Çerçeve Yasa'ya güçlü destek

"Barış için önemli adım ama tek başına yeterli değil"

Çerçeve Yasa'ya  güçlü destek

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" hakkında yapılan araştırmadan dikkat çeken sonuçlar çıktı. 21 ilde 1.166 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre katılımcıların yüzde 77,7'si düzenlemeyi destekliyor. Ancak yüzde 78,7'lik kesim yasanın Türkiye'de kalıcı barışı sağlamak için tek başına yeterli olmadığı görüşünde.

 

DİYARBAKIR(SÖZ)-Türkiye'nin toplumsal barışı ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin tartışmaların önemli başlıklarından biri haline gelen Çerçeve Yasa'ya ilişkin kamuoyu araştırmasının sonuçları, toplumun düzenlemeye yönelik yaklaşımını ortaya koydu.

Kısa adı SAMER olan Saha Araştırmaları Merkezince 8-20 Ağustos 2026 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilen araştırmaya Diyarbakır, İstanbul, Van, Mardin, Ankara, İzmir başta olmak üzere 21 ilde yaşayan 1.166 kişi katıldı.

Desteğin oranı yüzde 77,7

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 37,3'ü Çerçeve Yasa'yı "kesinlikle desteklediğini", yüzde 40,4'ü ise "desteklediğini" belirtti. Böylece düzenlemeye yönelik toplam destek yüzde 77,7'ye ulaştı. Katılımcıların yüzde 17,6'sı kararsız kalırken, karşı çıkanların toplam oranı yüzde 4,7'de kaldı.

Düzenlemeye destek seçmen gruplarına göre farklılık gösterirken, araştırmada YSP/HDP seçmenlerinde toplam destek yüzde 90,3, CHP seçmenlerinde yüzde 64,1, AK Parti seçmenlerinde ise yüzde 58,4 olarak ölçüldü.

"Süreci olumlu etkiler" diyenler çoğunlukta

Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de yasanın sürece etkisine ilişkin görüşler oldu. Katılımcıların yüzde 23,2'si düzenlemenin süreci "çok olumlu", yüzde 48'i ise "olumlu" etkileyeceğini söyledi. Böylece sürecin olumlu etkileneceğini düşünenlerin toplam oranı yüzde 71,2 oldu. Olumsuz görüş bildirenlerin oranı yüzde 4,8'de kalırken, yüzde 24,1'lik kesim kararsız olduğunu belirtti.

Kalıcı barış konusunda önemli uyarı

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri ise Çerçeve Yasa'nın kalıcı barış için yeterli olup olmadığı sorusuna verilen yanıtlarda ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 38'i düzenlemeyi "kesinlikle yetersiz", yüzde 40,7'si ise "yetersiz" buldu. Böylece yasanın kalıcı barış için yeterli olmadığını düşünenlerin toplam oranı yüzde 78,7'ye ulaştı. Yasayı yeterli bulanların oranı ise yüzde 6,9'da kaldı. Bu sonuç, kamuoyundaki desteğin yasanın tek başına nihai çözüm olarak görüldüğü anlamına gelmediğini ortaya koydu.

Kürt meselesi için "tek başına çözüm değil"

Araştırmaya katılanların yüzde 11,1'i yasanın Kürt meselesini çözebileceğini düşünürken, yüzde 42,3'ü çözemeyeceği görüşünü dile getirdi. Katılımcıların yüzde 46,5'i ise yasanın sorunu "kısmen" çözebileceğini belirtti. Araştırmanın sonuç bölümünde de Çerçeve Yasa'nın önemli bir başlangıç zemini oluşturduğu, ancak kalıcı çözüm için kapsamlı hukuki, demokratik ve siyasi adımlara ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

Uygulama konusunda güven sorunu

Araştırmada katılımcıların önemli bir bölümü yasanın uygulama aşamasında sorun yaşanabileceğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 47,1'i uygulamada sorun yaşanacağını söylerken, yüzde 33,1'i "kısmen" sorun yaşanabileceğini belirtti. Böylece tamamen veya kısmen uygulama sorunu bekleyenlerin oranı yüzde 80'in üzerine çıktı.

Katılımcıların en önemli endişeleri arasında yasanın yeterince kapsayıcı olmaması, hükümetin süreci bozabileceği düşüncesi, uygulayıcılara duyulan güvensizlik, toplumsal barışın yeterince sağlanamamış olması ve hukuki çerçevenin tam olarak belirlenmemesi yer aldı.

"Devam yasaları gecikmeden çıkarılmalı"

Araştırmada katılımcılara devam yasalarının ne zaman çıkarılması gerektiği de soruldu. Katılımcıların yüzde 66,8'i devam yasalarının ilk yasanın uygulanmaya başlamasının ardından "en kısa zaman diliminde" çıkarılması gerektiğini söyledi.

Buna karşın katılımcıların yüzde 52,6'sı devam yasalarının çıkarılmayacağı konusunda kaygı taşıdığını belirtti. Yüzde 34,4'lük kesim ise kısmen kaygı duyduğunu ifade etti.

Bağımsız denetim talebi yüzde 90'ın üzerinde

Yasanın uygulanmasının bağımsız biçimde izlenmesi ve Meclis'e düzenli olarak raporlanması önerisine verilen destek de oldukça yüksek çıktı. Katılımcıların yüzde 59,6'sı bu öneriyi "kesinlikle desteklediğini", yüzde 30,5'i ise "desteklediğini" belirtti. Böylece bağımsız izleme ve düzenli raporlama talebine verilen toplam destek yüzde 90,1'e ulaştı.

"Türkiye'nin geleceği için olumlu olur"

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise yasanın kabul edilmesinin Türkiye'nin geleceğine etkisi konusunda ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 83,9'u yasanın kabul edilmesinin Türkiye'nin geleceği açısından olumlu olacağını düşündüğünü belirtirken, olumsuz etki bekleyenlerin oranı yüzde 2,1'de kaldı. Yüzde 14'lük kesim ise kararsız olduğunu ifade etti.

Meclis ilk sırada

Katılımcılara bundan sonraki süreçte hangi kurum, yapı veya kişilerin daha etkili olması gerektiği de soruldu. Birden fazla yanıt verilebilen soruda Türkiye Büyük Millet Meclisi yüzde 69,8 ile ilk sırada yer aldı. BMM'yi yüzde 52,4 ile sivil toplum, yüzde 51 ile Abdullah Öcalan, yüzde 39 ile siyasi partiler, yüzde 18,4 ile hükümet, yüzde 16,6 ile PKK ve yüzde 4,5 ile Milli Güvenlik Kurulu takip etti.

Kamuoyunun beklentisi: Daha kapsamlı adımlar

Araştırmanın genel değerlendirmesinde kamuoyunun Çerçeve Yasa'yı önemli bir başlangıç olarak gördüğü ancak sürecin yalnızca mevcut düzenlemeyle sınırlı kalmasını istemediği belirtildi. Araştırmada; anadilde eğitim hakkı, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye kavuşturulması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda değişiklikler yapılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüklerinin genişletilmesi, seçme ve seçilme hakkının güçlendirilmesi ve kayyım uygulamalarının kaldırılması gibi başlıkların öne çıktığı bildirildi.

Araştırmanın ortaya koyduğu genel tabloya göre kamuoyunda Çerçeve Yasa'ya yönelik destek güçlü. Ancak bu destek, düzenlemenin tek başına kalıcı barışı sağlayacağı anlamına gelmiyor. Katılımcıların beklentisi; devam yasalarının zamanında çıkarılması, uygulamanın bağımsız biçimde denetlenmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve daha kapsamlı demokratik ve hukuki adımların atılması yönünde şekilleniyor.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap