılsın".. Çünkü; "suistimal" ediliyor.. Çünkü mülakat, "kayırma" libası oldu…

***

NOT… Dün DSİ Genel Müdürlüğünden açıklama geldi.. Söz hakkına saygı gösterme noktasında, özetle ifade edilen şu… "Bizim işçi alımlarımız, sınavlarımız, yazılı ve sözlü, tüm aşamalar görüntülü noter huzurunda yapılmaktadır. Bunun dışındaki açıklamalar mesnetsiz…"

***

Şimdi, kim inanır, kim inanmaz bilmem.. Ama benim bu beyana merak noktasında ikmale getireceğim soru şu!… "Vaki olan var mı?".. Yani gören!…

***

 

BİZİM "KİBİR ABİDEMİZ?!"

Pişkinliğe bakar mısınız… Ne yazık ki; "tükürüğe yağmur" diyor!… Vakıf oldunuz, zevatın teki "makam ve mevki" kibirlisiyle, işçisine kestiği ceza hükmünün içeriğine… Belediye çalışanını "selam vermediği" için, tuvalet önünde oturtup, gelene geçene selam verme "cezası" vermiş..

***

Hadise, gündem olunca.. Halkta infial uyandırınca, AK Parti mevzuya öfke kabartıp, cezalandırmaya gidince!.. O onur kırıcı, pişkin zevat, burnundan kıl aldırmayan "kibir abidesi" savunmaya geçmiş!.. Ama öyle böyle değil; savunmasının muhtevası!..

***

Şuursuzluğuna, gayri ahlaki idarecilik vasfına, kibrine, pişkinliğine, insan onurunu kıran karakterine öylesine bir kılıf ve libas giydirme gayretine girmiş ki akla ziyan!..? "Mevzuyu kapitalizm, komünizm, hatta dış güçlerin uluslararası yapıların suikastı" boyutuna vardırmış… Nerdeyse Trump'u dahil edecek..

***

Hani denir ya "bu kadarına da pes!…" İşte, bu "kibir abidesi" zevat, bir de "duygu sömürüsünde" bulunmuş… Ki buna da, bu kadarı da olmaz dedirtiyor.. Reis'e, Ak Partiye methiyeler dizerken, "muhafazakarlığına, İmam Hatipli olduğuna da" sinyal çaktırıyor…

***

Kim ne der bilmem!.. Ama benim diyeceğim şu; "böylesi karaktere" sahip kibir abideleri; 40 tas su döküp, tövbe etseler bile, "huylu huyundan vaz geçmez" diyerek, inanmam ve güvenmem!

***

Biliyorum diyeceksiniz ki!.. Bahsettiğiniz bu zevatın yaptığının, bizim Diyarbakır’ımızın "siyasi abi-ler-inin" o meşhur kibirlerinin, o tepeden inmeci ruh hallerinin, o burnu havalı yüzlerinin, o "hor görme" hallerinin yanında, "masum" kalır..

***

Eee.. Yıllardır Diyarbakır'da AK Parti "neden kan kaybediyor, neden bir türlü, tüm imkanlar vaki iken "iktidar" olamıyor, başarı elde etmiyor, sürekli "gerileme" yaşıyor diye soruyoruz ya?!!!.. İşte nedeni; "bu kibirli siyasilerin, kibirli siyaset anlayışlarının, her şeyi ben yaptım, ettim, bilirim" demelerindendir?…

***

Netice itibariyle halk; "kimin samimi, kimin kibirli, kimin insani, kimin rahmani, kimin zebani" olduğunu biliyor, izliyor, takip ediyor.. Ki ona göre de tavrını koyuyor… Bir düşünürün ifadesiyle; 15 yılda insanların "gönüllerine, yüreklerine, kalplerine" inememişseniz; "sizin demek ki kalbiniz yok.?!"

***

İşte asıl "suikast" ve çıkmaz sokak, kan kaybetme haline çözüm üretme, şifa bulma adına "o kalpsizlerin"  yetkilendirilmeleridir… Nüfuz edici, kılınmalarıdır… Denir ya "kalpsiz, kalp onarabilir mi?".. Ne mümkün; kibir abidesi olmaktan öte!…

***

İKİ PARTİ BARAJI AŞIYOR?..

Metropoll'e göre; "anket" sonucu bu veriyi ortaya koyuyor. Ak Parti ve CHP…

24 Haziran'a göre "partilerde oy kaybı da" hayli yüksek.. Yani "siyaset bir kan kaybı" yaşıyor..

***

Bugün seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz sorusuna gelen yanıt?.. Oran şöyle..

***

AK Parti yüzde 33.4

CHP yüzde 19.1

HDP Yüzde 9.7

MHP Yüzde 8.7

İyi Parti Yüzde 7.7

Saadet yüzde 0.7

Genel toplam yüzde 79.3

Kararsızlar yüzde 20.70

***

Mevcut tablodaki eksiklere baktığımızda!… DSP yok, Davutoğlu, Babacan ve Genç Parti.. Anavatan, Doğruyol!.. Onlar eksik…

***

Görünen o ki, "ikinci parti" konumunda olan aslında CHP değil.. Kararsızlar!.. Ki kararsızların "oy dağılımında", elek üstü, yani barajı aşan parti sayısı, mevcudiyeti yineliyor.. Ama, yeni oluşumların rüzgarı, her yönüyle yüzde 79'a yönelik olduğu için; "dengeler" değişken..

***

Nitekim, Metropoll'un Ekim ayındaki verilerine baktığımızda!… AK Parti, MHP ve Saadet oy kaybı, CHP, HDP ve İyi Parti'de de kıpırdama vardı…Sonuç ittifakları önemsiyorsa, "işte orada" yeni oluşumlar "anahtar" konumunda!… Kim kimden ne alır?..

***

UNUTMUŞTUM…

Neyi mi; 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü.. Çünkü iki kelam etmedik.. Biliyorum siz de benim gibi; iyi de dünyada insan hakları gibi bir kavram, ya da "hak tanıma, bilme, sahiplenme ve güvence altına alma" gibi bir hal var mı ki… Sizce!…

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Sahi "vekil" nasıl oluyor da "asilden" üstün olur.. Neyse o milletvekili..