Kanser hastaları Nasıl sıra bekler?

Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Meclis gündeminde:

Kanser hastaları  Nasıl sıra bekler?

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesinde yaşanan yatak, randevu ve kemoterapi yoğunluğunu Meclis gündemine taşıdı.  

 

 

 

DİYARBAKIR(SÖZ)-DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesinde yaşandığını belirttiği yatak, randevu ve tedavi kapasitesi sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cupolo, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun yanıtlaması istemiyle, iki ayrı yazılı soru önergesi verdi.

Önergelerinden ilkinde, kanser tedavisinde erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Cupolo, bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olan Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesinde yaşanan yoğunluğun hastaların tedaviye erişimini zorlaştırdığını ifade etti.

“Kaybedecek tek bir günü bile yok"

Cupolo, hastanede yatak kapasitesinin yetersiz olduğu, kemoterapi ve yatarak tedavi sıralarının uzadığı, randevu bulmakta güçlük yaşandığı yönündeki iddialara işaret ederek, bu durumun kanser hastalarının yaşam hakkını doğrudan etkilediğini belirtti. Kanser gibi zamanla yarışılan hastalıklarda her günün kritik olduğuna vurgu yapan Cupolo, yetkilileri kapasite sorununa karşı acil çözüm üretmeye çağırdı.

Sağlık Bakanlığına 4 soru

Cupolo, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'ndan şu sorulara yanıt vermesini istedi:

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’nde bir hastanın tedaviye başlayabilmesi için neden bir diğerinin hayatını kaybetmesi gerekiyor?

Kanser hastaları için günlerin hatta saatlerin önemi ortadayken, uzayan kemoterapi ve yatarak tedavi sıraları ile haftalarca bulunamayan randevular Bakanlığınızın sorumluluk alanına girmemekte midir?

Diyarbakır’daki bu yoğunluğu öngörüp hastanenin yatak, cihaz ve uzman hekim kapasitesini artırmak için bugüne kadar neden hiçbir somut adım atılmadı?

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’ndeki bu insani krizi çözmek ve kanser hastalarının elinden alınan o kritik zamanı geri vermek için bugün, hemen şimdi acil bir eylem planınız var mı?

 

Kanser genetik testleri

Cupolo, Bakan Memişoğlu’nun yanıtlamasını istediği ikinci yazılı önergesinde, geçtiğimiz yıl yayımlanan Küresel Hastalık Yükü çalışmasının verilerine dikkat çekerek, 2050 yılına gelindiğinde dünyadaki yıllık kanser vakası sayısının 30 milyonu, kansere bağlı ölümlerin ise 18 milyonu aşması bekleniyor” diyen Cupolo,  “Rapor, bu küresel felaketten kaçınmanın en kritik yollarından biri olarak kanser taramalarının artırılmasını ve erken teşhis mekanizmalarının güçlendirilmesini gösteriyor. Bu noktada devreye giren kanser genetik testleri bir lüks değil; bireyin genetik haritasındaki riskli mutasyonları önceden tespit ederek hastalığın henüz ortaya çıkmadan engellenmesini veya en erken evrede yakalanmasını sağlayan en güçlü koruyucu tıp kalkanıdır” dedi.

 

“Sağlık Bakanlığı veri tabanı incelendiğinde, birinci ve ikinci derece aile üyelerinde kanser öyküsü bulunan tüm vatandaşlar, bu devasa vaka artışı projeksiyonunun tam merkezinde, yani en yüksek risk grubunda yer almaktadır. Kanser, sadece çevresel faktörlerle değil, aile mirası olarak aktarılan genetik yatkınlıklarla da beslendiğinden, soy ağacında bu hastalığı barındıran bireylerin potansiyel birer kanser adayı olarak kabul edilmesi tıbbi bir zorunluluktur. Devletin elindeki e-Nabız ve merkezi veri tabanları, bu risk grubundaki vatandaşları algoritmalara dayalı olarak otomatik olarak tespit edebilecek ve yaklaşan tehlikeye karşı erkenden harekete geçilmesini sağlayacak potansiyele sahiptir” görüşünü yazıl sarı önergesinde aktaran Milletvekili Cupolo, şöyle dedi;

“ Bu nedenle Sağlık Bakanlığı, aile üyelerinde kanser görülen bu yüksek riskli kitleyi kapsamlı birer takip öznesi haline getirmeli ve aile hekimliği merkezleri üzerinden periyodik, ücretsiz tarama programlarını derhal hayata geçirmeli; hastaları hastane kapısına gelmeden önce korumaya çalışmalıdır. Mahallelerdeki aile hekimlikleri vasıtasıyla yürütülecek genetik risk analizleri ve düzenli taramalar, 2050'nin kapkara tablosunu tersine çevirmek, zamanı hastanın lehine çevirmek ve binlerce insanı göz göre göre ölüme terk edilmekten kurtarmak için atılması gereken en acil kamusal adımlardandır.”

Şahıs istenilen sorular

Milletveli Cupolo nazırladığı soru önergesindeki sorularını ise şöyle sıraladı;

            Bakanlığınızın veri tabanında ailesinde kanser öyküsü olan milyonlarca vatandaşın ismi zaten kayıtlıyken, bu insanları olası bir yıkımdan korumak için neden aile hekimlikleri üzerinden ücretsiz genetik tarama ve periyodik takip sistemini bugün, hemen şimdi başlatmıyorsunuz?

Son 10 yıl içinde Türkiye genelinde ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgeleri özelinde, zamanında tedaviye erişemediği için hayatını kaybeden kanser hastası sayısı kaçtır? Şu an ülke genelinde aktif olarak onkolojik tedavi gören, yani kemoterapi veya radyoterapi alan mevcut hasta sayısı nedir ve bu hastaların bölgelere göre dağılımı nasıldır?  Bakanlığınızın elinde, nüfus artışı ve yaşlanma projeksiyonları dikkate alınarak hazırlanmış, önümüzdeki 10 ve 20 yıla ait bölgesel kanser vaka artış tahminleri ve risk haritası bulunmakta mıdır?

Diyarbakır ve çevre illerden gelen yoğun hasta göçünü göğüsleyen Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’ndeki aktif tıbbi cihaz, onkoloji yatağı ve tıbbi onkolog sayısı, bölgedeki toplam hasta havuzunun yüzde kaçına yanıt verebilmektedir?  Ülke genelindeki yetişmiş tıbbi onkolog, radyasyon onkolojisi uzmanı ve onkoloji hemşiresi sayısı, uluslararası sağlık standartlarının yani bölge nüfusu ile uzman oranı kıyaslamasının ne kadar altındadır; bu açığı kapatmak için kadro planlamanız var mıdır?             Bölgesel bazda yaşanan yatak ve randevu krizleri, kamunun tedavi olanaklarındaki yetersizliğin mi, yoksa sevk ve planlama zincirindeki bir yönetim zafiyetinin mi sonucudur?

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap