Kayboldu.. İntihar etti denilerek, dosya tozlu raflara kaldırıldı.. Ama kimse inanmıyordu, 22 yaşında hayata dair beklentileri olan genç bir kız, durduk yere niye ve neden intihar etsin ki?.. İlla ki bir sebebi olmalı.. İşte o sebep bir türlü ortaya konulmadı.. Nihayet genç, idealist, mesleğinin şerefiyle, cüzdanı değil vicdanıyla muhasebe yapan bir kadın Başsavcı çıktı ortaya.. Ve dedi ki, “Bu kadarı yeter, artık bu yara kapanmalı, acılar üzerine inşa edilmemeli, adalet tecelli etmelidir?”
***
Düğümün ipini çeken o genç kadın, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu idi… Sadece bir başsavcı olarak dosyayı raftan indirip, irdelemeye başlamadı.. O bir anne olarak, ana yüreğiyle, gecesini-gündüzüne kadar, eğildi.. Gülistan benim de kızım deyip, adaletin şaşmaz terazisini, ortaya koydu… Bu çıkışıyla, yıllardır susan devletin ve milletin hayat damarı olan, adalet ayağa kalktı. Bu kalkış, diğer sorumlu kurumları da ne bu zafiyet hali deyip uykudan uyandırdı!..
***
İntihar süsüyle organizeli bir şekilde karartılmaya çalışılan cinayetin üzerine, cesaretiyle, kararlılığıyla, gözü yaşlı bir annenin öfkesiyle yürüdü. Ve bu yürüme maratonunda atılan her adım, yapılan her hamle, karanlığı aydınlığa dönüştürdü.. Işık büyüdü. Şimdi o ışık daha da parlıyor ve Menzur’un karanlıktaki tüm yapılarını, gün ışığına çıkardı… Altı yılın seceresi ortaya döküldü.. Ve son yıllarda benzer vakıaların arkasındaki gerçek uyuşturucu partileri?..
***
Meğer ki, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel imiş, gerçeklerin üzerine şal çekip, olayı karanlığa mahkum eden… Cuma günü gece soruşturması kapsamında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme iddiasıyla Elazığ’da bir otelde gözaltına alındı. Sahte kimlikle otelde kalıyormuş.. Elazığ’dan Erzurum’a götürüldü.. İfadesi orada alınıyor.. Muhtemelen siz bu yazıyı okurken, ya adliyeye sevk edilmiştir, ya da tutuklanarak cezaevine konulmuştur veyahut ta sorgusu sürüyordur!?
***
Hal-i hazırda cinayet tahkikatında, tutuklu sayısı 10’a çıktı.. Ki bunların içerisinde, Doku’nun sevgilisi kadar Vali Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de var.. Birinci fail konumunda.. Yeni gözaltılar, yeni tutuklamalar eli kulağında.? Ki, Gülistan’ın hastane kayıtlarını sildiren o dönemin Devlet hastanesi yönetiminde yer alan başhekim ve diğer idareciler hakkında Sağlık Bakanlığı ve Tunceli Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Görünen o ki, o dönemin Emniyet ve Jandarmasıyla alakalı da, tahkikat başlatılacak. Yıllardır herkesin gözü üzerinde olan o ağır gölge, nihayet adaletin karşısına çıkarılacak?
***
Bu adım, karartma çabalarına vurulan en somut darbe oldu. Doku ailesinin kalbi ve tabi ki vaziyete veryansın edenler biraz daha ferahlıyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu süreçte gerekeni yaptı. Herkesin işaret ettiği isim hakkında soruşturma başlattı, Sonel’i açığa aldı ve sürecin önünü açtı. Olayı ilk günden bu yana takip eden, Söz Haber’in büyük hassasiyetle sürekli gündemde tuttuğu bu vakıaya gösterilen cesaret ve kararlılıktan dolayı teşekkürler Bakanım…
***
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasal olarak doğrudan müdahale yetkiniz olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama siz sonuna kadar gidilmeli, ucu kime dokunursa dokunsun” derken, sadece bir bakan değil, vicdan sahibi bir insan olarak konuştunuz. O sözleriniz, soruşturmanın belini doğrulttu, savcıların sırtını sıvazladı, adaletin cesaretini artırdı. Adaletin sesi olduğunuz için, teşekkürler Bakanım…
***
Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş’i dinliyorum.. Bakan Gürlek’e duygularını ifade ederken şöyle diyor.. “‘Gülistan Doku’nun failleri bulundu’ diye son dakika haberleri alınca o gece çok ağladım. Sevinç gözyaşları döktüm. Kendi kendime dedim Gülistan'ınki çözüldü, inşallah Allah'ın izniyle Rojin’inki de çözülecek. İkisi de öğretmen olacaktı. Her iki aile de fakir fukaradır. Yapan kişi cezasını çeksin. Adalet Bakanına burada çok teşekkür ediyorum. Yani burada olsaydı gidip elini öpecektim”
***
Tabi Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan özel ekip, sadece Gülistan için değil.. Rabia Naz’ların, Rojin’lerin, Narin’lerin ve faili meçhul kalmış nice kız çocuğunun, nice kadının dosyasını ele alacak.. Vicdanlarımızdaki o derin yaralara şifa olmaya çalışıyorlar. Bu çok daha büyük bir şeyin başlangıcı. Toplum olarak adalet duygumuzu yeniden kazanmanın, birilerinin kızı değil, hepimizin kızı olduğumuzu hissetmenin yolu buradan geçiyor.
***
Gözlerimiz yaşlı, ama umudumuz her geçen gün biraz daha yeşeriyor. Fakat aynı günlerde kalbimize başka bir hançer daha saplanıyor. Kahramanmaraş’ta 14 yaşında bir çocuk… Okulundaki arkadaşlarını ve öğretmenini katlediyor. Ve o çocuğun profilinde, dünyanın çeşitli yerlerinde katliamlara ilham olmuş bir caninin, Elliot Rodger’ın fotoğrafı duruyor. Incel manifestosu diye bir zehir…
***
Düşünün… Maraş’taki o 14 yaşındaki çocukla Arjantin’deki yaşıtı, aynı karanlık dijital evrende büyüyor. Aynı dili konuşuyor, aynı marazi hissiyatı paylaşıyor. Televizyon dizilerine, gündüz kuşağı programlarına bakmıyorlar bile. Onlar bambaşka bir dünyanın, küresel bir zehrin çocukları. Bu, eski usul sorunlardan değil. Bu, yepyeni, çok daha derin, çok daha tehlikeli bir yaradır. Geleneksel yöntemler yetmiyor artık.
***
Aileler, eğitim, dijital dünya, ruh sağlığı… Hepsiyle birden mücadele etmemiz gereken, başka türlü bir şeyle karşı karşıyayız. Gülistan Doku’da adaletin ışığı nihayet yanarken, bir yandan da yarınlarımızın çocuklarının karanlığa teslim olmaması için dua ediyoruz.
***
GÜNÜN SÖZÜ…
Nesil o dur ki, dili de, üslubu da, ilgi alanı da temel kültür ve hissiyatın mayasını almış olsun?
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar