HUZUR KENTİ DİYORUZ AMA HAYAT NEDEN BU KADAR ÇİLELİ?
Haftanın ilk günü…
Şehre şöyle bir projektör tutalım istedim. Gündemimiz, sorunlar yumağına dönüşen Diyarbakır!
Haber Merkezi
02 Kasım 2026 08:53
1
Kadim kentin tarihî ve kültürel zenginliği, sahip olduğu potansiyel tartışmasız. Ancak gelin görün ki Diyarbakır'ın bugünkü gündemi, bu potansiyelden çok, bir türlü çözüme kavuşturulamayan sorunlarla meşgul.
Altyapı, ulaşım, çevre, kamu hizmetleri ve şehir planlaması…
Vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen bu başlıklarda ciddi eksiklikler var. Üstelik bazı sorunlar artık geçici aksaklık olmaktan çıkmış, kronikleşmiş durumda.
Şöyle bir başlık başlık bakalım.
***
KAMU ARAZİLERİ NEDEN TARTIŞILIYOR?
Millî Emlak taşınmazları, imar uygulamaları, tahsisler ve kamu arazilerinin kullanımına ilişkin tartışmalar Diyarbakır'ın gündeminden düşmüyor. Arazi mafyası ve çete yapılanmalarına ilişkin iddialar da cabası!
Adliye sarayının yapılacağı belirtilen arazinin akıbeti, PTT arazisiyle ilgili gelişmeler ve TOKİ uygulamaları, kamuoyunun açıklığa kavuşturulmasını beklediği konular arasında.
Unutulmamalı ki kamuya ait taşınmazlar milletin ortak değeridir.
Dolayısıyla bu konulardaki iddiaların geçiştirilmesi değil, şeffaflıkla ele alınması ve kamuoyunun tatmin edici biçimde bilgilendirilmesi gerekiyor.
Sorular ortada. Cevap bekleyen de kent ahalisi!
***
YAĞMUR YAĞIYOR, ALTYAPI SINIFTA KALIYOR!
Diyarbakır'da yağmur yağdıktan sonra ortaya çıkan manzara artık kimseyi şaşırtmıyor. Seyrantepe Kavşağı, Siverek yolu güzergâhı ve bazı alt geçitlerde oluşan su birikintileri, ulaşımı adeta felç ediyor.
Sur'da, Yenişehir'in Şehitlik bölgesinde, Bağlar'ın eski yerleşim alanlarında benzer manzaralarla karşılaşmak mümkün.
Sorun yalnızca yağış miktarı değil. Yağmur suyu kanalları, mazgallar ve drenaj sistemlerindeki yetersizlik de bu tablonun önemli nedenleri arasında.
Yağmurun yağmasını önleyemezsiniz ama yağmurun şehir hayatını felç etmesini önleyecek altyapıyı kurmak, yerel yönetimlerin görevidir.
Her yağışta aynı manzarayı yaşamak, Diyarbakır halkının kaderi olmamalı!
Tabii önümüz kış. Geçen yıl yaşananlarla yeniden karşı karşıya kalmamak için ilgili kurumların şimdiden kolları sıvaması, gerekli önlemleri eksiksiz alması gerekiyor.
Yoksa yolda kalan çok olur!
O okkalı eleştiriler, tepkiler ve beddualar da peş peşe gelir.
***
BETONLAŞAN ŞEHİR, GELİŞMEYEN ŞEHİRCİLİK!
Çok katlı binalar yükselirken bazı mahallelerde en temel altyapı sorunlarının dahi çözülememesi, plansız kentleşmenin en somut göstergelerinden biri.
Yol, otopark, kanalizasyon, yeşil alan ve sosyal donatı yatırımları, yapılaşmanın hızına yetişemiyor.
Oysa şehircilik, yalnızca yeni binalar inşa etmekten ibaret değildir.
Bir kentin gelişmişliği, yükselen beton blokların sayısıyla değil, insanına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.
Diyarbakır'ın ihtiyacı daha fazla beton değil; planlı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir kentleşmedir.
Tabii şehir artık deprem haritasında yer alan bir kent.
6 Şubat'tan ders almış mıyız? Görünen o ki pek değil!
***
SUR VE GAZİKÖŞKÜ'NDE BİTMEYEN SORUNLAR!
Tarihî Sur ilçesinde kaldırım işgalleri, seyyar satıcılar, çevre kirliliği ve denetim eksikliği artık kronikleşmiş durumda.
Kentin vitrini olması gereken Sur'da bu sorunların hâlâ çözümsüz kalması düşündürücü.
Kent ve yönetim adına tam bir handikap!
Gaziköşkü'ndeki yaklaşık bir yıldır devam ettiği belirtilen tadilat süreci de ayrı bir muamma!
Bir okurumuzun, "Ömer abi, şu Gaziköşkü'ndeki tadilat ne zaman bitecek?" sorusu, yaşanan belirsizliği özetliyor.
On Gözlü Köprü çevresindeki işletmelerle ilgili kamuoyuna yansıyan soru işaretleri de cabası.
Peki, ilgili kurumlar bütün bu tartışmalara ne diyor?
Kent ahalisi açıklama ve sonuç bekliyor.
***
ULAŞIM VE SAĞLIKTA BEKLENTİLER KARŞILANMIYOR!
Seyrantepe-Üniversite yolu, çevre yolları ve bağlantı güzergâhlarına ilişkin çalışmalar…
Diyarbakır'ın ulaşım gündeminin en sıcak başlıklarından biri.
Artan nüfus ve araç yoğunluğuna karşın ulaşım altyapısının yetersiz kalması, vatandaşı günlük yaşamda adeta çileden çıkarıyor.
Çile bülbülüm çile!
Hava ulaşımı da düne kadar aynı rotada, çile çektiriyordu.
İptaller…
Rötarlar…
Sis, yağmur ve kar nedeniyle yapılamayan seferler!
Hatta geçen hafta bile gündem oldu.
Neyse ki dün müjdeli haber Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'ndan geldi.
"Diyarbakır Havalimanı'nda hizmete aldığımız alternatif pistte yeni ILS'nin kurulumunu tamamladık."
Yani artık hava muhalefeti nedeniyle uçak seferleri iptal edilmeyecek mi?
Haydi hayırlısı!
***
Tabii bir güzel haber de Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak'tan…
Çeyrek asırdır şehrin gündeminden düşmeyen hafif raylı sistem projesi…
Bucak'ın açıklamasına göre, finansman anlaşması sağlanırsa ilk kazma 2027 yılının başında vurulacak.
Kadim şehrin trafik çilesine kısmen de olsa çözüm getirecek bir proje!
Ha gayret…
***
Sağlık alanında da beklentiler yüksek.
Diyarbakır Şehir Hastanesi'nin tamamlanma süreci, inşaat takvimi ve çalışanların hak edişlerine ilişkin tartışmalar eksilmiyor.
Sürecin hangi aşamada olduğu ve beklentilerin ne zaman karşılanacağı belirsizliğini koruyor.
İlçelerde sağlık hizmetlerine erişim, personel yetersizliği ve hastanelerin işleyişi de çözüm bekleyen diğer başlıklar.
Neyse ki hafta sonu sevindirici bir haber geldi: Diyarbakır'a 70 hekim ataması yapılmış!
Duyuruyu yapan da AK Parti Diyarbakır İl Teşkilatı.
Şehre hayırlı olsun.
Ancak sağlık hizmetlerinin niteliği yalnızca hekim atamalarıyla değil; fiziki altyapı, yeterli personel ve etkin sağlık yönetimiyle mümkün.
Vaki mi?
***
KURUMLAR ARASINDA KOORDİNASYON ŞART!
Valilik, belediyeler ve diğer kamu kurumları arasındaki iletişim ve iş birliği, kentin sorunlarının çözümünde hayati önem taşıyor.
Ne var ki hizmetlerin gecikmesi, sorunların kurumlar arasında çözümsüz kalması ve yetki tartışmaları, koordinasyon ihtiyacını açıkça ortaya koyuyor.
Siyasi polemikler ve karşılıklı suçlamalar ise çözümü hızlandırmak yerine geciktiriyor.
Oysa Diyarbakır'ın ihtiyacı, sorumluluğu birbirine yükleyen değil, ortak akılla hareket ederek sonuç üreten bir yönetim anlayışıdır.
Kimin haklı olduğundan çok, vatandaşın hangi sorununun çözüldüğü önemlidir.
***
DİYARBAKIR DAHA İYİSİNİ HAK EDİYOR!
Bütün bu sorunlara Dicle Üniversitesindeki idari işleyişe ilişkin tartışmaları da eklediğimizde ortaya çıkan tablo hiç de iç açıcı değil.
Kâbus gibi!
Şehrin bazı kurumlarında çözüm üretmesi beklenen mekanizmaların, zaman zaman yeni sorunların kaynağı hâline gelmesi de ayrı bir dert.
Düşündüren bir anlayış.
Bütün bu başlıklar, Diyarbakır'ın yönetiminde daha planlı, şeffaf, katılımcı ve koordineli bir anlayışa duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koyuyor.
Elzem ve acil!
***
Sözün özü…
Kent ahalisinin beklentisi aslında çok net:
Düzgün yollar, çalışan altyapı, temiz çevre, erişilebilir sağlık hizmetleri ve yaşanabilir mahalleler, sokaklar, caddeler…
Kaldı ki bunlar bir lütuf ya da ayrıcalık değil, vatandaşın en temel kent hizmetlerine ilişkin beklentileridir.
Huzur ve güven ortamının güçlenmesi elbette önemli. Ancak bu kazanımların günlük yaşam kalitesiyle desteklenmesi gerekmez mi?
Elbette gerekir!
Çünkü huzurlu bir şehir, yalnızca güvenlik sorunlarının azaldığı değil; insanının rahatça yaşadığı, ulaşımından altyapısına, çevresinden kamu hizmetlerine kadar sorunlarını aşmış bir şehirdir.
Bunun yolu da siyasi polemiklerden uzaklaşıp hizmete odaklanmaktan, kurumlar arasında eş güdüm sağlamaktan ve vatandaşın sesine kulak vermekten geçiyor.
Diyarbakır daha iyisini hak ediyor.
Deyin hele, haksız mıyız?
***
GÜNÜN SÖZÜ
Bir şehrin değeri, geçmişinin ihtişamından çok, bugün insanına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.