ÇAĞIMIZIN BİR DEHASI OLAN FUAT SEZGİN (3)
Bunun üzerine Sezgin, Brockelmann’ın bu eserindeki eksiklikleri tamamlamak için bir zeyil/eklenti yazmayı düşünmüş. Fakat bunun üzerinde bir süre çalıştıktan sonra, bunda pek çok eksikliklerin varlığını tespit etmiştir. Bu nedenle zeyil yazmayı bırakmış ve bu konuda müstakil bir eser yazmaya karar vermiştir. Hocası Ritter’e, “Hocam! Ben artık zeyli bıraktım. Dünyadaki bütün yazmalara dayalı müstakil, yeni baştan bir eser yazıyorum” diye söylemiş. Ritter, kendi hocası Carl Brockelmann’ın GAL adlı eserinin aşılmaz olduğunu düşünerek Sezgin’e, “Bunu, dünyada hiç kimse yapamaz. Bırak bu işi. Boşuna kendini yorma” demiş. Sezgin, hocasının bu tavrı karşısında, “Ben, ilk defa hocam Ritter’e inanmadım. Çünkü bu konudaki kararımı verdim. Allah da beni mahcup etmez inşallah” demiş ve ardından kitabı yazmaya başlamış. Sezgin, 1967 yılında bu kitabının birinci cildini çıkarmış ve hemen hocasına göndermiştir. Bu kitabı inceleyen Ritter Sezgin’e, “Şimdiye kadar böylesini hiç kimse yapamadı. Senden başka da hiç kimse yapamayacak. Tebrik ederim” diye not yazdığı bir tebrik kartını göndermiştir. Ritter, önceleri Sezgin’in bu işi yapabileceğine inanmamış. Fakat yazdığı birinci cildi görünce ona, “Sadece siz yaparsınız” demiştir. Hatta Avrupa’da bu işi yapmak üzere kurulan milletlerarası bir heyet bile, Sezgin’in yazdığı bu eseri gördükten sonra, kendisini feshetmiş ve bu sahayı Sezgin’e bırakmıştır. Sezgin, bu eserini daha sonra 17 cilt halinde yazmış ve ilk cildini 1967 yılında yayımlamıştır. O, bu eseri ile kendisini, İslâm bilim tarihi alanında dünyaya kabul ettirmiş. Onun bu eseri, başta Arapça olmak üzere, çeşitli dünya dillerine tercüme edilmiş. Bu kitap Arap-İslâm âleminde, Yüksek Lisans ve Doktora derslerinde kaynak eser olarak okutulmaktadır. Ayrıca bu eser, İslâm bilim adamlarına bir özgüven vermeye başlamıştır.
Sezgin, bu kitabının birinci cildinde çeşitli dini ilimler hakkında bilgi vermiştir. O, hadis ile ilgili yazdığı uzun bir mukaddimenin baş tarafında Goldziher ve Sprenger’in hadisin ilk dönemlerde sözlü olarak nakledildiğini savunduklarına dikkat çekmiş, onların bu görüşlerinin doğru olmadığını, tam tersine hadisin ilk dönemlerden itibaren yazılmaya başlandığını savunmuştur.
2 – “Wissenschaft und Technik im Islam.” Almanca yazılan bu eser, Abdurrahman Aliy tarafından “İslâm’da Bilim ve Teknik” adı ile Türkçeye tercüme edilerek Türkiye Bilimler Akademisi ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2007 yılında Ankara’da yayınlanmıştır.
3 – “Buhârî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar.” Bu eser, Sezgin’in doçentlik tezidir.
Sezgin çeşitli eserleri yazdığı gibi, Bilim Tarih Müzesini de kurmuştur. Sezgin’e İslam bilim tarihine yapmış olduğu katkılardan dolayı çeşitli ödüller verilmiştir. O ödüllerden bazıları şunlardır:
1 – Sezgin’e, 1978 yılında Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı’nın İslâmî Bilimler Ödülü verilmiştir.
2 – Sezgin, 1982 tarihinde Federal Almanya birinci sınıf Kraliyet Liyakat Nişanı ve 2001 tarihinde de Almanya’nın en büyük Kraliyet nişanına layık görülmüştür.
3 – Sezgin’e Frankfurt şehrinin Goethe Plaketi verilmiştir.
4 – Sezgin’e, “İslâm’da Bilim ve Teknoloji” isimli beş ciltlik eserinden dolayı İran’da 2009 tarihinde Milletlerarası İran İslâmî Bilimler Mükâfatı ödülü verilmiştir. İran Kültür Bakanlığı tarafından, her yıl İslâm’da tarih, coğrafya, edebiyat, sanat, mimari, medeniyet ve siyaset sahalarında dağıtılan mükâfat, o sene meclis Başkanı Gulam Ali Haddad Ali, Kültür Bakanı Muhammed Safer Herendi ve Eğitim Bakanı Mahmut Farşidî’nin katıldıkları törende, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından Sezgin’e verilmiştir. Kendisi bu törende, “İslâm dünyasının önde gelen tarihçilerinden ve ömrünü Avrupalılara İslâmî bilimleri tanıtmaya adayan bilim adamı” olarak takdim edilmiştir.
Sezgin, zamanın kıymetini bilen ve onu çok verimli kullanan bir şahsiyete sahipti. O, sözünde duran ve randevularına zamanında giden bir insandır. Kendisi, hayatı boyunca, sadece üç randevusuna zamanında yetişemediğini ve daima bunun üzüntüsünü yaşadığını dile getirmiştir. O, tatil yapmayı, emekli olup bir kenara çekilerek dinlenmeyi hiçbir bilim adamına yakıştırmamıştır. Sezgin, İslâm dünyasının değişik yerlerinde verdiği konferans ve katıldığı TV programlarında kendisine, “Bize ne tavsiye edersiniz?” diye yöneltilen sorulara, özet olarak şu tür cevapları verdiğini söylemektedir: “Zahit ve kanaatkâr olun, dünya nimetlerine aşırı derecede kapılmayın. Sabr-ı cemil denilen, güzel sabra sahip olun. Her türlü söz, hareket ve davranışlarınızda, gerçek anlamda Allah korkusu ile hareket edin. Daha çok okuyun. Okurken, sakın aklınız başka şeylerde olmasın.”
Sezgin, 1961 yılında Almanya’ya gittikten sonra, 1966 yılında daha önce Müslüman olan Dr. Ursula Hanımla evlenmişti. O, hanımı hakkında şu ifadelerde bulunmuştu: “Almanya’ya gidişimin dördüncü ayında eşimle tanıştım. Eşim, kendisiyle tanışmadan önce İslam’ı kabul etmiş genç bir almandı. O, tanıştığımızda Coğrafya ve Siyasal Bilgiler alanında eğitim görüyordu. Daha sonra bu alandaki çalışmayı bıraktı ve Şarkiyat tahsili yapmaya başladı. Eşim bu süreçte Arapça, Farsça, Türkçe ve benzeri diller üzerinde çalışmalar yaptı. Doğrusunu söylemek gerekirse, o olmasaydı işim çok zor olacaktı. Ben iman sahibi bir insanım, Allah’a karşı mutlak bir inanca sahibim. Bir de eşimin çok yüksek insani vasıfları vardı. Onun hedefime ulaşmamdaki bana olan inancı ve beni desteklemesi, benim için en büyük motivasyon kaynağıydı. Nitekim Almanya’ya gittikten bir süre sonra kitabımı yazmaya başladım. Kitabımı yazarken, eşim yazdıklarımı alıyor ve etüt ediyordu. Çünkü Almancam pek de iyi değildi. Eşim, yazdıklarımı tashih ederek matbaaya gidecek hale getiriyordu. Dolayısıyla eşimin hayatımda çok önemli bir yeri vardı.”
Fuat Sezgin, 2018 tarihinde İstanbul’a gelmiş ve Gülhane’de kendisine tahsis edilen tarihi bir binaya yerleşmiş ve 30 Haziran 2018 tarihinde orada vefat etmiştir. Cenaze namazı Fatih Camiinde kılınmış ve Gülhane’deki “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesinin” önüne defnedilmiştir.
SONUÇ
Netice olarak çağımızın dehası, İslami ilimleri ve Mezopotamya kültürünü yeniden şaha kaldıran büyük insan, kendisine Suudi Arabistan Kral Ödülü, İran Meclis Ödülü, Almanya Bilim Ödülü ve daha nice ödüller verilen Fuat Sezgin, sadece meydanların değil, karlı ve dumanlı dağların altın yeleli, çelik pençeli aslanı, bilim tarihçisidir. Yukarıda belirttiğimiz gibi Fuat Sezgin, eski adı “Küfra” olan Şirvan’daki Küfrevi ailesindendir ve Küfrevi ailesinin soyu, Eyyubilerin Hasankeyf koluna dayanmaktadır. Sezgin’in kendi ifadesine göre Kürt olduğu ve Kürdüm dediği için üniversiteden atılmıştır. Bugün için bazı kişiler onu kendilerine göre yorumlayarak takdim etmektedirler. Aslında o, çok onurlu ve şahsiyetli bir kişiydi. Onun tanınması için hakkında çok sayıda akademik çalışmaların yapılması gerekmektedir.