Kategoriler
Politika 20 Nisan 2026
AnasayfaPolitika › Haber
Politika

DEM Parti'den 7 maddelik bildirge

SÖZ DEĞİL GÜVENCE!

Haber Merkezi 14 Nisan 2026 13:28 1

DEM’in 7 maddelik bildirgesinde, “Toplum artık söz değil güvence beklemektedir, toplum artık vaat değil hukuk istemektedir"  vurgusu yaparken,  Sürecin yavaşlatılmasının kabul edilemez olduğu ve riski içerdiği ifade edildi.

 

 

 

 

 

 

DEM Parti Meclisi (PM), 11-12 Nisan'da yaptığı toplantıların ardından Sonuç Bildirgesini açıkladı. Bildirgede, sürece yönelik gerekli yasal düzenlemelerin gecikmeden TBMM gündemine alınması çağrısında bulunularak, "Toplum artık söz değil güvence beklemektedir. Toplum artık vaat değil hukuk istemektedir. Toplum artık belirsizlik değil somut irade görmek istemektedir. Barışın kurumsallaşması için Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür ve etkin çalışma koşullarının sağlanması; fikirlerini toplumla, siyaset kurumuyla ve ilgili çevrelerle doğrudan paylaşıp tartışabileceği demokratik ve hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini yineliyoruz" ifadeleri kullanıldı.

 

 

 

 

 

 

HABER MERKEZİ

DEM Parti Parti Meclisi (PM), 11-12 Nisan tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği toplantının sonuçlarını yayımladı. 7 maddelik bildirgede, Ortadoğu'daki savaştan sürece, demokrasi mücadelesinden kadın mücadelesine, düşük ücretlerden 1 Mayıs'a birçok başlıkta değerlendirmelere yer verildi. "Türkiye’nin geleceği savaşta değil barışta; baskıda değil demokrasidedir" başlıklı bildirgede, Meclisin süreç için gerekli yasal düzenlemeleri gecikmeden gündemine alması, kayyım uygulamalarına son verilmesi, siyasi mahpusların serbest bırakılması ve 'Barış Yasası' çıkarılması talepleri yinelendi.

"Tüm dünyayı etkileyen bir paylaşım savaşı"

Bildirgede "Ortadoğu’da derinleşen savaş ve halkların geleceği" başlığı altında, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da yürüttüğü savaşın sıradan bir saldırganlık olmadığı vurgulandı ve "Ortadoğu’daki savaş, etkileri itibarıyla bölgesel bir savaş değil, tüm dünyayı etkileyen bir paylaşım savaşıdır" denildi.

DEM Parti'nin bölgedeki bütün halkların özgürlük, demokrasi, eşitlik ve adalet mücadelesinin yanında olduğu belirtilerek, bölgesel çözümün ve barışıın ön koşulu olarak, demokratik taleplerin tanınması işaret edildi. "Kalıcı çözüm halk iradesini esas alan çoğulcu, demokratik ve özgürlükçü toplumsal modellerin inşasındadır" denildi.

"Söz değil güvence, vaat değil hukuk"

"Barış ve Demokratik Toplum Süreci tarihsel bir zorunluluktur" başlığı altında ise "Ortadoğu’daki savaş politikaları gerekçe gösterilerek sürecin yavaşlatılması, güncel siyasetin parçası haline getirilmesi, güvenlikçi politikalara sıkıştırılması kabul edilemez olduğu kadar riskli ve kaygı vericidir" denildi.

Toplumun artık söz değil güvence beklediği, vaat değil hukuk istediği vurgulanan bildirgede, "gerçek bir barış ve sürecin ilerletilmesi için" yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

Bildirgede ayrıca, "Barışın kurumsallaşması için Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür ve etkin çalışma koşullarının sağlanması; fikirlerini toplumla, siyaset kurumuyla ve ilgili çevrelerle doğrudan paylaşıp tartışabileceği demokratik ve hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini yineliyoruz" çağrısına yer verildi.

"Barış, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanmasıdır"

"Demokrasi mücadelesi ile barış mücadelesi birbirinden ayrılamaz" başlığı altında da barışın yalnızca silahların susması olmadığı ifade edildi. "Aynı zamanda hukukun üstünlüğünün tesisi, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, örgütlenme hakkının korunması, toplumsal adaletin sağlanması ve eşit yurttaşlığın inşasıdır" diye eklendi.

"Erkek egemenliğine karşı mücadele"

Bildirgede, "Erkek egemenliğine karşı her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz" başlığı altında, "Dünyanın farklı yerlerinden kadınların cesaretle ve büyük bir inançla yürüttükleri özgürlük ve eşitlik mücadelesini her yerde büyütmek ve güçlendirmek, yeni kadın kazanımlarına alanlar açmak ve erkek egemenliğine karşı mücadele etmek bizler için görev ve sorumluluktur" ifadelerine yer verildi.

"Fatura halklara kesilemez"

Bildirgede "Ekonomik krizin faturası halklara kesilemez" başlığında emekçiler yoksulluk sınırı altında yaşamaya zorlanırken, iktidarın sermaye çevrelerine yeni ayrıcalıklar sunduğu vurgulandı. Bugünkü durumun "politik tercihlerin bir sonucu" olduğu ifade edilerek "Ekonomik adalet mücadelesi ile demokrasi ve barış mücadelesi birbirinden bağımsız düşünülemez" denildi.

"Baskı ve tutuklamalar kabul edilemez"

"Baskılara karşı ortak demokratik mücadeleyi büyüteceğiz" başlığı alıntda ise şu ifadelere yer verildi:

"İktidarın hukuk tanımaz tutumu, siyasi saiklerle yürütülen davalar hız kesmiyor. Muhalefeti susturma, toplumu sindirme ve siyaseti daraltma amacı taşıyan baskıcı uygulamalar her geçen gün artıyor. Gazeteciler, sendikacılar, belediye başkanları, gençler, kadınlar, ekolojistler ve hak savunucuları üzerinde kurulan baskı ve tutuklamalar kabul edilemez. DEM Parti olarak, Türkiye’de demokratik siyaset alanını daraltan her girişime karşı, toplumun tüm demokrasi güçleriyle birlikte ortak mücadeleyi büyütmeye kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki demokrasi yalnızca seçim değil; aynı zamanda örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü, adalet ve toplumsal katılımdır."

1 Mayıs'a çağrı

Bildirgenin "Ekmek, barış ve adalet için 1 Mayıs’ta alanlardayız" başlıklı bölümünde ise halklar, kadınlar, gençler ve emekliler 1 Mayıs meydanlarına davet edildi.

Paylaş
Etiketler