BARIŞ İÇİN TARİHİ FIRSAT
Çözüm süreci ve Meclis’te atılan yasal adımlar 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi Diyarbakır’ın gündeminde.
Siyaset, sivil toplum ve iş dünyası temsilcileri, kalıcı barış için hukuki güvence, demokratik siyaset, toplumsal mutabakat ve ekonomik kalkınmanın birlikte ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti.
Sümer: “Barış; yatırım, kalkınma ve refah demek” AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Hamit Sümer, barışın yalnızca silahların susması olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, toplumsal huzur, güven, yatırım ve kalkınmanın kalıcı barışın ayrılmaz parçaları olduğunu vurguladı.
Özer: “Kalıcı barış için toplumsal irade sürece dahil edilmeli” DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Gülşen Özer, Meclis’ten geçen çerçeve yasayı önemli bir başlangıç olarak değerlendirirken, kalıcı ve onurlu barış için demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece aktif biçimde katılması gerektiğini söyledi.
Eke: “Barış, demokratik bir gelecek projesidir” CHP Diyarbakır İl Başkanı Av. Sertaç Eke, hukuki adımların önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını belirterek, hukuk devleti, adalet, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Ergin: “Kazanan Türkiye, milletimiz ve gelecek nesiller olacak” Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin, çerçeve yasanın geçmişteki tecrübeler açısından önemli bir fark ortaya koyduğunu belirterek, barışın günlük siyasetin konusu olmaktan çıkarılması ve devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tanrıkulu: “İnsanların huzur içinde yaşaması en doğal hakkıdır” HÜDA PAR GİK Üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, yaklaşık yarım asırlık çatışma döneminin ardından silahların susmasının önemli bir gelişme olduğunu belirterek, temel hak ve özgürlüklerin siyasi yollarla, diyalog ve müzakere zemininde ele alınması gerektiğini söyledi.
Yılmaz: “Kayıpların giderilmesi barışın sağlanmasıyla mümkün” İHD Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Ercan Yılmaz, çerçeve yasanın Meclis’te kabul edilmesini toplumsal barış açısından önemli bulduklarını belirterek, bundan sonraki süreçte insan hakları ihlallerinin giderilmesine odaklanılması gerektiğini ifade etti.
Yeşil: “Barışın kazananı bütün Türkiye olacak” Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil ise kalıcı huzurun yatırım, üretim ve istihdamın önünü açacağını belirterek, sürecin hukuk ve Meclis zemininde geniş bir mutabakatla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Filiz YAŞA
DİYARBAKIR(SÖZ)-1 Eylül Dünya Barış Günü, Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm süreci ve bu süreç kapsamında atılan yasal adımların gölgesinde karşılanıyor. Diyarbakır’da siyasi parti, insan hakları kuruluşu ve iş dünyası temsilcileri, farklı siyasi yaklaşımlara rağmen barışın kalıcı hale gelmesi konusunda ortak beklentilerini dile getirdi.
Kentte öne çıkan başlıklar çatışmasızlığın kalıcı toplumsal huzura dönüştürülmesi, sürecin Meclis ve hukuk zemininde yürütülmesi, demokratik siyasetin güçlendirilmesi, toplumsal güvenin tesis edilmesi ve bölgenin ekonomik kalkınmasının hızlandırılması oldu. Temsilciler, geçmişte yaşanan çatışmalı dönemlerin Diyarbakır ve bölge üzerinde bıraktığı sosyal ve ekonomik izlere dikkat çekerken, yeni dönemin yalnızca güvenlik ve siyasi başlıklarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
SÜMER: “TOPLUMSAL BARIŞIN TESİSİ”
AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Hamit Sümer, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün kendileri açısından kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kıymetli olduğunu söyledi. Barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini belirten Sümer, insanların birbirleriyle diyalog kurabildiği, toplumsal huzur ve güvenin tesis edildiği, refahın arttığı ve insanların geleceğe umutla bakabildiği bir düzenin barışın asıl karşılığı olduğunu ifade etti.
Barışın tek bir madde veya düzenlemeyle ölçülemeyeceğini dile getiren Sümer, “Barış; yatırım demek, kalkınma demek, ekonomik ve sosyal refah demek, insanların kendisini güvende hissetmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi demek” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumda barış ve huzur olduğunda ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmenin de önünün açılacağını belirten Sümer, geçmiş dönemde çatışmaların ve yaşanan acıların toplumda oluşturduğu travmalara tanıklık eden insanların barışın değerini çok daha iyi bildiğini söyledi. Sümer, Türkiye’nin yeniden bir çözüm sürecini konuşmasının ve sürecin hukuki bir zemine taşınmasının 1 Eylül’ün anlamını daha da önemli hale getirdiğini kaydetti.
ÖZER: “BARIŞIN SESİNİ BÜYÜTELİM”
DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Gülşen Özer, bu yılki 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün kendileri açısından daha büyük bir anlam taşıdığını söyledi. 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile Türkiye açısından yeni bir dönemin kapısının aralandığını savunan Özer, çağrının ardından gelişen sürecin yıllardır savaş ve çatışmalar nedeniyle ağır bedeller ödeyen Türkiye halkları açısından tarihi bir fırsat ortaya çıkardığını ifade etti.
Meclis’ten geçen çerçeve yasayı önemli bulduklarını belirten Özer, bunun sürecin başlangıcından bu yana devlet tarafından atılan ilk yasal adım olması açısından kıymetli olduğunu söyledi. Ancak kalıcı ve onurlu bir barışın yalnızca yasal düzenlemelerle inşa edilemeyeceğine dikkat çekti.
Özer, demokratik siyasetin güçlendirilmesi, toplumsal iradenin sürece dahil edilmesi ve halkların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Yıllardır bölgede yaşanan savaşların, çatışmaların ve dökülen kanın sona ermesini istediklerini kaydeden Özer, annelerin gözyaşının dinmesi, gençlerin yaşamını yitirmemesi ve halkların özgür ve demokratik bir geleceği birlikte kurabilmesi için barıştan yana olan herkese çağrıda bulundu. Özer ayrıca 1 Eylül’de Diyarbakır’da düzenlenecek yürüyüşe ilişkin çağrısını yineleyerek, farklı siyasi ve toplumsal kesimleri barış mesajı etrafında bir araya gelmeye davet etti.
EKE: “ANLAYIŞ, ADALET VE AŞ”
CHP Diyarbakır İl Başkanı Av. Sertaç Eke de barışın yalnızca silahların susması olmadığını söyledi.
Barışın, toplumun kendisini güvende, eşit ve özgür hissettiği kalıcı bir düzenin kurulması anlamına geldiğini belirten Eke, son dönemde atılan hukuki adımları ve yasal düzenlemeleri çatışmasızlığın kalıcı hale gelmesi açısından önemli ve olumlu bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Ancak hiçbir yasanın tek başına toplumsal barışı kurmaya yetmeyeceğini dile getiren Eke, hukukun üstünlüğü, demokrasi, temel hak ve özgürlükler ile toplumsal güvenin sürecin temelini oluşturması gerektiğini söyledi.
CHP olarak barışı siyasi hesapların değil, toplumun ortak geleceğinin meselesi olarak gördüklerini belirten Eke, Diyarbakır’ın beklentisinin kimsenin kimliği, düşüncesi veya yaşam biçimi nedeniyle ötekileştirilmediği, gençlerin geleceğe umutla baktığı ve annelerin evlat acısı yaşamadığı bir Türkiye olduğunu kaydetti. Eke, “Anlayış olmadan kardeşlik, adalet olmadan barış, aş olmadan toplumsal huzur olmaz” sözleriyle ekonomik ve sosyal boyuta da dikkat çekerek, 1 Eylül’ün barışın yalnızca bir temenni değil, birlikte kurulması gereken demokratik bir gelecek projesi olduğunu hatırlattığını söyledi.
ERGİN: “ASIL MESELE BUNDAN SONRASI”
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün yıllardır özlemi duyulan kalıcı barış ve kardeşliğin inşa edilmesine vesile olmasını diledi.
Meclis’ten geçen çerçeve yasanın önemli ve tarihi bir adım olduğunu belirten Ergin, geçmişte yaşanan tecrübelerin barış iradesinin mutlaka hukuki bir zemine oturtulması gerektiğini gösterdiğini söyledi.
Süreçlerin kişilere, hükümetlere veya dönemsel siyasi şartlara bağlı kalmaması gerektiğini ifade eden Ergin, Saadet Partisi milletvekillerinin düzenlemeye destek vermesinin Türkiye’nin huzur ve kardeşlik ihtiyacına verilen önemin göstergesi olduğunu belirtti.
Ancak bir yasanın çıkmasının sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini vurgulayan Ergin, asıl meselenin bundan sonra atılacak adımlar olduğunu söyledi.
Silahın ve çatışmanın tamamen geride bırakıldığı, siyasetin ve hukukun tek meşru zemin olduğu, hiç kimsenin kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş veya geleceğinden endişeli hissetmediği bir Türkiye hedeflediklerini dile getiren Ergin, geçmiş çözüm sürecinden çıkarılması gereken dersler bulunduğunu ifade etti.
Ergin, kalıcı barış için hukuki güvencenin yanı sıra adalet, eşit vatandaşlık, demokratik siyasetin güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini sürecin sahibi olarak görmesi gerektiğini söyledi.
“Barış, günlük siyasetin konusu olmaktan çıkarılıp devlet politikası ve toplumsal mutabakat meselesi haline getirilmelidir” diyen Ergin, sürecin sonunda kazananın bir taraf değil, Türkiye, millet ve gelecek nesiller olacağını vurguladı.
TANRIKULU: “SİLAHLARIN SUSMASI ÖNEMLİ”
HÜDA PAR GİK Üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, Dünya Barış Günü’nün dünya genelindeki çatışmaların sona erdirilmesi açısından önem taşıdığını söyledi.
Türkiye özelinde yaklaşık 50 yıla yaklaşan çatışmalı dönemin toplum üzerinde ağır bedeller oluşturduğunu belirten Tanrıkulu, partisinin başından beri silahların susması, siyasi örgütlenmenin önünün açılması ve temel hak ve özgürlükler için siyasi yolların kullanılması gerektiğini savunduğunu ifade etti.
Hak ve özgürlükler konusunda diyalog ve müzakere yönteminin esas alınması gerektiğini belirten Tanrıkulu, insanların büyük acılar yaşadığını ve bu nedenle silahların susmasının halk açısından olumlu ve temel bir gelişme olduğunu söyledi.
Tanrıkulu, bundan sonraki süreçte Kürt meselesinin daha rahat ve huzurlu bir ortamda ele alınabileceğine inandığını belirterek, silahlı yapıların feshedilmesi yönündeki adımların önemli olduğunu savundu.
Dünya barışı açısından da Türkiye’nin daha güçlü olması gerektiğini ifade eden Tanrıkulu, ekonomiden savunma sanayisine, özgürlüklerden insan haklarına kadar birçok alanda güçlü adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Konuşmasında Gazze, Filistin ve Venezuela gibi uluslararası gelişmelere de değinen Tanrıkulu, dünya genelindeki çatışmaların sona ermesi için uluslararası toplumun daha güçlü bir tutum ortaya koyması gerektiğini savundu. İnsanların huzur ve barış içerisinde yaşamasının en temel ve doğal hak olduğunu belirtti.
YILMAZ: “BARIŞ, KAYIPLARI GİDERECEK?”
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Ercan Yılmaz, çerçeve yasanın Meclis’te milletvekillerinin büyük çoğunluğunun kabul oyuyla yasalaşmasını toplumsal barış açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Yasanın henüz hukuki anlamda sonuç doğurması için atılması gereken adımlar bulunduğunu belirten Yılmaz, gerekli kararların bir an önce alınmasının Kürt meselesinin şiddet sarmalından çıkmasına ve silahsızlanma sürecinin başarıya ulaşmasına olanak sağlayacağını söyledi.
Kürt meselesinin diyalog ve müzakere yoluyla çözülme ihtimalinin güçlenmesinin insan hakları savunucuları açısından da memnuniyet verici olduğunu ifade eden Yılmaz, çatışmalı süreç boyunca Türkiye toplumunun maddi ve manevi ağır kayıplar yaşadığını belirtti.
Yılmaz, yaşanan kayıpların barışın sağlanmasıyla giderilebileceğini belirterek, çerçeve yasanın hukuki sonuç doğurmasının ardından şiddet ortamının yol açtığı insan hakları ihlallerinin giderilmesi gerektiğini söyledi.
İHD’nin kuruluşundan bu yana meselelerin diyalog yoluyla çözümünü savunduğunu kaydeden Yılmaz, Kürt meselesinin de bir insan hakları meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirterek, kalıcı çözüm için tüm kesimlerin sürece sahip çıkması çağrısında bulundu.
YEŞİL: “HUZUR VARSA YATIRIM VARDIR”
Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı tecrübelerin sorunların kalıcı çözümünün siyaset, hukuk, diyalog ve toplumsal uzlaşı zemininde mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi.
Meselenin TBMM çatısı altında ele alınmasını ve sürecin hukuki zemine taşınmasını önemli bulduğunu belirten Yeşil, kalıcı çözümlerin kişilere veya dönemsel siyasi şartlara bağlı olmaması gerektiğini ifade etti.
Diyarbakır ve bölgenin çatışmalı ortamın sosyal ve ekonomik sonuçlarını çok yakından yaşadığını belirten Yeşil, huzurun olmadığı yerde yatırımın, üretimin, istihdamın ve refahın yeterince gelişemediğini söyledi.
Bölgenin en büyük beklentilerinden birinin huzur ortamının kalıcı hale gelmesi olduğunu ifade eden Yeşil, barış ve toplumsal huzurun yalnızca Diyarbakır veya bölgenin değil, bütün Türkiye’nin ortak kazanımı olacağını vurguladı.
Türkiye’nin enerjisini çatışmaya değil üretime, yatırıma, kalkınmaya ve gençlerin geleceğine yöneltmesi halinde daha güçlü bir ülke haline geleceğini belirten Yeşil, kalıcı toplumsal barışın en önemli güvencelerinden birinin hukuk devleti olduğunu söyledi.
Sürecin mümkün olduğunca geniş bir toplumsal ve siyasi mutabakatla yürütülmesi gerektiğini kaydeden Yeşil, toplumun sürecin nereye ilerlediğini ve hangi aşamada hangi adımların atılacağını bilmesinin önemine dikkat çekti.
Bölge illerinde yatırım ortamının iyileştirilmesi, gençlere yeni istihdam alanlarının açılması, tarım ve sanayi yatırımlarının artırılması gerektiğini belirten Yeşil, ekonomik refahın yükselmesinin toplumsal huzuru da güçlendireceğini ifade etti.
Yeşil, çerçeve düzenlemenin bir sonuçtan ziyade başlangıç olarak görülmesi gerektiğini belirterek, bundan sonraki aşamanın hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma ve toplumsal uzlaşıyla tamamlanması gerektiğini söyledi.