Köşe Yazısı
Yasin Yıldız
08 Mayıs 2026, Cuma
BAĞIMLILIK VE DİN
Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı himayesinde yapılan ”Bağımlılık Çalıştayında” Bağımlılık ve Din oturumunda hazırlanan suallere verdiğim yanıtları, siz değerli okurlarım ile paylaşmak istiyorum.
1.Bölüm: Mevcut Durum ve Algılar
-
-
Toplumsal Bakış ve Damgalama: Toplumda ve dini çevrelerde bağımlılık "irade zayıflığı" veya "günah" olarak mı, yoksa bir "hastalık" olarak mı görülüyor?
-
*Toplumumuzda, özellikle dini bütün çevrelerde bağımlılık; "irade zayıflığı" veya "günah" olarak kabul edilmektedir.
-Bu algı, bağımlı bireylerin dini mekânlara başvurmasını nasıl engelliyor?
*Bu algı, bağımlı bireylerin dini mekânlara başvurmasını olumsuz etkilemektedir!
-
-
Güven ve Çekinceler: Bağımlı bireyler, dini ortamlarda yargılanma veya mahremiyetlerinin ihlal edilmesi korkusu yaşıyorlar mı?
-
*Maalesef yaşıyorlar.
-Bu çekinceleri kırmak için hangi somut adımlar atılabilir?
*Diyanet personelinin ve medrese hocalarının da her türlü bağımlılık konularında eğitilmeleri şarttır.
-
-
Bilgi Düzeyi: Din görevlilerinin bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak tanıma ve tedavi süreçlerini anlama konusundaki mevcut donanımı ne düzeydedir?
-
*Çok az düzeyde olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bağımlılık konularında eğitilmeleri elzemdir.
2. Bölüm: Entegrasyon ve İş Birliği:
2.1. Rol Paylaşımı ve Sınırlar: Kriz anlarında (yoksunluk, nüks veya aile içi çatışma) din görevlisinin müdahale sınırı nerede bitmeli, sağlık personelinin rolü nerede başlamalıdır?
*Din görevlisi, kriz anında gerek kişiyi ve gerekse aile bireylerini sakinleştirici bir görevi olabilir. Bu aşamadan sonra, daha çok sağlık personeli müdahale etmelidir.
2.2. Güvenli Yönlendirme: Din görevlilerinin, kendilerine başvuran kişileri tıbbi birimlere yönlendirirken kullanacağı "standart protokol" nasıl olmalıdır?
*Öncelikle ilgili bakanlıklar arasında yasal mevzuatlar yapılmalıdır. Bu mevzuatlar doğrultusunda Diyanet İşleri Başkanlığı ile “İşbirliği protokolleri” yapılmalıdır. Bu protokoller gereği:
*Din görevlileri, bağımlılık ile ilgili eğitimleri “donanımlı ve sertifikalı” bir süreç ile almalıdır. Bu aşamadan sonra, eğitimi alanların isim listeleri il sağlık müdürlerine iletilerek; yasal bir yetki sağlanmalıdır. Bu süreç ile gerekli işbirliği yapılmalıdır.
2.3. Ortak Dil Oluşturma: Sağlık personeli ve manevi rehberler arasında "tıbbi gerçekler" ile "manevi ihtiyaçları" buluşturan ortak bir iletişim rehberi nasıl geliştirilebilir?
*Sağlık personelleri, bağımlılık ile ilgili “dini bilgileri” alacak bir eğitim sürecini almaları “ortak iletişim dili” için gereklidir.
3. Bölüm: Müdahale Modelleri ve Farkındalık:
3.1. Eğitim Modülleri: Din görevlileri için hazırlanacak eğitimlerde; bağımlılık psikolojisi, iletişim teknikleri ve etik ilkeler (mahremiyet gibi) nasıl dengelenmelidir?
*Tüm bu süreçler yasal mevzuat ve yapılacak protokoller ile “Yasal bir Çerçeve” oluşturarak; “Kişinin görev, yetki ve sorumlulukları” bağlamında sağlanmalıdır.
3.2. Kapsayıcı Dil: Vaaz, sohbet ve eğitimlerde; farklı inanç düzeyine sahip gençleri dışlamayan, bilimsel gerçeklerle çelişmeyen "inanç temelli ama bilimsel" bir dil nasıl kurulur?
*İnanç temelli, bilimsel bir dil, alalarında uzman kişilerce verilecek eğitimlerle mümkündür. Tüm bu çalışmalara katılacak bireylere, katılım süresi saatince ücretlendirilmelidir.
3.3. Aile Destek Mekanizmaları: Ailelerin yaşadığı çaresizliği dindirmek için ibadethaneler bünyesinde "manevi destek ve dayanışma grupları" nasıl sürdürülebilir hale getirilir?
*Ailelere en yakın Camilerin “Bağımlılık ile ilgili eğitim merkezleri” haline dönüştürülmesi ile sağlana bilinir.
4. Bölüm: Yapısal Çözümler ve Sürdürülebilirlik (Gelecek Vizyonu):
4.1. Güvenli Noktalar: Cami ve ibadethanelerin çevresini; bağımlılar için birer "damgalanma alanı" değil, "güvenli başvuru ve yönlendirme merkezi" haline getirmek için hangi fiziksel ve sosyal düzenlemeler gerekir?
*Cami ve ibadethanelerin bir bölümü veya tamamı, ibadet saatleri dışında “Eğitim Merkezlerine” dönüştürüle bilinir. Bu merkezler fiziksel görseller ve eğitici görseller ile donatılabilir.
4.2. Kurumsal İş Birliği: Sağlık kuruluşları ile dini kurumlar arasında resmi bir sevk ve takip sistemi kurulabilir mi? Bunun önündeki engeller nelerdir?
*Yasal mevzuat ve protokoller ile olabilecek engeller bertaraf edilir.
4.3. Başarı Kriterleri: Uygulanan manevi destek modellerinin bağımlılıktan kurtulma oranlarına etkisini ölçmek için hangi bilimsel yöntemler kullanılmalıdır?
*Sağlık ve Emniyet kuruluşlarının kayıtları, anketler, cami cemaatine katılma oranları ve geri bildirimler ile ölçüle bilinir.
Sonuç: Bağımlılık, farklı zaman ve şartlarda dini inanca rağmen, işlenebilen kuvvetli bir alışkanlıktır. Ancak bağımlı bireyi alıştığı maddeden caydırmanın en önemli etkenlerden biri de “İslam” inancıdır. Bu bağlamda inancı güçlendirecek bilgi ve yaşantıya kişileri yönlendirmek gerekiyor.
Atalarımızın alışmış; kudurmuştan beterdir! Bu tespit, tecrübeler ile yerinde bir tespittir. Kötü alışkanlıkları, çoğu zaman kötü alışkanlıklara bulaşmış arkadaşlardan(insi şeytan) bize bulaşmaktadır. Dolayısıyla kötü alışkanlıklarımızı, olumlu davranışlara dönüştürecek, ortamlar oluşturmamız gerekir. Bunun için, olumsuz davranışlara sahip arkadaş ortamından uzaklaşmamız gerekir.
Genel bir kaide olarak: “Sivrisinekleri yok etmek için; bataklığı kurutmak gerekiyor. Dolayısıyla Devlet yetkilileri anayasa (Madde: 58) gereği toplumu “Kumar, madde bağımlılığı ve zararlı alışkanlıklardan” korumakla yükümlüdür. Yani sorunun kesim çözümü “Yasal tedbirlerin” uygulanması ile mümkün olabilir! Yâda asgari seviyeye indirile bilinir.
Yine atalarımızın, …tekdirden anlamayanın hakkı kötektir! Bu atasözü gereği, nasihat ile yola gelmeyenlere; caydırıcı cezalar vermek elzemdir. Özellikle toplumu zehirleyen alkol ve uyuşturucu madde ticareti yapanlara çok büyük cezalar getirilmesi gerekir!
Niyet hayr, akıbet hayr olur inşallah.
08.05.2026 Yasin YILDIZ
Yasin Yıldız - Önceki Yazıları
-
Yerel, Ulusal ve Evrensel Kongreler!
14 Mayıs 2026
-
Laik Eğitim Sistemi Sınıfta Kaldı!
18 Nisan 2026
-
Yedi Kocalı Hürmüz!
15 Nisan 2026
-
Savaş ve Barış!
02 Nisan 2026
-
Celladına Âşık Olmak!
26 Mart 2026