Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

SİZ BİRER PROVOKATÖRSÜNÜZ?!?

Evet, lafı evelemeye, gevelemeye gerek yok!… E be gafil; sen bir hainsin.. Kalleşsin, provokatörsün.. Türkiye'nin de, Türklerin de, Kürtlerin de, yani 81 milyon ülke insanının ve tabi ki, 780 bin kilometrekarelik coğrafyanın, baş düşmanısın ki ; "ırkçılık" üzerine şiddet uyguluyorsun… Çünkü, ırkçısın, şovenistin, faşistsin; "sen ülkeyi ve milleti" bölen en büyük hasımsın!…

***

Yoksa!.. Zaferlerin, Kurtuluşun, Bağımsızlığın cephesi olan Çanakkale'de, "ceza ehliyeti" olmasa dahi, 74 yaşındaki Ekrem Yaşlı amcayı "düşman" görmezdin!.. Hasta yatağındaki 71 yaşında olan eşi Bedriye Yaşlı'yla, hastanenin çatısı altında anadili olan "Kürtçe" ile konuşmasına, tahammülsüzlük göstermezdin.. Eşinin yanında, hastane ortasında ona saldırmaz, soda şişesini kafasında kırmazdın, başını yarmaz, kanlar içerisinde bırakmazdın… Eee beee kalleş herif…

***

Ama ne yazık ki!.. Senin o barbarlık, şuursuz aklın ve ırkçı kirliliğin yüzüne, zihnine ve ruhuna üstünlük sağladığı için; hepsini yapmışsın eee be neciz herif!.. Daha beteri; üstüne üstlük, kendin gibi bazı ruhsuzları yanına alarak neciz vukuatını; "Türk-Kürt" çatışmasına dönüştürme, "tinetliğini" ortaya koymuş, koyulması için de zemin oluşturmaya müsebbip oluyorsun… Ki, birilerinin yangın yerine dönüştürmek istediği ülkedeki yangına bu hamlelerle, "benzinle ve körükle" gitmeyi behiz görme gayreti güdülmüş!…

***

Hele ki, Türkiye Suriye'de bir "mücadele" verirken… İç ve dış etkenlerin yaratmak istediği kaotik durum var iken.. Yedi düvelle çatışma içerisinde bulunurken, milleti de katıp işi, Türkiye'nin iç çatışmasına evirme gayreti sergilendiği bir evrede, böylesi bir "haince arkadan hançer indirmen" Türkiye'ye diş bileyen düşmanlara eşsiz bir katkı sunduğu düşünülmez mi?.. Bazı şer oluşumlara da; "bakın biz ne kadar haklıyız" çığlığını attırmaz mı e be vaziyete çanak tutan, müsveddeler!…

***

Ama!.. Bu ülke insanının feraseti, sağduyusu, değer ölçüsü "senin oyununa" gelmez ve bozar!!.. Geçmişteki gibi.. İster Türk olsun, ister Kürt olsun, isterseniz bir başka ırktan olsun.. Bu coğrafyanın havasını solumuş, teneffüs etmiş, içine çekmiş, örfünü, adabını, kültürünü, değerini, inancını bin yıllık geçmişiyle harmanlayıp, yaşama birlikteliğinde olan her kişi; "oltanıza" gelmez.. Bilesiniz ki, sizin ve sizin gibi hainlerin, kışkırtıcıların, şuursuzların varlığına dün olduğu gibi bugün de "prim" vermez, vermeyecektir, verenin de yüzüne tükürür, tükürmüştür… Tıpkı, şimdi tükürüldüğü gibi..

***

Ancak, böylesi "kışkırtıcı, ayrıştırıcı, öfke seli oluşturan" sokağı ve toplumu geren hadiselerde, yargıdan "caydırıcı" bir işlem hep beklenmiştir.. Ve hep; polemik konusu edilmiştir.. Ki, Sakarya'da bundan 50 gün önce, ailesiyle fındığa giden 19 yaşındaki Şirin Tosun'un vurulmasında yaşananlar gibi!… O da; Kürtçe konuştuğu için 6 kişinin saldırısına uğradığı iddia edildi.. Linç edilmek istenildi.. O saldırıda ağır yaralanmıştı.

***

Önceki gün öğreniyoruz!… Tosun 50 günlük Adapazarı Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde; "yaşam" savaşını kaybetmiş!… Cenazesi de, Diyarbakır'a getirilip, Dicle'nin Kaygusuz köyünde, toprağa verilmiş!.. Fail, katil, ya da saldırgan hangi tanımı getirirseniz getirin; vaki olan biri var mı?.. Yok.. Sıradan adli bir vakıa olarak işlem görünce; "makul gerekçeler" öne sürülünce, tabiri caizse "herkesin yaptığı yanına kar kalıyor" noktasında, hal böyle oluyor..

***

İki vakıa, iki insan ve iki kare de resim!.. Biri 19 yaşında genç Şirin Tosun.. Hayalleri olan, bu ülkenin bir evladı.. Bir kaç ay sonra; "vatan toprağını" korumak üzere askere gidecekti.. Belki de, Suriye'deki Mehmetçiklere takviye olarak gidip, "cephede" yer alacaktı.. Sonra,  askerden dönecekti… Evlenecekti, hayata dair hayallerini gerçekleştirmenin peşinde mücadele edecekti.. Ama bir iki ruhsuz barbar "izin vermedi?"..

***

Ekrem Yaşa amca!.. 74 yaşında.. Hayatın tüm evrelerini, yaşamış, geçirmiş, gün görmüş!.. Halk deyimiyle, "ununu elemiş, eleğini asmış…" Şirin Tosun'un yapmayı planladıklarının hepsini yaşamının zaman diliminde yerine getirmiş.. Ömrünün son deminde, huzuru, şefkati, birliği, dirliği ve merhameti ruhunda taşırken; "barbarca gördüğü" muamele karşısında, ağzından çıkan tek sözcük var.. Her şeye rağmen; "Allah belanızı versin" oluyorsa, hadiseyi iyi irdelemek gerekir…

***

Sonuç itibariyle!.. Bu vakıalar ilk değil.. Son da olacak gibi değil.. Ki tam aksi durumlarda yaşanmıyor değil.. Ama; toplumsal birlikteliğimizi koruma adına, dirliğimizi, yekvücut bütünlüğümüzü, 81 milyon milletimizin varlığı, ülkenin de bekası için.. Özellikle de; olağanüstü yaşadığımız ve geçirdiğimiz dönemin tüm hassasiyetlerini gözeterek; bu ve benzer vakıalara karşı duyarlı olalım.. Sağduyuyu elden bırakmayalım.. Birilerinin oyununa gelmeyelim.. Ve birileri bu olaylar üzerinden de kendine pay çıkarıp, sinsilikle işi "hasıma ne" tutuma çevirmesine de fırsat vermeyelim!.. Zaten maya da tutmaz..

***

Onun için; böylesi kişiler.. İster; "Kürtçe konuştuğu" için, ister Türkçe konuştuğu için; saldırıyorsa.. Bunun "eli kanlı, silahlı teröristten" hiçbir farkı yoktur.. O'nun saldırısı, onun "haince" kin kusma hali; Türkiye'nin en büyük düşmanından beterdir.. Böyle bilinmeli ve böyle muamele görmeli.. Kimse de; "ırk" adına, şu adına, bu adına, ideoloji adına "koruyup-kollamamalı.?" Aman ha, aman!..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Irkçılık, ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır….