Küresel Gerilim Vatandaşın Gündeminde

Ortadoğu’da tırmanan gerilim, büyük güçler arasındaki restleşmeler ve son dönemde art arda yaşanan askeri operasyonlar yalnızca diplomasi masalarında değil, vatandaşların günlük hayatında da derin yankılar uyandırıyor. Özellikle İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin İran ile yaşadığı gerilim ve karşılıklı saldırılar, kamuoyunda “Yeni bir büyük savaş mı başlıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.

Küresel Gerilim Vatandaşın Gündeminde

Buna ek olarak Rusya ile Ukrayna arasında süren savaş, bölgesel çatışmaların küresel bir kırılmaya dönüşebileceği endişesini artırıyor. Küresel güç dengelerindeki sarsıntı, ekonomik dalgalanmalar, artan güvenlik kaygıları ve medyada sürekli yayımlanan savaş görüntüleri; toplum psikolojisini doğrudan etkiliyor.

Biz de bu çerçevede vatandaşlar ve uzman görüşü için psikologla konuşarak savaşın bireyler üzerindeki psikolojik yansımalarını sorduk. Sokaktaki vatandaş, yalnızca siyasi gelişmeleri değil; geleceğe dair umutlarını, çocuklarının yarınını ve toplumsal birlik duygusunu da sorguluyor.

 

Psikolog Veysi Yıldız: “Yoğun bilgi akışı kaygıyı artırıyor”

Psikolog Veysi Yıldız, küresel güçlerin söylemleri ile uygulamaları arasındaki çelişkiye dikkat çekerek şunları söyledi:

“Başta Amerika olmak üzere Batı dünyası ve diğer hâkim güçler, demokrasi, insan hakları ve hümanist değerler üzerinden kendilerini meşrulaştırmaya çalışırken; diğer yandan nükleer silahlardan dünyayı defalarca yok edebilecek biyolojik silahlara kadar geniş bir savaş hazırlığı içinde olmuşlardır.

İsrail’in son 60 yıldır, Amerika’nın desteğiyle Filistin halkına yönelik politikaları uzun süredir tartışma konusudur. Son iki yılda yaşanan gelişmeler ise dünyanın gözleri önünde çok daha ağır insani trajedilere sahne olmaktadır. Bir yandan İsrail’in sert askeri operasyonları, diğer yandan Rusya’nın Ukrayna ile savaşı ve bunun Batı dünyasıyla yarattığı gerilim; ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, doğal olarak insanlarda ciddi bir endişe oluşturmaktadır.”

Yıldız, son dönemde küresel güç yapıları hakkında artan güvensizlik algısına da değinerek, kamuoyunda tartışılan Jeffrey Epstein vakasının toplumda derin soru işaretleri oluşturduğunu belirtti:

“Ortaya çıkan iddialar ve görüntüler, sıradan bir insanın tahayyül etmekte zorlanacağı suçlamalar içermektedir. Bu durum, insanların ‘Dünyayı kimler yönetiyor?’ sorusunu daha yüksek sesle sormasına neden olmaktadır.”

Medyanın anlık ve çoğu zaman filtrelenmemiş görüntülerle yayın yaptığını belirten Yıldız, özellikle bombalama ve yıkım sahnelerinin sürekli izlenmesinin travmatik etki oluşturduğunu ifade etti.

“Savaşın yıkıcı etkisi ve insanlarda oluşturduğu tedirginlik son derece doğaldır. Ancak güçlü bir psikoloji, ancak güçlü bir toplumsal dayanışmayla mümkündür. Kürt, Türk, Arap demeden; hangi kimlikten olursa olsun masum insanların zarar gördüğü bir dünyada yaşıyoruz. Birlik ve beraberlik yalnızca politik değil; aynı zamanda psikolojik bir ihtiyaçtır.”

 

Bayram Yılmaz: “Çocuklarımızın geleceği için kaygılanıyoruz”

Vatandaşlardan Bayram Yılmaz ise artan gerilimin en çok aileleri etkilediğini söyledi:

“Televizyonu açıyoruz savaş, telefonu açıyoruz savaş. Çocuklar da ister istemez soruyor: ‘Baba bize de savaş gelir mi?’ diye. İnsan ister istemez endişeleniyor. Ekonomi zaten zor, bir de büyük devletlerin birbirine girmesi ihtimali var. Bu ortamda gelecek planı yapmak zorlaşıyor.”

Yılmaz, özellikle sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin kaygıyı artırdığını belirterek, “Her gün yeni bir iddia, yeni bir görüntü. Hangisi doğru, hangisi değil bilmiyoruz ama psikolojik olarak etkileniyoruz” dedi.

 

Remzi Yıldız: “Güçlünün hukuku geçerli gibi görünüyor”

Remzi Yıldız ise uluslararası hukuk ve adalet kavramlarına olan güvenin zedelendiğini ifade etti:

“Demokrasi ve insan hakları deniliyor ama dünyada güçlü olan istediğini yapıyor gibi bir tablo var. Bu da insanın adalet duygusunu zedeliyor. Sanki güçlünün hukuku geçerliymiş gibi bir algı oluştu.”

Savaş görüntülerinin sürekli gündemde olmasının insanları duyarsızlaştırma riski taşıdığını söyleyen Yıldız, “Bir süre sonra insanlar ya aşırı kaygıya kapılıyor ya da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmeye çalışıyor. Bu da sağlıklı değil” diye konuştu.

 

Veysi Ayaz: “Toplum olarak ne yapabileceğimizi düşünmeliyiz”

Veysi Ayaz ise savaşların toplumları kimlikler üzerinden ayrıştırdığına dikkat çekti:

“Savaş yanlısı politikalar, toplumları mezhep, din ve ırk temelli ayrışmalarla meşgul ederken; küresel ölçekte güç mücadelesi sürüyor. Olan ise masum insanlara oluyor. Bizim artık farklılıklarımızı çatışma nedeni olmaktan çıkarmamız gerekiyor.”

Ayaz, bireylerin yalnızca izleyici konumunda kalmasının “öğrenilmiş çaresizlik” duygusunu artırabileceğini belirterek, “Toplum olarak ‘Ne yapabiliriz?’ sorusunu daha fazla sormalıyız. En azından kendi çevremizde dayanışmayı artırabiliriz” dedi.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap