Kategoriler
Diyarbakır 25 Ekim 2026
Anasayfa › Diyarbakır › Haber
Diyarbakır

REKTÖR DEKAN VEKİLİ, PEKİ SIRADA NE VAR?

Yine mi, Dicle Üniversitesi? Maalesef… Evet, yine!

Haber Merkezi 23 Ekim 2026 09:06 1

Yönetimsel gündem, adeta inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Tam sular duruluyor, işler yoluna giriyor, taşlar yerine oturuyor derken yeni bir tartışma, yeni bir soru işareti ortaya çıkıyor.

Oysa köklü bir geçmişe sahip üniversitenin gündeminde bilimsel araştırmaların, nitelikli yayınların, akademik başarıların ve uluslararası iş birliklerinin yer alması bekleniyor. Üniversitenin enerjisini idari tartışmalara değil, akademik gelişime ve bilimsel üretime yöneltmesi gerekiyor.

Ancak peş peşe gündeme gelen iddialar ve yönetimsel gelişmeler, bu beklentinin önüne geçiyor. Bilimsel başarılarla anılması gereken bir kurumun, sürekli idari tartışmalarla gündeme gelmesi elbette üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

Dicle Üniversitesi’nin ihtiyacı yeni tartışmalar değil; istikrar, şeffaflık ve güven veren bir yönetim anlayışı.

Ama gelin görün ki gündem bir türlü değişmiyor!

 

***

 

Diş Hekimliği Fakültesi’nde yaşanan gelişmeler, kamuoyunun yanıt beklediği bir dizi soruyu yeniden gündeme taşıyor.

Hatırlanacağı üzere, fakültenin bütçesinden Havuzbaşı tesislerinin onarımı için milyonlarca liralık kaynak aktarıldığı öne sürülmüştü. Söz konusu onarım ihalesinin, aciliyet gerekçesiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında pazarlık usulüyle gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Onarım yapıldı, ardından tesis kapandı!

Mevsim sona erdiği için kapatıldığı ifade edilen tesisle ilgili asıl mesele ise yapılan onarımın zamanlaması ve ihale sürecinin gerekçesi.

Aciliyet hangi somut koşullara dayanıyordu? İhalenin 21/b kapsamında yapılmasını gerektiren şartlar nelerdi? Fakültenin bütçesinden kaynak aktarılmasına hangi idari ve mali gerekçelerle karar verildi?

Bunlar, açıklığa kavuşturulması gereken sorular.

 

***

 

Elbette bir kamu ihalesinin belirli bir usulle yapılmış olması tek başına usulsüzlük anlamına gelmez. Ancak tercih edilen yöntemin yasal şartları, harcamanın gerekçesi ve kamu kaynaklarının kullanım amacı konusunda şeffaflık sağlanması gerekir.

Şimdi ise fakültenin yönetimine ilişkin yeni bir gelişme gündemde.

 

***

 

 

DEKAN GÖREVDEN Mİ ALINDI, İSTİFA MI ETTİ?

Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özkan Adıgüzel’in görevinden ayrılması, tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı.

Adıgüzel görevden mi alındı, istifa mı etti, yoksa başka bir idari tasarruf sonucunda mı görevinden ayrıldı?

Kamuoyuna açık, net ve kapsamlı bir açıklama yapılmadığı sürece bu soruların gündemde kalması kaçınılmaz.

Görevden ayrılışın gerekçesi neydi? Bu konuda herhangi bir idari inceleme ya da adli süreç bulunuyor mu? Varsa, bunun görev değişikliğiyle bağlantısı nedir?

 

Akademik çevrelerde çeşitli değerlendirmelerin ve iddiaların konuşulduğu biliniyor. Bunlar arasında bir öğrencinin mektubuna ilişkin anlatımlar da bulunuyor. Ancak mektubun içeriği, doğruluğu ve idari süreçle herhangi bir bağlantısının olup olmadığı henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Bu nedenle doğrulanmamış anlatımlar üzerinden sonuca varmak doğru olmaz.

Ancak bir fakülte dekanının görevinden ayrılması, özellikle aynı fakültenin daha önce bütçe ve ihale tartışmalarıyla gündeme geldiği düşünüldüğünde, kamuoyunun açıklama beklemesini anlaşılır kılıyor.

Üniversite yönetiminin bu konuda yapacağı açık ve kapsamlı bir bilgilendirme, soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayacaktır.

Ne var ki asıl merak uyandıran gelişme, dekanın ayrılışından sonraki yönetim yapılanmasıyla ilgili.

 

***

Diyarbakır Söz’ün“İşte o belge” başlığıyla gündeme taşıdığı yazışmanın ayrıntıları bir yana, belgenin ortaya çıkardığı idari sorular üzerinde durmakta fayda var.

Elime ulaşan bir görevlendirme yazısı bulunuyor.

Söz konusu yazı, rektörün dekan vekilliğine atanmasına ilişkin bir belge değil. Diş Hekimliği Fakültesi’nde dekan yardımcılığı görevlendirmesini konu alıyor.

Yazıda, fakültenin Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Emine Göncü Başaran’ın, Akademik Teşkilat Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinin (a) bendi uyarınca, 15 Ekim 2026 tarihinden itibaren dekan yardımcısı olarak görevlendirilmesinin uygun görüldüğü belirtiliyor.

Ancak yazının altındaki imza dikkat çekici:

Prof. Dr. Kamuran Eronat — Dekan Vekili.

Evet, yanlış okumadınız!

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, söz konusu yazışmada Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili sıfatıyla yer alıyor.

İşte tam da bu noktada, yanıt bekleyen sorular başlıyor.

 

***

 

Öncelikle şu ayrımı yapmak gerekiyor. Bir rektörün aynı zamanda dekan vekili sıfatıyla işlem yapması, tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Burada önemli olan, görevlendirmenin hangi hukuki ve idari dayanağa sahip olduğu, hangi şartlarda yapıldığı ve sürecin nasıl yürütüldüğüdür.

Peki, Diş Hekimliği Fakültesi’nde dekan vekilliği görevini yürüten rektörün, aynı zamanda dekan yardımcısı görevlendirmesi yapmasını gerektiren idari koşullar nelerdi?

İlgili mevzuat bu yetkiyi hangi şartlarda düzenliyor? Görevlendirme hangi idari süreçlerden geçirilerek gerçekleştirildi?

Üniversitede rektör yardımcıları bulunurken, bu görevlendirmenin doğrudan rektör tarafından yapılmasının gerekçesi neydi? Yetki devri seçeneği değerlendirildi mi? Değerlendirildiyse neden tercih edilmedi?


***

Bir diğer mesele de fakültenin bundan sonraki yönetim yapılanması.

Rektörün dekan vekilliği görevini yürüttüğü bir tabloda, dekan yardımcılığı görevlendirmesi nasıl bir yönetim planının parçası olacak?

Fakültenin idari yapılanması bu şekilde mi devam edecek, yoksa ilerleyen süreçte yeni bir görevlendirme mi yapılacak?

***

Prof. Dr. Emine Göncü Başaran’ın dekan yardımcılığına görevlendirilmesiyle birlikte, bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleneceği de merak konusu.

İlerleyen dönemde vekâleten dekanlık ya da başka bir idari görev gündeme gelecek mi?

Başaran’ın Diyarbakır ve Şanlıurfa ile ilişkilendirilen akademik ve idari süreçlerine yönelik değerlendirmeler de ayrı bir tartışma başlığı olarak karşımıza çıkıyor.

Şimdilik bekleyip görmekten başka yapacak bir şey yok.

Zaman en büyük tefsir, diyelim!

***

SÖZÜN ÖZÜ…

Bir kez daha ifade edelim: Dicle Üniversitesi’nin ihtiyacı, bitmek bilmeyen idari tartışmalar değil; akademik istikrar, bilimsel üretim ve güven veren bir yönetim anlayışıdır.

Artık üniversitenin bilimsel başarılarını konuşmak istiyoruz.

İhalelerin, görev değişikliklerinin ve görevlendirmelerin değil.
Bilimsel araştırmaların, nitelikli yayınların, ulusal ve uluslararası başarıların manşetlere taşınmasını bekliyoruz.

Kimsenin koltuğunda gözümüz yok.

Bizim meselemiz, kimin geldiği ya da kimin gittiği değil; hangi kararın, hangi gerekçeyle ve hangi yetkiyle alındığıdır.

Dicle Üniversitesi yönetiminin kamuoyunda oluşan soru işaretlerine açıklık getirmesi, hem kurumsal güven hem de üniversitenin akademik geleceği açısından önem taşıyor.

Gerisi mi?

Bekleyip göreceğiz…

Beklenti; sorulara açıklık, kararlarda şeffaflık, akademide istikrar.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Güven, yalnızca doğru kararlar almakla değil; alınan kararların gerekçesini açıklayabilmekle kazanılır.

Paylaş
Etiketler