Hayır diyememek tükenmişliğe götürüyor
Başkalarını kırmamak için sürekli “evet” diyenler dikkat! Uzmanlar, kişinin kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemesinin zamanla duygusal tükenmişlik, bastırılmış öfke ve ilişki sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Psikiyatrist İlayda Kutevu, sağlıklı sınır koymanın bencillik olmadığını belirterek, “Hayır demek öğrenilebilen bir iletişim becerisidir” dedi.
DİYARBAKIR (SÖZ) – “Hayır dersem aramız bozulur”, “Beni kötü biri olarak düşünür”, “Düşüncesiz olduğumu zanneder”... Başkalarını kırmamak için kendi istek ve ihtiyaçlarını sürekli geri plana atanların zihninden bu düşünceler sıkça geçiyor. Her talebe “evet” diyerek çevresindekileri memnun etmeye çalışan kişiler, kısa vadede sorun yaşamaktan kaçındığını düşünse de uzun vadede önemli bir bedel ödeyebiliyor.
Psikiyatrist İlayda Kutevu, “hayır” diyememenin altında yatan psikolojik nedenleri ve sağlıklı sınırlar koymanın önemini anlattı.
HAYIR DEMEK NEDEN BU KADAR ZOR?
Birçok kişi için “hayır” demek yalnızca bir isteği geri çevirmek anlamına gelmiyor. Karşı tarafı üzmek, hayal kırıklığına uğratmak veya ilişkinin zarar görmesinden korkmak, kişiyi istemediği halde “evet” demeye yöneltebiliyor.
Özellikle çocukluk döneminde “uyumlu, fedakâr ve herkesi düşünen” davranışları nedeniyle takdir edilen kişiler, ilerleyen yıllarda da kendi ihtiyaçlarını geri plana atmaya daha yatkın olabiliyor. Ancak bu durum yalnızca çocukluk deneyimleriyle sınırlı kalmıyor. İş hayatı, arkadaşlıklar ve romantik ilişkiler de bu davranış biçiminin devam etmesine neden olabiliyor.
SUÇLULUK HİSSETMEK YANLIŞ YAPTIĞINIZI GÖSTERMEZ
“Hayır” dedikten sonra ortaya çıkan suçluluk duygusu da kişilerin sınır koymasını zorlaştıran en önemli etkenlerden biri. Bunun temelinde, karşı tarafın duygularından kendisini sorumlu tutma eğilimi bulunuyor.
Oysa empati kurmak ile başkasının sorumluluğunu üstlenmek aynı şey değil. Bir kişinin üzülmesi, mutlaka ona zarar verildiği anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre bazen hissedilen suçluluk, yanlış bir davranışın değil, kişinin ilk kez sağlıklı bir sınır koymasının sonucu olabiliyor.
SÜREKLİ “EVET” DEMENİN BEDELİ AĞIR OLABİLİR
Herkese yetişmeye çalışan ve sürekli sorumluluk alan kişiler, çevreleri tarafından genellikle güçlü ve yardımsever olarak görülüyor. Ancak başkalarının ihtiyaçlarını sürekli kendi ihtiyaçlarının önüne koymak, zamanla kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırabiliyor.
Başlangıçta yalnızca yorgunluk olarak ortaya çıkan bu durum, ilerleyen süreçte isteksizlik, motivasyon kaybı ve duygusal tükenmişliğe dönüşebiliyor. Bastırılan ihtiyaçlar ise zamanla kırgınlık ve öfke olarak kendini gösterebiliyor.
HERKESİN YÜKÜNÜ TAŞIMAK İLİŞKİLERİ DE YORUYOR
Bir ilişkide sürekli çözüm bulan, sorumluluk alan ve her şeyi toparlayan kişi olmak ilk bakışta fedakârlık gibi görülebiliyor. Ancak bu durum uzun vadede ilişkinin dengesini bozabiliyor.
Bir taraf sürekli yük üstlendiğinde diğer taraf farkında olmadan daha az sorumluluk almaya başlayabiliyor. Sağlıklı ilişkilerde birbirine destek olmak önemli olsa da başkasının bütün yükünü taşımak, ilişkinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebiliyor.
SINIR KOYMAK İLİŞKİYİ BİTİRMEZ
Yıllarca uyumlu ve fedakâr olarak tanınan kişilerin sınır koymaya başlaması, çevrelerinde şaşkınlık veya kırgınlık yaratabiliyor. Ancak karşı tarafın bu değişime tepki göstermesi, konulan sınırın yanlış olduğu anlamına gelmiyor.
Çünkü değişen yalnızca kişinin davranışı değil, aynı zamanda yıllardır devam eden ilişkinin dengesi oluyor.
“HAYIR” DEMEK BENCİLLİK DEĞİL
Psikolojik olarak sağlıklı olmak, herkesi memnun etmek veya her isteğe “evet” demek anlamına gelmiyor. Kişinin kendi zamanını, enerjisini ve duygusal kapasitesini de hesaba katabilmesi gerekiyor.
Kutevu, kişinin kendisine şu soruyu sormasının önemli olduğunu belirtiyor:
“Bunu gerçekten istediğim için mi kabul ediyorum, yoksa karşımdakini kırmamak için mi?”
Eğer cevap ikinci seçenekteyse ve bu durum kişide sürekli yük, huzursuzluk veya tükenmişlik yaratıyorsa sınır koymanın zamanı gelmiş olabilir.
KISA VE NET BİR “HAYIR” YETERLİ
“Hayır” demek kaba olmak ya da karşı tarafı reddetmek anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir sınır koyarken uzun açıklamalar yapmak veya kişinin kendisini sürekli savunması da gerekmiyor.
Talebin anlaşıldığını ifade ettikten sonra kısa ve net bir cevap vermek yeterli olabiliyor.
“Bu konuda sana yardımcı olmayı isterdim ama şu an buna zaman ayıramıyorum.”
“Şu an buna evet diyemeyeceğim.”
gibi ifadeler, hem karşı tarafın talebini reddediyor hem de kişinin kendi sınırını korumasına yardımcı oluyor.
Uzmanlara göre kişinin sınırlarını koruması bencillik değil; ruh sağlığını, enerjisini ve ilişkilerini daha sürdürülebilir hale getirmenin önemli yollarından biri. Çünkü bazen söylenen her “hayır”, kişinin gerçekten önem verdiği şeylere söylediği bir “evet” anlamına geliyor.