Kobani'de neler oluyor?
Suriye'nin Kobani kentindeki cezaevinde çıkan yangında 9 mahkum hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı. Yangın sırasında bazı mahkumların cezaevinden kaçtığı bildirildi.
Suriye'nin Halep vilayetinin doğu kırsalındaki Ayn el Arab (Kobani) Cezaevi'nde cumartesi sabahı büyük bir yangın çıktı. Yangında 9 mahkum hayatını kaybederken, 17 kişi çeşitli derecelerde yanıklar nedeniyle yaralandı. Yerel kaynaklara göre yaralılar, tedavi edilmek üzere Kobani'deki merkez hastanesi ile Alman Hastanesi'ne sevk edildi. Yangının cezaevi binasında büyük hasara yol açtığı, yaşanan karmaşadan yararlanan bazı mahkumların ise cezaevinden firar ettiği bildirildi.
Suriye resmi haber ajansı SANA'nın aktardığı bir kaynağa göre yangın, kentte önceki gün yaşanan olayların ardından bazı mahkumların çıkardığı belirtilen isyan ve kargaşa sırasında başladı.
Kaynak, cezaevinin halen önceki yönetim kadrosunun kontrolünde olduğunu ve Suriye İç Güvenlik Güçleri tarafından henüz devralınmadığını belirtti.
Kobani'de gerilim sürüyor
Cezaevindeki yangın, Kobani'de son günlerde yaşanan gerilimin ardından geldi.
Kentteki olayların, İç Güvenlik Güçleri'nin bölge sakinlerinden bazı gençleri gözaltına almasının ardından başladığı bildirildi. İlk aşamada 27 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan 10'unun daha sonra serbest bırakıldığı, diğerlerinin ise Halep'e götürüldüğü aktarıldı.
Gerilimin arka planında, daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesinde yer alan Sami Şeyhmus Hasso'nun, “Siban” kod adıyla bilinen eski bir savaşçının öldürülmesi de bulunuyor.
Haseke Valisi Nureddin Ahmed, Hasso'nun öldürülmesini kınayarak vatandaşların güvenliğinin devletin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Ahmed, güvenlik ve yargı birimlerinin olaya karışan kişileri tespit ederek adli makamlara sevk etmek üzere çalışma yürüttüğünü ifade etti.
SDG'nin geleceği tartışma konusu
Kobani'deki gelişmeler, SDG'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin tartışmaların devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. SDG lideri Mazlum Abdi, ağustos ayının sonunda yaptığı açıklamada, Kürt güçleri ile bunlara bağlı askeri ve sivil yapılanmaların feshedilerek Suriye devlet kurumlarına tam olarak entegre edilmesi yönündeki süreci duyurmuştu.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara da daha sonra yayımladığı kararnameyle Abdi'yi cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atamıştı. Kobani'deki son olaylar ise bölgede güvenlik sorumluluğunun devri, eski SDG unsurlarının devlet kurumlarına entegrasyonu ve kentteki silahlı yapıların geleceğine ilişkin sürecin hassasiyetini yeniden ortaya koydu.
Cezaevindeki yangın nasıl çıktı?
Kobani Cezaevi’ndeki yangın, protestoların yaşandığı gecenin ardından 12 Eylül günü saat 02.00 sıralarında çıktı. Yangın cezaevinin yatakhane bölümlerine yayıldı.
Yerel hastane ve Kürt kaynakları yangında dokuz tutuklunun öldüğünü, 17 kişinin yaralandığını açıkladı. Buna karşılık Şam yönetimine bağlı Halep İç Güvenlik Komutanlığı ve Suriye devlet medyası ölü sayısını dokuz, yaralı sayısını ise “onlarca” olarak duyurdu. Uluslararası haber kuruluşları da ilk haberlerinde resmî verilere dayanarak en az yedi kişinin öldüğünü bildirdi.
Yangının, tutukluların Halep’teki cezaevlerine nakledileceklerini öğrenmelerinin ardından başlayan protesto sırasında çıktığı konusunda kaynaklar büyük ölçüde birleşiyor. Şam yönetimi, tutukluların yatakhaneleri ateşe verdiğini savundu. Yerel kaynaklar da bazı tutukluların nakle karşı çıkarken yatakları yaktığını aktardı.
Ancak yangına yapılan müdahalenin biçimi ve tutukluların neden zamanında tahliye edilmediği tartışma konusu oldu. DEM Parti açıklamasında, cezaevi yönetiminin tahliyeleri geciktirdiği ve ölümlerin bu nedenle önlenemediği yönündeki iddialara dikkat çekildi. Yangının nasıl büyüdüğü, kapıların açılıp açılmadığı ve güvenlik güçlerinin müdahalesinin ölümlerde etkisi bulunup bulunmadığı henüz bağımsız bir soruşturmayla ortaya konulmadı.
Cezaevinin idaresine ilişkin belirsizlik de olayın önemli başlıklarından biri. Şam yönetimi, cezaevinin henüz resmen hükümete devredilmediğini; teslim sürecinin hukuki ve adli işlemler tamamlanmadığı için sonuçlanmadığını açıkladı. Cezaevi, Şam’a bağlı birliklerin Kobani’ye girmesine rağmen Kürt güçlerinin yönetiminde bulunuyordu. Bu durum, yangın sırasında yetki ve müdahale sorumluluğunun hangi kurumda olduğu sorusunu gündeme getirdi.
DEM Parti: Açık bir provokasyon
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, hem Hiznî’nin öldürülmesini hem de cezaevindeki müdahaleyi “açık bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Cinayetin, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun hassas bir aşamasında gerçekleştiğine dikkat çeken parti; ölümlerin nedeninin açıklanmasını ve sorumluların makam veya rütbe ayrımı yapılmadan belirlenmesini istedi.
Parti ayrıca Halep’ten Kobani’ye gönderilen güvenlik güçlerinin geri çekilmesi çağrısında bulunarak Şam yönetiminin demokratik tepkileri bastıracak ve toplumsal gerginliği artıracak müdahalelerden kaçınmasını talep etti. DEM Parti açıklamasında “Sürecin bu denli kırılgan bir eşiğinde yaşanan her olay bir provokasyon zeminine dönüşmeye açıktır” denildi.
Kobani’deki olaylar, yalnızca bir cinayet ve cezaevi yangını olarak değil, Kuzey ve Doğu Suriye’deki kurumların Şam yönetimine devri ile SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegrasyonu sırasında ortaya çıkan yetki ve güvenlik boşluğunun sonucu olarak da tartışılıyor. Cezaevinin kimin sorumluluğunda bulunduğunun belirsiz kalması, Halep’ten gönderilen birliklerin müdahalesi ve yerel halktaki güvensizlik, dokuz kişinin hayatını kaybettiği yangının siyasi boyutunu büyüttü.