KÜRTLER YİNE AYNI YANLIŞIN BEDELİNİ Mİ ÖDEYECEK?
Bazen bir cümle, yıllardır halının altına süpürülen gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya yeter de artar. İfşa olan ise tam anlamıyla bir ders-i ibrettir.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın, olası seçim ittifaklarına ilişkin yaptığı değerlendirmede kullandığı şu cümle, böylesi bir sonucu ortaya çıkardı:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla ortaklaşmayabiliriz."
***
Gelen tepkiler üzerine yaptığı ikinci açıklamada ise sözlerinin yanlış anlaşıldığını, kastının etnik kimlik değil siyasi yaklaşım olduğunu ifade etti.
Ancak mesele, artık bir kelimenin ya da bir cümlenin sınırlarını çoktan aşmış durumda. Asıl tartışılması gereken konu, Kürt siyasetinin yıllardır kurduğu ittifakların mahiyeti ve bu ittifakların Kürtlere ne kazandırdığı sorusudur.
***
Görünen o ki, bir kez daha dönüp aynı sorular etrafında ciddi bir özeleştiri geliştirmek gerekiyor.
Kürt siyasi hareketi uzun yıllardır sol, sosyalist çevrelerle ve farklı muhalefet bloklarıyla, özellikle de ulusalcı Türk solu ile omuz omuza yürümeye çalıştı. Demokrasi, özgürlük, eşit yurttaşlık ve ortak gelecek söylemleri etrafında geniş birliktelikler kuruldu.
Peki, bu serüvenin sonunda ne elde edildi?
Kürtler bu ortaklıklardan hangi somut kazanımlarla çıktı?
Daha da önemlisi, en kritik eşiklerde bu dostlukların ne kadarı gerçek sınavını verebildi?
***
Boşuna söylenmiş bir söz değildir:
"Dost, kara günde belli olur."
Bugün, Kürt seçmeninin desteğiyle Meclis'e taşınan ve Kürt meselesi üzerinden siyaset üreten birçok çevrenin, konu Kürtlerin siyasal temsil gücüne geldiğinde ne kadar temkinli, hatta mesafeli davrandığı daha net görülüyor.
Belki Erkan Baş'ın sözleri bir ifade hatasıydı. Belki anlatmak istediği şey bambaşkaydı. Ancak toplumda oluşan tepkinin kaynağı yalnızca bu sözler değildir. Asıl sebep, yılların biriktirdiği kırgınlıkların artık "mızrak çuvala sığmaz" misali dışa vurulmasıdır.
***
Kürtler, beraber yürüdükleri birçok siyasi aktörün yolun en çetin virajlarında geri çekildiğine defalarca tanıklık etti. Oyları değerliydi, destekleri gerekliydi, mücadeleleri alkışlanıyordu. Ancak sıra Kürtlerin siyasi özne olarak söz sahibi olmasına geldiğinde aynı cesaretin gösterilemediği de her defasında görüldü.
***
İşte bu nedenle bugün konuşulması gereken şey yalnızca bir açıklama değildir. Tartışılması gereken, Kürt siyasetinin geleceğe dönük yol haritasıdır.
DEM Parti'nin bu konuda kapsamlı bir muhasebe yapması kaçınılmazdır.
Hele ki yeni bir döneme girildiğinin konuşulduğu bugünlerde mesele yalnızca silahların susması değildir.
Kalıcı barış, sadece çatışmanın sona ermesiyle değil, geçmişin doğru okunmasıyla mümkündür.
***
Birinci çözüm süreci neden başarıya ulaşamadı?
Hendek siyaseti kimi güçlendirdi, kimi zayıflattı?
Binlerce gencin hayatına mal olan stratejik tercihler bugün hangi vicdanla değerlendiriliyor?
Bu sorular cevapsız bırakıldıkça, aynı hataların tekrarlanma ihtimali de ortadan kalkmayacaktır.
"Akıllı insan aynı dereye iki kez düşmez."
***
Kürtler artık yalnızca yaşadıkları mağduriyetleri değil, kendi siyasal tecrübelerini de cesaretle masaya yatırabilmelidir.
Öz eleştiri zayıflık değil, olgunluktur. Muhasebe ise geriye dönüş değil, ileriye yürüyüşün şartıdır.
Güçlü bir demokrasi nasıl güçlü bir muhalefet gerektiriyorsa, Kürt meselesinin kalıcı çözümü de güçlü, güvenilir ve toplum nezdinde karşılığı olan bir muhatap gerektirir.
***
Ortadoğu'nun yeniden şekillendiği bir dönemdeyiz.
Suriye'de, Irak'ta ve bölgenin tamamında dengeler değişiyor. Yeni aktörler ortaya çıkıyor, eski ezberler dağılıyor.
Böyle bir zamanda enerjiyi sonuç vermeyen siyasi alışkanlıklara, artık karşılığı kalmamış ittifak reflekslerine ve yıllardır tekrar edilen söylemlere harcamak büyük bir kayıp olacaktır.
Kürtler bu coğrafyanın misafiri değil, kurucu unsurlarından biridir.
Yüzyıllar boyunca yalnızca hadiselerin öznesi değil, bölgesel düzenin taşıyıcılarından biri olmuştur.
***
Bugün ihtiyaç duyulan şey sloganların yükseltilmesi değil; aklın, tecrübenin ve muhasebenin öne çıkarılmasıdır.
Hakikat bazen en rahatsız edici soruların içinde saklıdır. Ve artık o soruyu sormanın vakti gelmiştir:
Biz kiminle yürüdük?
Kimler bizimle yürüdü?
Ve en önemlisi, yol ayrımına gelindiğinde kimler ilk fırsatta başka istikametlere yöneldi?
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sırtını dayadığın dağın büyüklüğüne değil, fırtına çıktığında yanında kalana bak.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
SUR'U KİM YAŞANILMAZ EDİYOR?
16 Haziran 2026
-
“HAİN” VE “PAVYONCU” HA!?…
13 Haziran 2026
-
KUYUMCULARIN DERİN ÇEKİŞMESİ!…
12 Haziran 2026
-
KAMPÜSTE PETROL SONDAJ MI?
11 Haziran 2026
-
ŞİMDİ DE KEYFİ YÖNETİM Mİ?
10 Haziran 2026