Demokrasi, yeni yasalarla güçlendirilmeli

Güleç, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen düzenlemenin demokratikleşme açısından bir başlangıç olduğunu belirterek, “Demokrasiyi büyütmek ve güçlendirmek ancak yeni yasalarla mümkün olabilir” dedi. Güleç, Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere ceza mevzuatında kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi.

Demokrasi, yeni yasalarla  güçlendirilmeli

Remzi ETİĞ

DİYARBAKIR(SÖZ)-Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen düzenlemenin demokratikleşme açısından bir başlangıç olduğunu belirterek, “Demokrasiyi büyütmek ve güçlendirmek ancak yeni yasalarla mümkün olabilir” dedi. Güleç, Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere ceza mevzuatında kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi.

Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak nitelendirilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 8 Ağustos’ta TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Düzenleme 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yasanın uygulanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, düzenlemenin önemli ancak eksikleri bulunan bir başlangıç olduğunu ifade etti.

“KHK’LILAR DA GÖZETİLMELİ”

Yasada eksik kalan başlıklardan birinin Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) görevlerinden ihraç edilenler olduğunu belirten Güleç, benzer suçlardan soruşturma ve kovuşturma geçiren, mahkumiyet kararı verilen kişiler açısından da düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Yasanın asıl sınavının uygulama aşamasında verileceğini belirten Güleç, örgütün kendisini feshettiğinin, silah ve mühimmatların ilgili yerlere bırakıldığının tespit ve teyit edilmesinin ardından sürecin nasıl işleyeceğinin önem taşıdığını dile getirdi.

Güleç, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) yapacağı tespit ve teyidin ardından kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının geciktirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bu mekanizma doğru işler ve süreç sürüncemede bırakılmadan yürütülürse yasa amacına ulaşabilir” değerlendirmesinde bulundu.

“TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME İÇİN HAKLAR TANINMALI”

Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve farklı nedenlerle Türkiye dışında yaşayan kişilerin sivil yaşama yeniden dahil edilmesinin önemli olduğunu ifade eden Güleç, yasada belirlenen hakların bu açıdan önem taşıdığını söyledi.

Güleç, Avrupa’da ve diasporada yaşayan Kürt siyasetçilerin MGK kararının ardından Türkiye’ye dönmek istemeleri halinde düzenlemeden yararlanabileceklerini belirterek, mevcut süreçte en önemli belirsizliğin MGK’nın tespit, teyit ve onay sürecinin ardından kararın ne zaman Resmi Gazete’de yayımlanacağı olduğunu kaydetti.

“DEMOKRATİKLEŞME İÇİN YENİ DÜZENLEMELER ŞART”

Yasanın doğrudan kapsamlı bir demokratikleşme çerçevesi ortaya koymadığını belirten Güleç, buna rağmen silahlı örgüt yapısının sona ermesinin ardından binlerce soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet dosyasının gündeme geleceğini söyledi.

Güleç, bu kişilerin yeniden siyasete dahil olmasının demokratik toplum açısından önemli bir başlangıç oluşturacağını ifade ederek, “Bu yasa sadece ön açıcıdır, bir başlangıçtır. Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve Kürt meselesinin siyasal zeminde tartışılmasının önünü açacak yeni düzenlemelere ihtiyaç var” dedi.

Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılması veya kanunun yeniden ele alınması gerektiğini savunan Güleç, Ceza İnfaz Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki örgütsel suçlara ilişkin hükümlerin de gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini belirten Güleç, bütün bu adımların ardından toplumsal uzlaşıya dayalı yeni bir anayasa hazırlanabileceğini ifade etti.

“UMUT HAKKI SAĞLANMALI”

Güleç, Abdullah Öcalan'ın durumunun mevcut yasada özel olarak düzenlenmemiş olmasına rağmen, “umut hakkı”nın yalnızca belirli bir dava veya kişi açısından değil, herkes için uygulanması gereken evrensel bir hak olduğunu söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 2014 yılında verdiği karar ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin tavsiyelerine işaret eden Güleç, Ceza İnfaz Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle umut hakkının güvence altına alınabileceğini belirtti.

Güleç, “Umut hakkı Sayın Öcalan nedeniyle yeniden gündeme geldi ancak aslında 2014'ten beri tartışılan bir konu. AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor” dedi.

“SİVİL TOPLUM SÜRECE DAHİL EDİLMELİ”

Yasanın uygulanmasını takip etmek ve koordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturulacak yapının önemine de değinen Güleç, kurulun yalnızca yürütme ve güvenlik bürokrasisiyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

Kurul bünyesinde alt komisyonlar oluşturulabileceğini belirten Güleç, hukukçuların, insan hakları savunucularının, kadın ve çocuk hakları alanında çalışanların, baroların ve Türkiye Barolar Birliği'nin sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Güleç, “Sivil toplum örgütlerini dışarıda bırakarak yapılacak bir çalışmanın eksik kalacağını düşünüyorum. Özellikle bölge barolarının dinlenilmesi gerekir” dedi.

“BİZİ DİNLERLERSE KATKI SUNMAYA HAZIRIZ”

Meclis bünyesinde kurulacak izleme komisyonunun da süreci yakından takip etmesi gerektiğini belirten Güleç, bölgede yasanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek sorunların sahadaki hukukçular tarafından aktarılmasının önemli olduğunu söyledi.

Diyarbakır Barosu olarak sürece katkı sunmaya hazır olduklarını belirten Güleç, “Bölgede bu yasanın uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan sıkıntıları, sorunları veya yasanın eksik yanlarını kurula rahatlıkla ifade edebiliriz. Bizi dinlemek isterlerse kuşkusuz bu sürece katkı ve destek sunmak isteriz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap