Kategoriler
Diyarbakır 15 Eylül 2026
AnasayfaDiyarbakır › Haber
Diyarbakır

İNSAN PAZARI

Gün doğmadan başlayan bekleyiş, akşama kadar sürüyor: Diyarbakır’da yüzlerce işçi günlük ekmek parası için meydanlarda iş bekliyor

Haber Merkezi 15 Eylül 2026 09:25 1

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Dörtyol mevkiinde her sabah gün doğmadan başlayan bekleyiş, işsizliğin ve geçim sıkıntısının çarpıcı görüntülerinden birine dönüşüyor. Günlük yevmiye umuduyla meydanda toplanan işçiler; inşaat, hamallık, taşıma ve bulabildikleri her türlü iş için saatlerce iş aracının gelmesini bekliyor. Kimi gün birkaç saatlik çalışmayla evine ekmek götüren işçiler, kimi gün ise bütün gün bekledikten sonra elleri boş dönüyor. Yaşları 66’ya kadar çıkan işçiler, “Ne iş olursa yapıyoruz” derken, birçok kişi ise yaşadığı sıkıntıları anlatmaya utanıyor.

 

Filiz YAŞA/M. Emin FİDAN

DİYARBAKIR(SÖZ)-Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan Dörtyol mevkii, her sabah gün henüz doğmadan hareketleniyor.

Evlerinden erken saatlerde çıkan işçiler, günlük yevmiye kazanabilmek umuduyla aynı noktada toplanıyor. Kimi inşaatta çalışmak, kimi yük taşımak, kimi de o gün karşısına çıkacak herhangi bir işi yapmak için bekliyor.

 

GÜN DOĞMADAN MEYDANA GELİYORLAR

Buradaki insanların ortak bir meslek grubundan geldiğini söylemek mümkün değil. Ortak noktaları, düzenli bir işe sahip olmamaları ve günlük kazançla geçimlerini sürdürmeye çalışmaları.

Meydandaki bekleyişin ne kadar süreceği ise belli değil. Bir iş aracının gelip gelmeyeceği, kaç kişinin işe götürüleceği ve o gün kaç kişinin çalışabileceği belirsiz. Bu nedenle işçiler için her sabah yeni bir umut, her akşam ise yeni bir hayal kırıklığı anlamına gelebiliyor.

“İŞ ÇIKARSA KISMET, ÇIKMAZSA BOŞ”

Üç çocuk babası İbrahim Yılmaz, bu bekleyişin kendi hayatında uzun zamandır devam ettiğini söylüyor. Her sabah saat 06.00’da Dörtyol’a geldiğini belirten Yılmaz, düzenli bir iş bulamadığı için günlük işlere yönelmek zorunda kaldığını anlatıyor.

“Her gün gelip iş bekliyoruz ama iş yok. İnşaat olsun, hamallık olsun fark etmiyor; ne iş gelse yapıyoruz” diyen Yılmaz, asıl mesleğinin inşaat işçiliği olduğunu ancak sektörde işlerin durduğunu ifade ediyor. Yılmaz, yaşadığı geçim sıkıntısını şu sözlerle anlatıyor: “Normalde inşaat işçisiyim ama piyasa durmuş durumda. Şehir dışına gidemiyoruz. Burada bir fabrikaya girdim, 2-3 ay çalıştım fakat aldığım maaş ne kiraya yetti ne geçime. Mecburen bıraktım.”

Bir yanda ev kirası, diğer yanda üç çocuğun ihtiyaçları olduğunu belirten Yılmaz, düzenli gelir olmadan hayatını sürdürmenin zorluğuna dikkat çekiyor.

“Evliyim, üç çocuğum var. ‘Nasıl bakıyorsun?’ diye soruyorsunuz; vallahi zor” diyen Yılmaz, iş konusunda seçici olamadığını belirterek, “Akla gelecek her işe giderim, yeter ki evime ekmek götüreyim” ifadelerini kullanıyor.

HER SABAH AYNI UMUT, HER AKŞAM AYNI ENDİŞE

Dörtyol’daki işçiler için günün en önemli sorusu, o gün çalışıp çalışamayacakları. Yılmaz’ın anlattığı tablo, meydandaki bekleyişin belirsizliğini ortaya koyuyor:

“Her sabah altıda buradayız. Her gün iş çıkıyor mu? Hayır. Bazen kısmet oluyor, bazen çıkmıyor. Çıkmadığı gün eve elin boş dönüyorsun.”

Yılmaz’a göre buradaki bekleyiş yeni bir durum da değil. “Buraya her gün en az 20-25 kişi geliyor ve yıllardır bu süreç böyle devam ediyor” diyor.

Günlük iş bulan için birkaç saatlik çalışma, evine götürülecek ekmek demek. İş bulamayan için ise bütün gün süren bekleyişin ardından eve eli boş dönmek var.

“GÜNEŞİN ALTINDA PERİŞANIZ”

Meydandaki işçilerden Kutmir Durur da ailesinin geçimini sağlayabilmek için her gün aynı noktaya geldiğini söylüyor. Dokuz çocuk babası Durur için Dörtyol’daki bekleyiş, yalnızca kişisel bir iş arayışı değil; çocuklarının günlük ihtiyaçlarını karşılayabilme mücadelesi. “Her gün çocuklarımızın rızkı, bir lokma ekmeğimiz için geliyoruz buraya” diyen Durur, bu yıl iş bulmakta ciddi sıkıntı yaşadıklarını ifade ediyor. “Bu sene neredeyse hiç iş olmadı, perişanız” sözleriyle içinde bulundukları durumu anlatan Durur, saatlerce güneşin altında beklediklerini belirtiyor.

DOKUZ ÇOCUĞUN SORUMLULUĞU

Dokuz çocuk babası olduğunu söyleyen Durur, ailesinin geçimini sağlamanın zorluğuna dikkat çekiyor. “Kimse burada mutlu değil, erkeklerin hepsi perişan olmuş durumda” diyen Durur, kendileri için iş seçme gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtiyor. “Ne iş olursa yapıyoruz, çocuklarımız için her zorluğa katlanıyoruz ama onu bile bulamıyoruz.”

Durur’un sözlerinde, meydandaki işçilerin ortak çaresizliği de ortaya çıkıyor. Çalışabilecek durumda olduklarını, ağır işlerden kaçmadıklarını ancak düzenli olarak iş bulamadıklarını belirten işçiler, tek taleplerinin çalışıp evlerine helal kazanç götürmek olduğunu ifade ediyor.

Durur, yetkililere de seslenerek şöyle konuşuyor: “Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum; gelsinler, bu gariban insanlara el atsınlar. Hayat çok zorlaştı.”

“DOKUZ ÇOCUĞA BAKMAK KOLAY MI?”

Durur’un anlattığı hayat mücadelesinin merkezinde çocukları bulunuyor. “Tam 9 çocuğum var. Dokuz çocuğa bakmak kolay mı?” diye soran Durur, bütün zorluklara rağmen çalışmaktan vazgeçmediğini söylüyor. “Allah yardım ediyor, biz de mücadele ediyoruz işte. Tek dileğimiz evimize helal bir lokma ekmek götürebilmek.”

Bu sözler, meydanda bekleyen işçilerin temel beklentisini de özetliyor: Yardım değil, çalışabilecekleri bir iş.

66 YAŞINDA, HALA İŞ PEŞİNDE

Dörtyol’daki bekleyişin bir başka yüzü ise 66 yaşındaki Ahmet Bey. İlerleyen yaşına rağmen çalışmak zorunda olduğunu anlatan Ahmet Bey, meydanda özellikle beden gücü gerektiren işlerde çalışmak isteyen insanların toplandığını belirtiyor. “66 yaşındayım. Hayat şartları gerçekten çok ağır” diyen Ahmet Bey, iş arayanların özellikle yük taşıma ve hamallık gibi işleri yapabilmek için buraya geldiğini söylüyor.

Meydanda insanların iş seçme şansının bulunmadığını belirten Ahmet Bey, “İnsanlar buna muhtaç olduğu için ‘Ben bu işi yapmam’ deme lüksü yok, her iş yapılır” ifadelerini kullanıyor.

Yaşı nedeniyle her gün gelemediğini belirten Ahmet Bey, buna rağmen her sabah buraya gelen çok sayıda insan olduğunu söylüyor. “Ben yaşım gereği her gün gelemiyorum ama buraya her sabah aksatmadan gelen yüzlerce insan var.”

İŞ YOKSA YAŞIN DA ÖNEMİ YOK

Meydandaki tablo, geçim sıkıntısının yaş sınırı olmadığını da gösteriyor. Genç yaştaki işçiler kadar ilerleyen yaşlarına rağmen çalışmak zorunda kalanlar da günlük iş peşinde.

Bir tarafta ailesini geçindirmeye çalışan genç ve orta yaşlı işçiler, diğer tarafta 60’lı yaşlarına gelmiş olmasına rağmen hâlâ beden gücüyle para kazanmaya çalışan insanlar bulunuyor.

İşçilerin anlattıkları, düzenli gelirden yoksun olmanın insanları nasıl günlük çalışmaya bağımlı hale getirdiğini gözler önüne seriyor.

“ANLATACAK ÇOK ŞEY VAR AMA UTANIYORLAR”

Dörtyol’da dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise sessizlik. Meydandaki birçok kişi kamera karşısına geçmek istemiyor. Mikrofon uzatıldığında konuşmaktan kaçınan, görüntü vermek istemeyen işçiler bulunuyor. Kimileri yaşadığı sıkıntıların duyulmasını istemiyor, kimileri ise içinde bulunduğu durumdan söz etmeyi kendisine ağır görüyor.

66 yaşındaki Ahmet Bey, meydandaki insanların neden konuşmak istemediğini şu sözlerle anlatıyor: “Anlatılacak, konuşulacak çok şey var aslında; fakat insanlar halini anlatmaya hem çekiniyor hem de utanıyor.”

Bu sessizlik, meydandaki ekonomik sıkıntının belki de en görünür taraflarından biri. Çünkü burada bekleyen insanların önemli bir bölümü, yalnızca işsizliği değil, aynı zamanda yaşadığı çaresizliği de taşımak zorunda.

MEYDANDA BEKLENEN SADECE İŞ DEĞİL

Dörtyol’da sabah başlayan bekleyişin arkasında farklı hayat hikâyeleri bulunuyor. Kimi işçi üç çocuğunun masraflarını karşılamak için geliyor, kimi dokuz çocuğunun rızkını kazanabilmek için bekliyor. Kimi ise 66 yaşında olmasına rağmen çalışmak zorunda.

Ancak hepsinin ortak cümlesi aynı: “Ne iş olursa yaparız.” Çünkü günlük yevmiye, bu insanlar için yalnızca bir kazanç değil; o gün evde kurulacak sofranın karşılığı.

BİR İŞ ARACININ GELMESİ UMUT OLUYOR

Meydanda bekleyenler için bir iş aracının görünmesi, günün kaderini değiştirebiliyor. İş çıkarsa bekleyiş sona eriyor ve işçiler çalışmak üzere yola çıkıyor. İş çıkmadığında ise saatlerce süren bekleyişin ardından evin yolu tutuluyor. Bir sonraki gün ise aynı süreç yeniden başlıyor. Gün doğmadan Dörtyol’a gelen işçiler, yine aynı noktada, yine aynı umutla bekliyor.

21. YÜZYILDA DEĞİŞMEYEN MANZARA

Modern şehir hayatının ortasında, insanların sabahın erken saatlerinde günlük iş bulabilmek için bir meydanda toplanması dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. Buradaki işçiler, kendilerini “insan pazarı” olarak adlandırmasalar da meydandaki görüntü bu benzetmeyi akıllara getiriyor. Bir tarafta çalışmaya hazır insanlar, diğer tarafta sınırlı sayıdaki iş imkânı… İşçiler sırayla seçilmeyi, bir iş aracının kendilerini götürmesini ve gün sonunda evlerine birkaç günlük ihtiyacını karşılayacak kazançla dönmeyi bekliyor.

BEKLEYİŞ YARIN DA DEVAM EDECEK

Dörtyol mevkiindeki işçilerin anlattığı hikâyeler, bir günlük görüntüden ibaret değil. İbrahim Yılmaz için yarın yine saat 06.00’da başlayacak. Kutmir Durur yine dokuz çocuğunun rızkı için meydanda olacak. 66 yaşındaki Ahmet Bey ise yaşı elverdiği ölçüde çalışmaya devam edecek. Ve meydandaki diğer işçiler…

Onlar da gün doğmadan aynı noktada buluşacak. Çünkü burada hayat, çoğu zaman “Bugün iş çıkacak mı?” sorusunun cevabına bağlı. İş çıkarsa ekmek var.

Çıkmazsa, yine bekleyiş var.  Diyarbakır’ın Dörtyol mevkiinde her sabah gün doğmadan başlayan insan kalabalığının ortak umudu ise tek: Çalışmak, kazanmak ve akşam evine eli boş dönmemek.

Paylaş
Etiketler