Kategoriler
Köşe Yazısı 22 Haziran 2026, Pazartesi
AnasayfaYazarlar › Ömer Büyüktimur
Köşe Yazısı Ömer Büyüktimur 20 Haziran 2026, Cumartesi

SİYASİ GERÇEKLİK Mİ, TEMENNİ Mİ?

Gün olarak, Cumartesi.. Pazar olmadığımız için, bugünkü sohbeti, pazar niyetine, diye ikmal edelim.. Mevzu de, siyasi olsun, lakin temcit pilavı kabilinde, konuşalım!?.  Öyle ya, bugün ve yarın sessiz olmalıyız.. Sınav var.. Öncelikle YKS’e giren tüm öğrencilerimize zihin açıklığı ve başarılar diliyorum!.. Sessizlik adına da, aman ha aman gürültüden kaçınalım, sürücüleri, sokakta yürürken bile, bugün ne olur, sessiz ol..

***

Sohbete gelirsek!.. Ülke siyasetinde belirli aralıklarla yeniden gündeme getirilen konular vardır. Erken seçim tartışmaları da bunların başında gelmektedir! Bugün CHP öncülüğündeki muhalefetin en sık dile getirdiği başlıklardan biri seçimlerin erkene alınmasıdır. Ekonomik sıkıntılar, toplumsal gerilimler ve siyasi kutuplaşma üzerinden seçim atmosferi oluşturulmak isteniliyor. Ancak burada cevaplanması gereken temel soru şudur.. Türkiye gerçekten seçimlerin yenilenmesini gerektirecek olağanüstü şartlarla mı karşı karşıyadır?

***

Hatırlayalım… Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildikten sonra yapılan 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin ardından da benzer tartışmalar yaşanmıştı. Muhalefet o dönemde de erken seçim beklentisini yüksek sesle dillendiriyor, iktidarın bu baskıya uzun süre direnemeyeceğini savunuyordu. Peki beklenen oldu mu, olmadı.  Cumhurbaşkanlığı sisteminin işleyiş mantığı, parlamenter sistem dönemindeki siyasi reflekslerden tamamen farklı oluşundan!!.

***

Nitekim 2023 seçimleri anayasal takvim çerçevesinde gerçekleştirildi, yalnızca bayram ve mevsim şartları nedeniyle birkaç hafta öne alındı?… Bu değişiklik siyasi değil, teknik bir düzenlemekten kaynaklı ve zorunlu gelişti!.  Bugün aynı tartışma yeniden gündeme taşınarak sürecin körüklendiğini görüyoruz…Gözden kaçırılan önemli bir gerçek vardır.. O da, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda erken seçim kavramı yer almaz. Hukuki karşılığı olan ifade seçimlerin yenilenmesi..

***

Bu yalnızca bir terminoloji meselesi değildir.. Bu sistemin mantığını anlamak açısından da belirleyici bir ayrımdır. Parlamenter sistem döneminde hükümet krizleri, koalisyon anlaşmazlıkları ve Meclis aritmetiğindeki tıkanmalar nedeniyle erken seçim kararı alınabiliyordu. Bugün ise Cumhurbaşkanı da, Meclis de beş yıllık süre için seçilmektedir.  Elbette bu süre mutlak değildir. Seçimlerin yenilenmesi, ancak istisnai şartlarda işletilebilecek anayasal bir mekanizmadır.

***

Cumhurbaşkanı böyle bir karar aldığında görev süresinin kalan kısmından vazgeçmiş olur. TBMM'nin seçimlerin yenilenmesine karar verebilmesi için ise en az 360 milletvekilinin desteği gerekir.  Dolayısıyla mevcut siyasi tabloda böyle bir kararın ortaya çıkması ancak geniş bir siyasi mutabakatla mümkündür. Kısacası yeni sistemde seçimlerin yenilenmesi, günlük siyasi tartışmaların bir aracı değil; olağanüstü durumlar için öngörülmüş istisnai bir düzenlemedir.

***

Muhalefetin çağrılarının toplumda güçlü bir karşılık bulmamasının temel nedeni de budur. Üstelik Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel ve küresel şartlar dikkate alındığında bu gerçek daha da netleşmektedir. Yakın coğrafyamızda savaşlar sürmektedir. Ortadoğu'da istikrarsızlık derinleşmektedir. Gazze'de insanlık dramı devam etmektedir. Suriye'de belirsizlik sürmektedir. Terörle mücadelede kritik bir süreç yaşanmaktadır.

***

Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda önemli bir mücadele yürütmektedir. Böylesi bir dönemde ülkenin enerjisini seçim hesaplarına yöneltmek ne kadar doğrudur? Muhalefetin iktidara talip olması siyasetin doğal sonucudur. Lakin sürekli seçim istemek ile millete güçlü bir alternatif sunmak aynı şey değildir. Vatandaş artık yalnızca eleştiri değil; çözüm, proje ve vizyon görmek istemektedir.

***

CHP'nin yaşadığı temel açmazlardan biri de burada ortaya çıkmaktadır. Parti içi tartışmalar ve sert siyasi polemikler zaman zaman ülkenin gerçek gündeminin önüne geçmektedir. Oysa milletin gündemi çoğu zaman siyasetin gündeminden farklıdır. Vatandaşın önceliği seçim tarihi değil, geçim şartları, ekonomik istikrar, güvenlik ve çocuklarının geleceğidir. Bu nedenle erken seçim çağrıları toplumda beklenen karşılığı üretememektedir.

***

Önümüzdeki dönemde  Erdoğan'ın yeniden adaylığı konusu da doğal olarak gündeme gelecektir muhakkak ki?. Sıkça ileri sürülen iddiaların aksine, mevcut anayasal düzen içerisinde TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesinin hukuki zemini bulunmaktadır. Dolayısıyla bunun için anayasa değişikliği ya da yeni bir anayasa zorunluluğu söz konusu değildir. Muhtemelen bu tartışmaların yoğunlaşacağı dönem 2027'nin son ayları ile 2028'in ilk ayları olacaktır.

***

Bugünden bakıldığında ise Türkiye'nin önünde çok daha öncelikli meseleler bulunmaktadır. Sonuç olarak; dile getirilen erken seçim çağrıları siyasi bir talep olarak değerlendirilebilir. Anayasal gerçeklik ve mevcut siyasi şartlar dikkate alındığında, bunun yakın vadede somut bir gündeme dönüşmesi oldukça zor görünmektedir.

***

Türkiye'nin ihtiyacı, sürekli seçim tartışmalarıyla vakit kaybetmek değil; Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında daha güçlü, daha müreffeh ve daha etkili bir gelecek inşa etmektir. Çünkü siyasette de devlet yönetiminde de belirleyici olan günübirlik hesaplar değil, zamanı geldiğinde alınan doğru kararlardır. Şartlar oluşmadan yapılan seçim tartışmaları gündem oluşturabilir; fakat tarihin yönünü belirleyemez.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Siyasetin görevi milleti sürekli sandığa çağırmak değil, millete güven verecek bir gelecek inşa etmektir.

 

Paylaş
Ömer Büyüktimur - Tüm Yazıları →