Köşe Yazısı
Ömer Büyüktimur
24 Eylül 2026, Perşembe
YOLSUZLUĞUN MAZERETİ, GAZETECİLİĞİN SUSKUNLUĞU OLAMAZ! (II)
Dünden devam diyoruz!
Ve o söz:
“Arkadaş gel de burdan yak!”
Tam da öyle bir mevzu…
İşte İl Sağlık Müdürlüğü.
Denir ya, vukuatlar membası mübarek!
Skandallar arenası!..
Bu kez 2026/1407698 İKN’li 139 kalem diş sarf malzemesi alım ihalesi!
İhale 9 Eylül 2026’da yapılmış.
Mevcut kayıtlara göre süreç henüz tamamlanmış değil.
Deşifre sonrası ne olacağını elbette göreceğiz.
***
Mevzu şu..
48’inci kalem.
İddiaya göre Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, mayıs ayında aynı olduğu belirtilen bir kavitron ucunu 59 TL’den satın almış.
Aynı ürün için bu ihalede ise yaklaşık maliyet 4.125 TL olarak belirlenmiş.
Yanlış duymadınız..
60-70 kat yüksek..
İhaledeki teklif ise 3.725 TL.
Şimdi rakamlara bakalım.
Ürün miktarı 3 bin 300 adet.
59 TL’den toplam bedel: 194 bin 700 TL ediyor..
3.725 TL’den peki ne kadar ediyor..
12 milyon 292 bin 500 TL.
Aradaki fark? 12 milyon 97 bin 800 TL.
Rakam ortada.
***
Diyeceksiniz ki, yüksek fiyat farkı tek başına usulsüzlük kanıtı değildir.
Doğru..
Ama mesele, bu farkın nasıl ve hangi gerekçeyle oluştuğudur.
Çünkü şartnameye baktığımızda, ilk bakışta ürünün niteliğini veya maliyetini değiştirecek belirgin bir farklılık görülmüyor.
İsim aynı.
Talep aynı.
Ürün tanımı aynı.
Öyleyse yaklaşık maliyetin hangi piyasa araştırmasına dayanarak 4.125 TL olarak belirlendiği ve 3.725 TL’lik teklifin hangi veriler esas alınarak makul bulunduğu izaha muhtaç değil mi?
İşte meselenin düğüm noktası burası.
Rakamdan çok, rakamın gerekçesi önemli..
Belge varsa ortaya konulur.
Teknik bir fark varsa anlatılır.
Maliyet değişmişse bunun nedeni açıklanır.
Böylece konu aydınlanır.
Kamu ihalesinde şeffaflık tam da budur.
Çünkü kamu kaynağı söz konusu olduğunda, “uygun görüldü” demek yeterli değildir.
Gerekçe gerekir.
Peki izahat var mı, hal-i hazırda henüz tık yok!
***
139 KALEMİN TAMAMI İNCELENMELİ
Üstelik mesele yalnızca 48’inci kalemle sınırlı görünmüyor.
İhale 139 kalemden oluşuyor.
Dosyada, bazı kalemlerde de dikkat çekici fiyat farkları bulunduğu belirtiliyor.
Öyleyse yapılması gereken bellidir: dosyanın tamamı mercek altına alınmalı!..
Geçmiş alımlar…
Yaklaşık maliyet hesapları…
Piyasa araştırmaları…
Teknik şartnameler…
Teklifler…
Marka ve modeller…
Miktarlar…
Teslim koşulları…
Hepsi birlikte değerlendirilmelidir.
***
Şunu net ifade edeyim..
Burada yaptığımız şey bir kurumu ya da kişiyi suçlamak değil.
Kamu adına soru sormak ve denetim görevini yerine getirmektir.
Eğer her şey mevzuata uygunsa, inceleme bundan kimseyi rahatsız etmemeli.
Tam tersine…
Şeffaflık kurumu zayıflatmaz.
Bilakis güçlendirir ve güvenilir kılar..
Varsa hata düzeltilir.
Varsa kamu zararına yol açabilecek bir durum, gereği yapılır.
Sonuçta mesele birilerinin itibarı değil; devletin parasının doğru kullanılmasıdır.
***
GAZETECİ NEDEN SORU SORMASIN?
“İhalenin henüz" kesin olarak ilan edilip edilmediğini, kabul edilip edilmediğini bilmiyorum...
Ama bu, bizim soru sormamıza engel değildir.
Belki de tam tersine, sormanın en doğru zamanıdır bizim üstlendiğimiz sorumluluk görevi.
Çünkü gazetecilik yalnızca sonucu yazmak değildir.
Görmek, araştırmak, belgeye ulaşmak, sormak ve takip etmektir.
Ama gazetecinin başka bir sorumluluğu daha vardır: iddia ile gerçeği birbirine karıştırmamak.
Hüküm vermemek.
Belgeye bakmak.
Karşı tarafın görüşünü almak.
Ve cevabı kamuoyuna aktarmak.
Bizim yaptığımız da budur.
Rakamı sormak.
***
ÇÜNKÜ KAMU PARASI, KİMSENİN ÖZEL PARASI DEĞİL
Kamu parası, bir makam sahibinin kişisel parası değildir.
Vatandaşın parasıdır.
Dolayısıyla vatandaşın, “bu para nasıl harcandı?” diye sorma hakkı vardır.
Hem de sonuna kadar.
Yetki kullanmak kadar, kullanılan yetkinin hesabını verebilmek.
Kamu yönetiminin temelinde de bu anlayış vardır.
***
ŞİMDİ SIRA AÇIKLAMADA
Dolayısıyla sözümüz açık:
59 TL ile 3.725 TL arasındaki farkın teknik, mali ve hukuki bir gerekçesi varsa, ortaya konulsun.
Hep derim..
Şeffaflık, kurumların karşısında duran bir tehdit değil; kurumların güvencesidir.
Açıklama yapılmadığında ise doğal olarak soru işaretleri büyür.
Çünkü sessizlik, açıklamanın yerini tutmaz.
Hele konu kamu parasıysa…
Hiç tutmaz.
Gazetecilik, alkışlanacak cümleleri sıralamak değil; rahatsız edici soruları da sorabilmektir.
Bazen tek bir rakam, sayfalarca yazıdan daha çok şey anlatır.
Bazen de tek bir soru, koca bir dosyanın kapısını aralar.
Bugün o soru basit: Mayısta 59 TL olan bir ürün, birkaç ay sonra nasıl 3.725 TL oldu?
Makul bir gerekçesi varsa: Anlatılsın.
Belgesi varsa: Gösterilsin.
Bir yanlışlık varsa: Düzeltilsin.
Bizim istediğimiz bundan ibaret.
Ne eksik, ne fazla.
İşte bu yüzden:
YOLSUZLUĞUN MAZERETİ, GAZETECİLİĞİN SUSKUNLUĞU OLAMAZ!
***
GÜNÜN SÖZÜ
Hesap sorulmayan yerde, hesabı sorulacak işler çoğalır.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
YOLSUZLUĞUN MAZERETİ, GAZETECİLİĞİN SUSKUNLUĞU OLAMAZ!
23 Eylül 2026
-
FORMA, SERVİS VE HİJYEN VERYANSINI!
22 Eylül 2026
-
ŞEHRİN SEMALARINDA GELECEK DALGALANIYOR!
21 Eylül 2026
-
ŞEHRİN İKİ AYRI YÜZÜ?
19 Eylül 2026
-
KENTİN SİYASİLERİNE “AZICIK SAYGI” ARKADAŞ!
18 Eylül 2026