YÜZDE BEŞLİK İHMAL- MİLYONLUK VEBAL!
Söz Gazetesi'nin dünkü manşeti; 'Rezalet Darbesi..!' Dikkatinizi çekmiştir. Ee, atalarımız boşuna dememiş: 'Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da bir memleketi kaybettirir.'
Bazen koskoca bir felaketin sebebi küçücük bir ihmal olur.
İşte bu kadim sözler, Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesi'nde yaşanan dramatik hadiseyi adeta haykırıyor.
***
Şehrin derslik ihtiyacının en yoğun hissedildiği bölgelerden birine iki okul yapılıyor. Üç yıl süren inşaatın sonunda işlerin yüzde 95'i tamamlanıyor. Geriye yalnızca birkaç ince işçilik ve küçük eksiklik kalıyor.
Herkes, artık bu sıralarda çocuk sesleri yükselecek diye beklerken yüklenici firma iflas ediyor.
İşte kırılma noktası tam da burası... O günden sonra iflas eden yalnızca müteahhit olmuyor; kamu yönetimi de adeta reflekslerini kaybediyor.
Ortada teslim alınmayan iki okul var. Milyonlarca liralık kamu yatırımı var. Ama ne koruyan var ne de sahip çıkan...
Önce alacağını alamayan taşeronlar geliyor. Ardından hırsızlar... Sonra madde bağımlıları...
Camlar kırılıyor, kapılar sökülüyor, elektrik ve su tesisatları talan ediliyor, kablolar çalınıyor. Eğitim yuvası olması gereken binalar kısa sürede harabeye dönüşüyor.
Dün yüzde 5 eksik diye teslim alınamayan okul, bugün belki de yüzde 30 eksikle yeniden ihale bekliyor.
***
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor. Bir müteahhit iflas etti diye devlet de mi iflas etti?
Devlet dediğiniz; kriz anında devreye giren akıldır. Teminat mektupları bunun için vardır. Denetim mekanizmaları bunun için vardır. Hukuki yaptırımlar bunun için vardır. Güvenlik tedbirleri bunun için vardır.
Peki bunların hangisi işletildi? Neden ertesi gün güvenlik görevlisi görevlendirilmedi? Neden emniyetle koordinasyon kurulmadı? Neden kamera sistemi kurulmadı? Neden milyonlarca liralık kamu yatırımı göz göre göre yağmalandı?
Bu sorular cevap bekliyor. Ne var ki, görünen o ki kafalar hâlâ kuma gömülü.
***
İşin en acı tarafı ise eğitim boyutu... Bugün Diyarbakır'da birçok okulda sınıflar 50-60 öğrenciyi ağırlıyor. Bir sıraya üç, hatta dört öğrenci oturuyor. Öğretmen nefes alamıyor, öğrenci öğrenemiyor.
Diğer tarafta ise eğitim vermeye hazır iki okul, öğrenci göremeden çürümeye terk ediliyor.
İşte plansızlığın fotoğrafı budur. İşte koordinasyonsuzluğun özeti budur. İşte kamu yönetimindeki zaafiyetin en somut örneği budur.
Kimi arazi trampasını konuşuyor... Kimi makam hesabı yapıyor... Olan ise çocukların eğitimine oluyor.
***
Atalarımız yine doğru söylemiş. "İş bilenin, kılıç kuşananın." Liyakatin olmadığı yerde israf büyür. Denetimin olmadığı yerde ihmal büyür. Sorumluluğun olmadığı yerde ise kamu zararı katlanarak artar.
Bugün aynı okullar için yeniden ihale yapılıyor. Yeniden para harcanacak. Yeniden emek verilecek.
Peki ya kaybedilen zaman? Onun ihalesi var mı? Kaybedilen bir eğitim yılını hangi bütçeyle geri satın alabilirsiniz? Çalınan umutların bedelini hangi ödenek karşılayabilir?
***
İşte kamu zararının en ağır tarafı da budur. Çünkü kamu zararı yalnızca çalınan kablolar değildir. Kırılan camlar değildir. Sökülen kapılar değildir.
Kamu zararı; geciken eğitimdir. Kaybolan zamandır. Çalınan umuttur. Ve en önemlisi... Devlete duyulan güvenin aşınmasıdır.
Belki de mesele sadece iki okul değildir. Mesele, yüzde 5'lik bir eksikliğin nasıl milyonluk bir vebale dönüştüğünün hikâyesidir. Çünkü ihmal sıradanlaşırsa kaybeden yalnızca binalar olmaz.
Bir neslin geleceği de sessizce enkazın altında kalır.
***
GÜNÜN SÖZÜ
İhmalin faturası bazen parayla ödenir; bazen de bir neslin geleceğiyle.