Filiz YAŞA/M. Emin FİDAN)
DİYARBAKIR(SÖZ)-8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında farklı yaş ve yaşam deneyimlerine sahip kadınlarla Söz Haber Ekibi, görüştü. Röportajlar, kadınların günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları bir kez daha ortaya koydu.
Kadınlar, şiddet, toplumsal baskı, görünmeyen emek, ekonomik bağımsızlık ve saygı eksikliği gibi pek çok soruna dikkat çekerken, verdikleri mesajlarla hem topluma hem de diğer kadınlara önemli çağrılarda bulundu. İşte Söz Haber’in görüştüğü Diyarbakırlı kadınların, günlerine özgü görüşleri;
"Her zaman hatırlanalım.”
Zülfiye Eker: “Mesela serbest ya ben gece dışarı çıkamıyorum. Kadın olarak çıkamıyorum. Çünkü güvenlik yok. Kadına verilen bir değer yok. Kadının kadını düşünen kimse de yok.
Yani kadına karşı yapılan şiddet, çocuğa yapılan şiddet. Anneyle çocuk aynı bana göre bir kadın olarak çünkü onlar da geleceğin anneleri. Hiçbir çocuğa da anneye de değer verilmiyor ülkemizde, dünyada. En çok öldürülen tarafta Türkiye’de kadın cinayeti bayağı çoğaldı günümüzde. Biz Kadınlar Günü diyoruz ama bence hiçbir kadının günü yok. Yani bana göre yok. Değer verilmiyor kadınlara.
Ve en çok da çalışan kadın. En zorlu çek kadın ve kadın. Tamam, erkek de ekmek getiriyor ama kadın da getiriyor. Kadının ayrıca evdeki işi de var. Evde de görevi var. Çocuğu da var. Evi var, yöneteceği aile büyükleri var. Onu da kadın yönetiyor. Onu da kadın hizmet ediyor. Ama hiçbir karşılığı yok. Ne maddi ne manevi. Bana göre öyle.
Ya önce kadına değer verilmesi gerekiyor. Kadının emniyete alınması gerekiyor. O kadına bir yani nasıl anlatayım? Kadın güvende olması gerekiyor. Kadın sevilmeli, değer görmeli ki kadın kadını bilmeli. Bence tüm kadınlar birlik olsun. Sadece kadınlar gününde biz hatırlanmayalım. Her zaman hatırlanalım.”
“Büyük zorluklar çekiyoruz.
Makbule Şenay: Yani fiil olarak araba kullanan bir insanın ve yolda onlarla karşılaştığımız zaman bir bayanın araba kullanması onlara çok garip geldiğinden dolayı sıkıştırıyorlar ya da solluyorlar. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar kafalarına göre. Yani en basit örneği bu yaşadıklarımızın. Evet, bu yaşadıklarımızdan sadece biri.
Kadınların en büyük sorunu yani geri plana atılmaları bence. Yani erkekler tarafından ya da çevresi tarafından geri tarafa atılmaları.
Kadınların hayatının daha iyi olabilmesi için ne gibi düzenlemeler yapılmalı sizce? Yani ilk önce kendi kurallarını bilmeleri lazım kadınların. Neleri başarabileceklerini ya da neler yapabileceklerine inanmaları ya da o yönde ilerlemeleri lazım. Bir tek kendi kaderlerini kendileri değiştirebilirler. Kimse değiştiremez.
Hiçbir zaman vazgeçmesinler. Hiçbir zaman da bir erkeğin boyunduruğu altına girip kendilerini küçültmesinler. Başka söyleyecek bir şeyim yok.”
"Kadınlar öldürülmesin.”
Behiye Cangün: Kadın şiddetinin bitmesi. Kadınlara da hak tanınması. Erkekler tarafından kadınların biraz değeri bilinmesi. Yani genelde bilinmiyor. Geçmişte de bilinmedi. Şimdi de yeni nesil ancak.
“Eskiden özgürlük yoktu. Tek başına pek bir yere çıkamazdın. Anne babanın, kayınvalidenin, kayınbabanın rızalığı olmadan hiçbir hareket edemezdin, hiçbir yere gidemezdin. Şimdi istedikleri gibi serbest ama şimdi daha güzel. En azından şimdiki gençler istedikleri yere gidiyor, istedikleri tatile gidebiliyor. Ailesine rahat gidebiliyor.
Şiddet daha çok devam ediyor. Şiddetin tek nedeni çok saygı yok. Biraz şeylik var. Yani erkeğe karşı veya kendine karşı. Şimdi diyor hemen boşanırım, ayrılırım, çalışıyorum, özgürlüğüm var. İşte bazı zamanlarda o neden oluyor bu zorluklar arasında.
Bu zorluklar arasında kadına değer verilsin. Tüm kadınlara şiddet olmasın. Herkes hakkıyla yaşasın. Kadınlar öldürülmesin.”
"Kadınlar Her Zaman Değerlidir"
Yelda Altınar: “Şimdiki çocuklarla başlamıyoruz. Erkekler yine bir taraftan onları memnun etmiyoruz ne yapsak da. İşte böyle şeyler yani ev işi olsun, çocuk olsun çalışmadığımız için. Günlük hayatta bunlar zordur. Erkeklerle, çocuklarla baş edemediğiniz için. Erkeklerle uğraşmak zor. Bir şey beğendiremiyorsunuz.
Her şeyin düzelmesini istiyoruz. Erkekler söz dinleseydi, kadınları dinleseydiler, her şey düzenli olur. Birbirlerine saygı verseydiler her şey düzene girerdi.
Yok kadınlar bir şey bilmiyor. Kadınlar işte böyle şeyler bazen oluyor hayatta. Valla ben çok sinirliyim. Ben çok sinirliyim yani. Olsa da tepkimi veriyorum yani.
Günümüz dünyasında aslında beklediğimiz şey erkeklerden bir saygı. Bu saygı, sevgi ve kadınların söylediği bir sözün erkek tarafında ciddiye alınması. Mesela bir şey söylüyor, ‘Yok kadınlar bir şey bilmiyor.’
Mesela ben kendi eşime diyorum bunu böyle yapma, bunu böyle yap. Yok, yerde bana akıl veriyor diyor. Halbuki akıl değil, sadece tavsiye veriyorsun. Ben de diyorum bu saatten sonra niye insan beni dinlemiyor? 25 yıldır evliyim.
Dinliyor mu peki? Valla dinlemiyor. Nerede dinliyor? Kimse dinlemiyor yani. Erkekler dinlemiyor kadınları.
Kadınlar değerlerini bilsinler. Önce kendilerine sonra etrafına saygı versinler. Yani kadınlar her zaman değerlidir. Önce kendine değer ver, sonra diğer insanlar sana değer versin. Sen kendine değer vermezsen zaten kimse sana değer vermez.”
"Kadının Kadın Olmasına İzin Verilmiyor."
Dilek Budakın: “Kadınların günlük hayatta hem işte hem evde birçok yerde aynı anda bulunma telaşı ve her şeyi aynı anda çözümlemeye çalışmaları zaten başlı başına büyük bir sorun.
Bunun yanında en büyük problemlerimizden biri toplumsal baskılar. Sen evdeysen anneliğin en iyisini yapmak zorundasın. İş yerindeysen senden üstlerin, altların ya da herkes en iyisinin olmasını istiyor.
Kırsal baskı gerçekten çok fazla. Kadının özgür olmasına izin verilmiyor. Kadının kadın olmasına izin verilmiyor. Bunlar sadece Diyarbakır değil, tüm Türkiye’nin ve dünyanın yaşadığı problemler. Eğitim almamış kadın çok fazla. Eşitsizlik çok fazla.
Biz bir yerde başarıyı elde etmek için erkek gibi olmamıza gerek yok. Biz kadınlığımızı kadın olarak da yaşamak istiyoruz. İş yerinde başarılı olmak için, istediğimiz saatte gezebilmek için, özgür düşünebilmek için.
Kadın kendi derdini anlatırken bile erkeğin bulunduğu bir ortamda önce onun sözünün bitmesini bekler. Sonra kendi isteğini söylerken kelimeleri çok seçerek konuşur.
Kadın pazarda bile kendinden küçük olana abi diye hitap etmek zorunda kalıyor. Kendi yaşıtına abi diyor, büyüğüne abi diyor. Çünkü arada bir mesafe kurmak zorunda kalıyor.
Kadın kadına destek olursa çok şey değişir. Çünkü bugün şikayet ettiğimiz erkekleri de biz anneler yetiştiriyoruz. Evde erkek çocuğa ‘paşam oğlum’ diye büyütüp kız çocuğa hizmet ettirirsek, o çocuk büyüdüğünde başka bir kadından da aynı şeyi bekliyor.
Önce biz anneler kendi yetiştirdiğimiz evlatları değiştirmeliyiz. Sonra karşımızdaki kadının da bizim gibi bir kadın olduğunu unutmamalıyız.”
“En büyük sorun maddiyatsızlık"
Sultan Gölcü: “Kadınlarımızın yaşadığı sorunların başında fiziksel şiddet geliyor. Özellikle kadın cinayetleri ve kadın hakları. Fiziksel şiddetin yanında bir de psikolojik şiddet var. Çok fazla kadının buna maruz kaldığını görüyoruz.
Kadın kendine değer vermedikten sonra başka kim değer verecek? Hiç kimse. Sorun aslında kadının kendine değer vermemesiyle de alakalı. Biraz dik durması gerekiyor.
Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz. Hâlâ ‘koca ne dediyse o’ anlayışı var. Erkek başka bir kadınla birlikte oluyor, ‘erkektir’ deniliyor. Ama kadına yüz karası deniliyor. Bu yanlış.
Türkiye’de kadınların en büyük sorunlarından biri de parasızlık. Kadının ekonomik olarak ayaklarının üzerinde durabilmesi çok önemli. Eğitim de çok önemli. Eğitimin yaşı yoktur. Bilmek ayıp değil, bilmemek ayıptır.
Erkekler kadının gücünden korkuyor. Kadının para kazanmasından korkuyor. Onun için kadını baskılamaya çalışıyorlar. Kadınların kendilerine saygıları olsun ve ayaklarının üzerinde dursunlar.”
Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar