Köşe Yazısı
Ömer Büyüktimur
08 Ekim 2026, Perşembe
MAHKEMELER KİRADA, TAHSİSLİ ARSA SATIŞTA!
Bu hikâyeyi çok kez yazdım. Görünen o ki daha çok yazılacak…
Seyir defterindeki notlar, bu işin hiç de göründüğü kadar basit olmadığını söylüyor.
“Bir dokun, bin ah işit” misali… Her yeni ayrıntı, beraberinde başka bir tartışmayı getiriyor.
Sözünü ettiğim yer; bir dönem Adliye Sarayı yapılması amacıyla Adalet Bakanlığına tahsis edilen, ancak bugün satışa çıkarılan arsa.
Yer, Diyarbakır’ın en değerli bölgelerinden biri. KayapınarDiclekent Bulvarı…
Yaklaşık 70 dönümlük arazi. Üstelik yola yaklaşık 400 metre cepheli.
Lokasyonu itibarıyla son derece değerli bir taşınmazdan söz ediyoruz.
***
Bu arazi üzerine, Diyarbakır’ın önemli bir ihtiyacını karşılayacak devasa bir Adliye Sarayı inşa edilmesi planlanıyordu.
Üstelik yalnızca adliye hizmetlerinin yürütüleceği bir bina değil…
Bugün kirada bulunan Bölge Adliye Mahkemesi, yani İstinaf Mahkemesi de dahil olmak üzere yargı kurumlarının önemli bölümünü bünyesinde barındıracak büyük bir adliye kompleksi düşünülüyordu.
Adeta bir Adliye Külliyesi…
Arazi Milli Emlak’a aitti.
Hatırladığım kadarıyla bundan 10-15 yıl önce taşınmazın üzerine, adliye hizmet binası yapılmasına ilişkin bir tahsis şerhi konuldu.
Yıllar geçti… Nice başsavcılar değişti. Nice Adalet Bakanları değişti. Nice yönetimler değişti.
Ama değişmeyen bir söylem vardı. “Diyarbakır’a Adliye Sarayı yapılacak.”
Hatta bundan yaklaşık iki yıl önce projenin yatırım programına alınacağı, hatta alındığı yönünde beklentiler oluştu.
Tam da burada insanın aklına şu atasözü geliyor: Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Çünkü beklenen olmadı.
Ne olduysa oldu…
Önce taşınmazın üzerindeki Adliye Sarayı yapılmasına ilişkin tahsis/şerh kaldırıldı. Ardından arazi satış gündemine geldi.
Ve satış süreci başladı.
***
Arazi önce ihale yoluyla satışa çıkarıldı. O gün için taşınmazın düşük bir bedelle satıldığı ifade edildi.
Ancak satışın kamuoyuna yansımasının ardından işlem iptal edildi.
Sonrasındaki süreçte TOKİ devreye girdi. Taşınmaz bu kez açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı.
İhaleye 14 firma teklif verdi.
Sonuçta taşınmaz, 13 milyar 240 milyon lira bedelle Durmaz İnşaat tarafından alındı.
Peşinat ise 1 milyar 150 milyon lira olarak belirlendi.
Buraya kadar bakıldığında teknik anlamda bir ihale ve satış işleminden söz edilebilir.
Ancak işin dikkat çekici tarafı bundan sonra başlıyor.
Çünkü burada klasik bir arsa satışından farklı bir model uygulanacak:
Hasılat ve gelir paylaşımı modeli.
Firma, sözleşme kapsamında üç yıl içerisinde projeyi gerçekleştirecek.
Konut ve ticari alanlardan elde edilecek gelirin yüzde 35’i TOKİ’ye verilecek.
Kâğıt üzerinde bu bir ihale modeli. Ancak kamu açısından asıl dikkat edilmesi gereken nokta, taşınmazın gelecekte yaratacağı ekonomik değer.
***
İddiaya göre firma, sözleşme tarihinden itibaren üç yıl içerisinde inşaata başlamak zorunda.
Ancak yüksek inşaat maliyetleri veya başka gerekçeler nedeniyle proje başlamazsa, sözleşmede belirlenen şartlar çerçevesinde taşınmazın yüzde 35’ine ilişkin bedelin TOKİ’ye ödenmesi suretiyle taşınmazın elde tutulabilmesinin önü açık.
İşte tartışmanın düğümlendiği yer de burası.
Bugün 13 milyar 240 milyon lira üzerinden işlem gören bu taşınmazın, üç yıl sonra çok daha farklı bir ekonomik değere ulaşabileceğini düşünün…
Özellikle Diyarbakır gibi gelişmeye devam eden bir kentte, merkezi ve değerli bir lokasyondaki 70 dönümlük arazinin gelecekteki değerini bugünden kestirmek kolay değil.
Katlamalı bir değer artışı ihtimali…
Dolayısıyla mesele yalnızca bugünkü satış bedeli değil.
Asıl mesele, kamu adına gelecekte ortaya çıkacak ekonomik değerin nasıl paylaşılacağı.
Bugün kaç liraya satıldığı kadar, yarın ne kadar değer üreteceği ve bu değerden kamunun ne ölçüde yararlanacağı da önem taşıyor.
***
Bütün bu sürecin merkezinde ise tek bir konu var.
O da şu: Adliye yapılması amacıyla Adalet Bakanlığına tahsis edilen bu taşınmaz neden satışa çıkarıldı?
Öyle ya… Ortada yıllarca dile getirilen bir Adliye Sarayı projesi vardı.
Tahsis vardı. Açıklamalar vardı. Yatırım programına alınacağı yönünde beklentiler vardı.
Ne oldu da tahsis kaldırıldı?
Ve aynı arazi satışa çıktı?
Buradaki değişimin gerekçesinin kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerekmez mi?
Adliye Sarayı planı ve projesi rafa mı kaldırıldı? Kaldırıldıysa neden? Yeni bir yer mi belirlendi?
Yoksa projenin kendisinden mi vazgeçildi?
Bizim bilmemiz gereken şey, bu değişimin hangi gerekçeyle gerçekleştiği.
Çünkü ortada sıradan bir taşınmazdan değil, yıllarca kamu yatırımı kapsamında gündeme getirilen yaklaşık 70 dönümlük son derece değerli bir araziden söz ediyoruz.
***
Hikâye bununla da bitmiyor.
Arazinin bir de yaklaşık 45 yıldır devam ettiği belirtilen mülkiyet ve zilyetlik tartışması bulunuyor.
Akgül ailesi, taşınmaz üzerinde uzun yıllardır hak iddia ediyor.
Ailenin beyanına göre yargı süreci henüz tamamlanmış değil ve karar duruşması yapılmış değil.
Tam da bu süreç devam ederken araziye iş makinelerinin girmesi, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
“Ne bu acele?”
Ailenin yıllardır kullandığını belirttiği taşınmaz üzerinde hangi hukuki ve idari izin kapsamında çalışma başlatıldığı da açıklığa kavuşmalı.
Elbette burada son sözü hukuk söyleyecek.
Ancak satış ve inşaat sürecinin devam eden hukuki süreçle nasıl kesiştiğinin kamuoyunca bilinmesi gerekiyor.
***
Bunca tartışmanın ardından yapılması gereken aslında çok basit. İlgili kurumların süreci bütün açıklığıyla ortaya koyması.
Taşınmazın Adalet Bakanlığına hangi amaçla tahsis edildiği… Tahsis şerhinin neden kaldırıldığı… Satış kararının hangi gerekçeyle alındığı… 13 milyar 240 milyon liralık satış modelinin kamu açısından nasıl bir ekonomik sonuç doğuracağı…
Bütün bunlar açıkça anlatılmalı.
Aynı şekilde devam eden mülkiyet davasının satış ve sahadaki çalışmalar açısından herhangi bir hukuki etkisinin bulunup bulunmadığı da açıklığa kavuşmalı.
Çünkü mesele bir tarafı suçlamak, diğer tarafı haklı çıkarmak değil.
Mesele; kamuya ait böylesine değerli bir taşınmazın neden satıldığını, hangi şartlarla satıldığını ve kamu yararının nasıl korunduğunu bilmek.
Şeffaflık tam da burada önem kazanıyor.
Diyarbakır kamuoyu, yıllarca Adliye Sarayı yapılması gündemde olan bir arazinin bugün neden satışa çıkarıldığını bilmek istiyor.
Ve bütün tartışmanın özeti aslında tek bir noktada düğümleniyor:
13 milyar 240 milyon liralık bu taşınmaz neden satıldı ve bu satışın Diyarbakır’a, dolayısıyla kamuya getirisi ne olacak?
***
GÜNÜN SÖZÜ
Devletin malı satılabilir; ama hesabı satılamaz.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGEL NEDİR?
07 Ekim 2026
-
DİKİŞ TUTMAYAN KURUMLAR, BİTMEYEN ÇARK!
06 Ekim 2026
-
ASIL MESELE ŞİMDİ BAŞLIYOR!
05 Ekim 2026
-
BİR KELİME DEĞİŞTİ, BÜYÜK TARTIŞMA YENİDEN ALEVLENDİ
03 Ekim 2026
-
MECLİS’TE YENİ YASAMA YILI…
02 Ekim 2026