Kategoriler
Köşe Yazısı 23 Mart 2026, Pazartesi
AnasayfaYazarlar › Süleyman Çiftçioğlu
Köşe Yazısı Süleyman Çiftçioğlu 23 Mart 2026, Pazartesi

Tahmin edilemeyen....

Abd ve İsrailin İran'a karşı başlattıkları  savaş, beklentilerin aksine giderek daha da şiddetleniyor ve Trump'un yakında bir ateşkes olabilir şeklindeki tahminlerini boşa çıkaracak bir şekilde uzadıkça uzuyor. İran'ın bir çok yerleşim bölgesi ve özellikle Tahran, yoğun füze saldırılarıyla harap olmuş vaziyette. Buna karşın İran da hem Abd'nin 2 savaş gemisini devre dışı bırakıp ağır zayiatlar verdi hem de İsraile karşı yaptığı füze saldırılarıylaTelAvivi, İsrailin Gazze'ye yaptıklarıyla yüzleştirdi! İsrail medyası yoğun sansür uygulasa da, İsrailin bir çok bölgesi İran füzeleriyle enkaza dönmüş durumda. İki taraftan da can kayıpları sınırlı sayılarda olmasına rağmen, alt yapı ve üst yapıdaki zayiatın telafisi uzun zamanlar alacak. İran en son İsrailin Dimona nükleer tesisini vurarak kolay lokma olmadığı gibi, pirince gideni bulgurdan da edebileceğini gösterdi! Amerika ve İsrail farklı amaçlar için İran'a saldırdılar ve görünen o ki kimse istediğini alamayacak! İsrail, İran'da bir rejim değişikliği ve ardından en az 3 parçaya bölünmüş, kendisiyle iyi ilişkiler içinde (yani tasmalı!) bir toprak parçası hayal ediyordu. Trump ise İran'ın zenginliklerine konup Amerika'nın borç yükünü hafifletmek istiyordu. Tabi Çinle ilişkisini keserek Çin'in ucuz enerjiye ulaşmasını engellemek de hesabı da vardı. Trump'un çevresindeki Vence gibi İsrail karşıtı ulusalcı siyasetçilere  rağmen onu İran'a saldırması için ikna eden siyonist akıl, hem Epstein belgelerini kullanarak şantaj yaptı hem de  Trump'un kulağına  fısıldayarak bu işin  tıpkı Venezuela'daki gibi temiz  bir operasyon olacağını vaadetti; lakin, İran'ın Venezuela olmadığını anlamak Trump yönetimi için pahalıya maloldu! İran'ın mevcut liderlerini öldürüp 3 günde beyaz bayrak sallayacağını zannetmek, binlerce yıllık bir devlet geleneği olan kadim bir yapıyı böylesine küçümsemek adama böyle bedel ödetir işte! Trump'un içine düştüğü durumu kendi beyanlarından da anlıyoruz; bir gün savaşı kazandık diyor, öteki gün ateşkese yakınız diyor! Bir gün İran'da ordu diye bir şey kalmadı diyor, aynı gün, bu biraz adaletsiz. Bir savaş kazanacağız bırakmıyorlar. Buna hakları yok diyor!

İran cephesinde ise, savaşı ya sonuna kadar sürdürecekleri ya da savaş tazminatı ve tam bir anlaşma(ateşkes değil) ile bu işin sona ereceği açıklandı. İran sadece İsraile ve Amerikan savaş gemilerine saldırmıyor, aynı zamanda Amerikanın İran'a saldırı düzenlediği Körfez ülkelerindeki üslerini de hedef alıyor. İster istemez Körfez ülkelerinde de kayıplar yaşanıyor bu durumda. Körfezin liderleri füze saldırılarından dolayı İran'ı kınıyorlar da, kendi topraklarındaki Amerikan üslerinden  İran'a gönderilen füzeler hakkında hiçbir açıklama yapmıyorlar! Bu İsrail-Amerikan uşaklarına sormak lazım; ne yani, İran sizin topraklarınızdan yapılan bu saldırılara karşı kör ve sağır mı olsun, karşılık vermeyip kaderine razı mı olsun?!

Göreve geldiğinde savaş başlatmayacağım, var olan savaşları bitireceğim diyen Trump -katliamcı Netenyahu'nun şantajları sonucu- İran'a savaş açtı ve Amerikan halkı nezdinde büyük itibar kaybına uğradı. Kasım ayında yapılacak seçimlerde kaybetme riskini üst seviyelere taşıdı. Bu savaş İsrail ve Netenyahu için -zaten 7 Ekim'de girdikleri sürecin hızlanmasına, yani- bir yokoluşa doğru ilerliyor. İsraildeki yahudiler günlerdir sığınaklardan başlarını çıkaramıyor. Korkaklığıyla meşhur yahudilere izin verilse İsraili terkedecek milyonlarcası sırada bekliyor. Gazzeye yaşattıklarının benzerini- asla aynısı değil-  yaşadıklarını görmek, doğrusu içimizi ferahlatmıyor da değil!

İran'a gelecek olursak; İran 47 yıldır İsraili tehdit ediyor ve onu yokedeceğiz iddialarını dinlendiriyor. Fakat yine de gelinen noktada savaşı başlatan taraf İran olmadı, savaşa mecbur bırakıldı. Dini lider Hamaney dahil bir çok üst düzey devlet adamı öldürülmesine -son olarak Ali Laricani- rağmen süratle yerleri doldurularak toparlandı ve Abd-İsrail saldırılarına misliyle karşılık vererek kolay lokma olmadığını gösterdi. Körfeze yaptığı saldırılar ve Hürmüz Boğazını kapatarak petrol fiyatlarının uçmasına sebep olması belki savaşı farklı coğrafyalara yayma çabası olarak görülebilir ama İran kendini savunurken bütün imkânlarını kullanmak zorunda kalıyor ve bazı adımların neye mal olduğunu hesap edecek bir pozisyonda da değil. Kaldı ki, İran için önemli olan sadece kendi varlığıdır. Bunu Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan'da defalarca gördük. Şunu da söylemeden edemeyeceğim; İran'a karşı yapılan bu çok yönlü acımasız saldırılara  karşı direnecek ve hatta bunu yapanları pişman edecek dünyada  kaç devlet var?  İran yıkılıyor, Amerikan üsleri ve savaş gemileri imha ediliyor, İsrail harabeye(inşaallah Gazzeye!) döndürülüyor. Kara savaşı olmadan hiçbirinin netice alması mümkün olmayacak ve kara savaşına girecek güç hiç birinde yok! Dolayısıyla yakın zamanda kalıcı bir anlaşma yapılma ihtimali var.

Zaten Trump ve ekibi savaşı sonlandırmak için bir çıkış yolu arıyor ama bu çıkış aynı zamanda bir galibiyet gibi olsun istiyor. Peki İran böyle bir çıkışa izin verecek mi ya da  razı olacak mı; yaşarsak göreceğiz!

Paylaş
Süleyman Çiftçioğlu - Tüm Yazıları →