Kategoriler
Köşe Yazısı 23 Temmuz 2026, Perşembe
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 18 Temmuz 2026, Cumartesi

MUSALLA TAŞINA SIĞMAYAN SORULAR

Okullar kapandı, yaz tatili başladı.. Ama Okullarda yaşanan travmaların sonu ne yazık ki çoğu zaman başarı hikâyeleriyle, çözümlerle ya da adaletle değil; ölüm, intihar ya da cinnet haberleriyle karşımıza çıktığı gerçeği yürek yakıcı şekilde, kendinden söz ettiriyor.. Ankara’da, ardından Şanlıurfa’da, Ağrı’da ve Irmak öğretmenin acı haberiyle aynı sorular yeniden önümüze düşüyor. İsimler değişiyor, şehirler değişiyor, olayların gerekçeleri farklılaşıyor; fakat sonuç değişmiyor. Bir yanda gözyaşları, diğer yanda musalla taşına uzanan hayatlar...

***

Her olayın kendine özgü yönleri elbette vardır. Ancak artık inkâr edilemeyecek bir gerçek bulunuyor: Eğitim sisteminin içinde biriken sorunlar, yalnızca öğrencileri değil, öğretmenleri de ağır bir psikolojik, ekonomik ve sosyal yükün altında, halk deyimiyle inim inim inletiyor..

***

İşte Irmak öğretmenin maruz kaldığı iddia edilen mobbing! Ki yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve yardım talebiyle çaldığı kapılardan karşılık bulamadığı yönündeki iddialar.. Yaşadıkları ve yaşatılanlar, yalnızca bir kişinin hikâyesi olarak görülemez. Girdap bir isimden ibaret değildir. Sistemin insanı ne kadar gördüğü, ne kadar duyduğu ve ne kadar koruduğudur.

***

Atalarımız boşuna, "Ağlamayan çocuğa meme vermezler" dememiş. Ancak bugün asıl soru şudur: Çığlık atanı da duymayan bir düzenle karşı karşıya mıyız? İnsanlar seslerini duyurmak için daha ne kadar bağırmalı? Daha kaç dilekçe yazılmalı? Daha kaç kapı aşındırılmalı?

***

Eğitim, yalnızca müfredat meselesi değildir. Eğitim, önce insan meselesidir. Öğretmenini huzurlu, güvende ve değerli hissettiremeyen bir sistemin öğrencisine umut vermesi de zordur. Çünkü "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır" sözü tam da bugünler içindir. Herkesin dönüp kendine bakması gereken bir noktadayız.

***

Bir öğretmen, geçim derdiyle boğuşuyorsa... Bir öğretmen, psikolojik baskı altında kaldığını düşünüyorsa... Bir öğretmen, hakkını aramak için kapı kapı dolaşıyorsa... Ve sonunda geriye yalnızca acı bir haber kalıyorsa... Orada bireysel hikâyelerin ötesinde kurumsal bir sorgulama zorunluluğu doğar.

***

Bugün eğitim sistemini yalnızca sınav sonuçlarıyla, başarı oranlarıyla ya da açılan okul sayılarıyla değerlendirmek yeterli değildir. Asıl ölçü; öğretmenin ne kadar güvende olduğu, öğrencinin ne kadar mutlu olduğu ve adalet duygusunun ne kadar hissedildiğidir.

***

"Adalet mülkün temelidir" sözü sadece mahkeme duvarlarında asılı kalmak için söylenmemiştir. Eğitim kurumlarının da temel harcı adalet olmalıdır. Mobbing iddiaları varsa şeffaf şekilde araştırılmalıdır. Ekonomik sıkıntılar varsa kalıcı çözümler üretilmelidir. Psikolojik destek mekanizmaları göstermelik değil, erişilebilir hale getirilmelidir. Liyakat esas alınmalı, ayrımcılık ve kayırmacılık ortadan kaldırılmalıdır.

***

Öğretmenlerin sesi duyulmalı, talepleri bürokratik koridorlarda kaybolmamalıdır. Çağdaş bir eğitim sistemi; korkunun değil güvenin, baskının değil hakkaniyetin, sessizliğin değil diyaloğun üzerine inşa edilir. Bugün Irmak öğretmenin ardından konuşurken sadece bir acıyı paylaşmıyoruz. Aynı zamanda eğitim sisteminin aynasına bakıyoruz. O aynada görünen tabloyu beğenmeyebiliriz. Ama görmezden gelmeye devam edersek yarın başka bir ismin ardından aynı cümleleri kurmak zorunda kalacağız.

***

Ve unutulmamalıdır ki; "Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir memleketi kurtarır." Eğitimde ihmal edilen her sorun da bunun tersine, büyüyerek toplumsal bir yaraya dönüşür.

***

Temennimiz; artık musalla taşına gelen acılar üzerinden değil, zamanında duyulan sesler ve çözülen sorunlar üzerinden konuşulan bir eğitim düzeninin kurulmasıdır. Çünkü öğretmenin yaşadığı yerde umut yaşar; öğretmenin tükendiği yerde ise yalnızca geleceğin ışığı değil, toplumun vicdanı da kararmaya başlar.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Çözülmeyen her sorun, bir gün acı bir haber olarak karşımıza çıkar; önemli olan feryadı cenazeden önce duymak...

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →