Uyuşturucuya Şok operasyon
Diyarbakır’da uyuşturucu kullanımının ve ticaretinin ulaştığı boyut kentte ciddi endişeye yol açıyor.
Son aylarda yüzlerce kişi hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçlamasıyla soruşturma başlatılırken, özellikle çocukların uyuşturucu ticaretinde araç olarak kullanıldığı iddiaları tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Uzmanların saha araştırmaları ise madde kullanımındaki artışa dikkat çekiyor.
DİYARBAKIR(SÖZ)-Diyarbakır’da uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen soruşturmalar art arda gelirken, kentteki uyuşturucu kullanımına ilişkin veriler de alarm verici bir tablo ortaya koyuyor. Son 4-5 aylık dönemde yüzlerce kişi hakkında uyuşturucu kullanımı ve ticaretiyle bağlantılı adli işlem başlatıldığı belirtiliyor.
MA’nın haberine göre sadece Mayıs ayında en az 404 kişi hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçlaması kapsamında soruşturma yürütüldüğü, bu kapsamda 288 kişinin gözaltına alındığı aktarılıyor. Soruşturma dosyalarının önemli bölümünde şüpheliler hakkında tutuklama tedbirlerinin uygulandığı ve dosyaların ayrılarak adli sürecin devam ettiği belirtiliyor.
Bağlar’daki araştırma dikkat çekti
Kentteki uyuşturucu sorununun yalnızca adli dosyalardaki rakamlardan ibaret olmadığı, saha araştırmalarına da yansıdığı görülüyor.
SAMER tarafından Bağlar ilçesinde gerçekleştirilen saha çalışmasına göre, yaklaşık 10 yıl önce yüzde 3 seviyesinde olduğu belirtilen madde kullanımının günümüzde yüzde 18’e yükseldiği ifade ediliyor. Madde kullanımıyla doğrudan veya dolaylı biçimde ilişkilenen ya da bundan etkilenenlerin oranının ise yüzde 42’ye ulaştığı belirtiliyor.
Bu rakamlar, uyuşturucu sorununun yalnızca kullanan kişilerle sınırlı kalmadığını; aileleri, çocukları, mahalleleri ve dolayısıyla toplumun tamamını etkileyen ciddi bir sosyal probleme dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Bir ayda 404 soruşturma
Uyuşturucu ticaretine yönelik soruşturmalarda farklı yöntemlerin kullanıldığı da tahkikat evraklarına yansıyor.
Bazı soruşturmalarda uyuşturucu ticaretinin tespit edilmesi amacıyla gizli soruşturmacıların görevlendirildiği belirtilirken, şüphelilerin farklı dijital uygulamalar üzerinden iletişim kurduğu ve bazı durumlarda yurt dışı hatlarını kullandığının tespit edildiği aktarılıyor.
Soruşturma kapsamında işlem yapılan bazı şüphelilerin geçmişlerinde ise hırsızlık, ruhsatsız silah bulundurma veya taşıma ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti gibi çeşitli suçlamalara ilişkin kayıtların bulunduğu ifade ediliyor.
Ancak adli soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin suçluluğunun, mahkeme tarafından verilecek kesinleşmiş bir hükümle ortaya konulacağı da özellikle vurgulanıyor.
Ticareti sokaklara kadar indi
Bağlar ve Sur ilçelerinde farklı tarihlerde yapılan gizli kamera çekimlerinin de uyuşturucu ticaretine ilişkin dikkat çekici görüntüler ortaya koyduğu belirtiliyor.
Soruşturma dosyalarına giren görüntülerde, uyuşturucu alışverişinin yalnızca metruk binalarda değil, bazı sokak ve cadde başlarında da gerçekleştirildiği iddia ediliyor.
Daha da dikkat çekici olan ise uyuşturucu ticaretinde çocukların aracı olarak kullanıldığına ilişkin görüntü ve tespitler. Çocukların suç ağlarının içine çekilmesi, uyuşturucu sorununun yalnızca bir asayiş meselesi olmadığını; aynı zamanda çocukların korunması, eğitim, aile yapısı ve toplum sağlığı açısından da ele alınması gereken çok boyutlu bir tehdit olduğunu gösteriyor.
Asıl tehlike çocuklar
Uyuşturucu ticaretinde çocukların kullanılması, toplum açısından en kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Çocukların suç örgütleri veya uyuşturucu ticareti yapan kişiler tarafından kolay hedef olarak görülmesi, onları hem bağımlılık riskiyle hem de adli süreçlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Bu nedenle mücadelenin yalnızca uyuşturucuyu satan kişilerin yakalanmasıyla sınırlı kalmaması gerekiyor.
Uzmanlara göre önleyici çalışmaların mahalle ölçeğinde güçlendirilmesi, çocukların ve gençlerin sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlere erişiminin artırılması, ailelerin bilinçlendirilmesi ve bağımlılıkla mücadelede sağlık hizmetlerinin erişilebilir hale getirilmesi büyük önem taşıyor.
Aileler ve mahalleler için alarm zili
Ortaya çıkan veriler, uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca güvenlik güçlerinin sorumluluğunda görülemeyeceğini de ortaya koyuyor.
Uyuşturucu ticaretinin sokaklara kadar inmesi, çocukların bu ağların içine çekildiği iddiaları ve madde kullanım oranındaki artış; emniyet, yargı, sağlık kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları, aileler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesini zorunlu kılıyor.
Özellikle ailelerin çocuklarda görülebilecek ani davranış değişiklikleri, okul başarısında düşüş, arkadaş çevresinde belirgin değişiklikler veya sosyal hayattan uzaklaşma gibi işaretleri önemsemesi gerekiyor. Ancak bu belirtilerin tek başına uyuşturucu kullanımı anlamına gelmediği, ailelerin çocukları suçlayıcı veya damgalayıcı bir yaklaşım yerine profesyonel destek almasının daha doğru olduğu unutulmamalı.