Kategoriler
Yaşam 11 Haziran 2026
AnasayfaYaşam › Haber
Yaşam

Tehlike Kapımızda! Madde Yaşı Ortaokula indi!

Son günlerde gazete sayfalarını ve televizyon ekranlarını kaplayan aile içi cinayetler, babanın oğluna, gencin ailesine ya da çevresine yönelttiği akılalmaz şiddet olayları toplumu derin bir infiale sürüklüyor.

Haber Merkezi 08 Haziran 2026 14:33 1

Sokakta, mahallede, yanı başımızda her an patlamaya hazır birer saatli bomba gibi büyüyen bu şiddet sarmalının perde arkasında ise çok daha büyük bir tehlike yatıyor: Bağımlılık. Madde kullanım yaşının ortaokul sıralarına kadar düşmesi ve sentetik uyuşturucuların yarattığı tahribat, toplumsal huzuru temelinden sarsıyor. Yaşanan bu toplumsal krizi, Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tahsin Kula ve Uzman Psikolog Sadık Sun ile konuştuk. Uzmanlar, kapımıza dayanan büyük tehlikeye karşı çok çarpıcı uyarılarda ve tespitlerde bulundular.
Doç. Dr. Tahsin Kula: "Tehlike Kapımızda, Bağımlılık İnsan İradesini Ortadan Kaldırıyor"
Dicle Üniversitesi Sezai Karakoç Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tahsin Kula, son yıllarda ergenler ve yetişkinler arasında uyuşturucu kullanımının çok daha tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek tehlikenin büyüklüğünü şu sözlerle aktardı:
"Özellikle yasa dışı fentanil nedeniyle aşırı doz riski korkutucu bir gerçeklik. Gençler arasında oyun, uyuşturucu veya dijital medya gibi birçok şeye karşı bağımlılık her geçen gün biraz daha artıyor. Oysa bağımlılık; insan iradesini zayıflatır veya ortadan kaldırır. Krizlere yol açar. Şiddet görme, gösterme veya uygulama durumu yaşatır. Bağımlılıkların çoğu için, profesyonel bir tedaviye ihtiyaç gerekir. Yapılan araştırmalar aile ortamı, akran baskısı, zorbalık, çözülmemiş travma ve düşük özgüven gibi faktörlerin, gençleri uyuşturucu denemeye ittiğini göstermektedir."
Doç. Dr. Tahsin Kula: "Tedavide Geç Kalınırsa Daha Çok Can Yanabilir"
Uyuşturucu kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ve bunun toplumsal şiddetle olan bağına dikkat çeken Doç. Dr. Tahsin Kula, sözlerine şöyle devam etti:
"Yapılan istatistikler, uyuşturucu kullanımının diğer ruh sağlığı bozukluğunu artırdığını, bunun da toplumsal şiddete yansımalarının daha fazla yansıdığını söylemektedirler. Araştırmalar gençlerin madde kullanımına yönelmesinin temelinde merak, stresten kaçış, duygusal acılarla baş edememe ve akran baskısı gibi psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörlerin olduğunu söylemektedir. Son yıllarda bağımlılığa bağlı olarak yaşanan şiddet türlerinin hem sayıları hem de görünürlülükleri arttı. Günün her saati her yerde karşılaşma ihtimali her geçen gün artan bağımlılık eksenli şiddet olaylarının çözümü için uzmanlardan yardım alınması zorunludur. Çünkü madde kullanımının hem psikolojik hem de altta yatan ruh sağlığı sorunlarının ele alınması gerekir. Tedavide geç kalınırsa daha çok can yanabilir."
Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Alarm Belirtileri
Haberimizde, Doç. Dr. Tahsin Kula’nın paylaştığı ve gençlerin acil desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteren kritik belirtileri de ebeveynler için derledik. Uzmanlar, ailelerin çocuklarında şu değişimleri fark ettikleri an harekete geçmeleri gerektiği konusunda uyarıyor: Tutum ve davranışlarda değişim (sık sık sinirlilik, düşmanlık besleme), kuralları ihlal etme, sorumlulukları ihmal veya hiç yapmama (okula devamın düzensizleşmesi veya notların düşmesi), aile ve arkadaşlarla ilişkilerin bozulması, evde hırsızlık yani evden para kaybolması, hobi veya sporlara olan ilginin sona ermesi ve uyku düzeninin değişmesi.
Uzman Psikolog Sadık Sun: "Madde Kullanım Yaşı Ortaokula Kadar İndi"
Saha gözlemlerini ve klinik gerçekleri aktaran Uzman Psikolog Sadık Sun ise kumar, madde ve dijital bağımlılıkların geldiği korkutucu boyutu şu sözlerle ifade etti:
"Kumar bağımlılığı, madde bağımlılığı, telefon bağımlılığı, dizi/film bağımlılığı, porno bağımlılığı gibi sorunlarla ne yazık ki sıklıkla karşı karşıya gelmeye başladık. Yapılan çalışmalarda madde kullanımında ilk kullanım yaşının düştüğü, ortaokul dönemine kadar inebildiği gerçeği korkutucu olmaktadır. Özellikle de sentetik uyuşturucular (metamfetamin gibi), esrar kullanımı ve kumar bağımlılığında ciddi artışlar görülmektedir. Alınan maddeler, özellikle kişinin dürtü kontrolünü bozduğundan, muhakeme becerisini zayıflattığından aile içi çatışmalar, şiddeti; kumar bağımlılıkları sonucu oluşan borç batağından dolayı ise intiharlar, aile içi huzursuzluklar ve boşanmalarda artış yaşanmaktadır."
Uzman Psikolog Sadık Sun: "Bağımlılık Bir Aile Hastalığıdır, Sadece Polisiye Tedbirlerle Çözülemez"
Mücadelenin yöntemi ve yapılması gereken köklü değişiklikler konusunda somut çözüm önerileri sunan Uzman Psikolog Sadık Sun, hayati reçetesini şu sözlerle özetledi:
"Bağımlılıkla mücadele, sadece hastaneye yattıktan sonra başlamamalı. Çocukluk döneminden itibaren psikolosyal destek programlarının hayata geçirilmesi gerekir. Tedavi süreçleri genellikle sadece bağımlı bireye odaklanıyor. Oysa bağımlılık bir aile hastalığıdır. Ailenin rehabilitasyonu yapılmadan, bağımlı birey iyileşse bile eve döndüğünde aynı dinamikler onu tekrar maddeye iter. Türkiye'de hastane sonrası iş bulma, sosyal çevre değişimi ve uzun dönemli psikolojik takip mekanizmaları ne yazık ki oldukça zayıf. 'Hastaneden çıktı, temiz kaldı' beklentisi, gerçekçi olmayan bir yaklaşımdır. Diyarbakır gibi dinamiklerin yüksek olduğu bölgelerde, toplumsal kodları bilen, yereldeki 'kanaat önderleri' ile iş birliği yapan yerel eylem planları hayata geçirilmelidir. Bağımlılığı bir 'ahlak sorunu' değil, 'beyin ve ruh sağlığı sorunu' olarak ele alan toplumsal bilinçlendirme kampanyaları artmalıdır. Bağımlılıkla mücadelenin sadece polisiye tedbirler veya hastane duvarları arasında değil, güçlü bir aile yapısı ve ruhsal dayanıklılığı yüksek bireyler yetiştiren bir toplumsal model ile başarıya ulaşabileceğini görmekteyiz."

Paylaş
Etiketler