"Bağımlılık insanın iradesini zayıflatıyor" Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tahsin Kula, sentetik uyuşturucuların gençler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek, bağımlılığın bireyin iradesini zayıflattığını, krizlere, şiddete ve ağır ruhsal sorunlara yol açabildiğini söyledi.
"Madde kullanım yaşı ortaokul dönemine kadar düştü" Uzman Psikolog Sadık Sun, özellikle sentetik uyuşturucuların gençler arasında yaygınlaştığını belirterek, madde kullanım yaşının ortaokul seviyesine kadar gerilediğini, bağımlılığın aile içi şiddet, çatışma ve toplumsal sorunları artırdığını ifade etti.
"Bağımlılık sadece bireyin değil, ailenin ve toplumun sorunu" Uzmanlar, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini vurgulayarak, aile desteği, erken eğitim, psikososyal çalışmalar ve uzun süreli rehabilitasyon modellerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Filiz YAŞA/M. Emin FİDAN
DİYARBAKIR(SÖZ)-Son dönemde art arda yaşanan aile içi cinayetler, gençlerin ailelerine yönelik saldırıları ve toplumda infial yaratan şiddet olayları, bağımlılık gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle sentetik uyuşturucuların yaygınlaşmasıyla birlikte madde kullanım yaşının ortaokul seviyesine kadar indiğine dikkat çekerek, bağımlılığın bireyi olduğu kadar aileyi ve toplumu da tehdit eden büyük bir güvenlik ve halk sağlığı sorununa dönüştüğünü söyledi.
'BAĞIMLILIK İNSANIN İRADESİNİ ELİNDEN ALIYOR'
Dicle Üniversitesi Sezai Karakoç Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tahsin Kula, son yıllarda özellikle gençler arasında uyuşturucu kullanımının kaygı verici boyutlara ulaştığını belirtti.
Yasa dışı sentetik maddelerin ölümcül sonuçlar doğurduğunu ifade eden Kula, "Özellikle yasa dışı fentanil nedeniyle aşırı doz riski korkutucu boyutta. Oyun, dijital medya ve uyuşturucu başta olmak üzere birçok bağımlılık türü hızla yayılıyor. Bağımlılık insanın iradesini zayıflatır, hatta ortadan kaldırır. Krizlere, şiddete ve ağır ruhsal sorunlara yol açabilir. Aile içi problemler, akran baskısı, zorbalık, travmalar ve düşük özgüven gençleri maddeye yönelten en önemli nedenler arasında yer alıyor" dedi.
'TEDAVİ GECİKİRSE DAHA FAZLA CAN YANAR'
Uyuşturucu kullanımının ruh sağlığını bozarak şiddet eğilimini artırdığını belirten Kula, bağımlılığın yalnızca madde kullanımından ibaret olmadığını söyledi.
Madde kullanımına bağlı şiddet olaylarının hem sayısının hem de görünürlüğünün arttığını ifade eden Kula, "Bağımlılığın altında yatan psikolojik sorunlar mutlaka tedavi edilmelidir. Uzman desteği olmadan yürütülen mücadele yetersiz kalır. Tedavide geç kalınması daha büyük acılara neden olabilir" diye konuştu.
AİLELER İÇİN KRİTİK ALARM LİSTESİ
Uzmanlara göre çocuklarda ani öfke patlamaları, okul başarısında düşüş, devamsızlık, aileden uzaklaşma, evden para kaybolması, arkadaş çevresinin değişmesi, hobi ve spora ilginin sona ermesi ile uyku düzenindeki bozulmalar bağımlılığın en önemli erken uyarı işaretleri arasında yer alıyor.
'MADDE KULLANIM YAŞI ORTAOKULA İNDİ'
Uzman Psikolog Sadık Sun ise sahada karşılaştıkları tablonun her geçen gün ağırlaştığını belirterek, bağımlılık türlerinin hızla arttığını söyledi. Kumar, madde, telefon, sosyal medya ve dijital içerik bağımlılıklarının artık çok daha küçük yaşlarda görüldüğünü dile getiren Sun, "Yapılan çalışmalar ilk madde kullanım yaşının ortaokul dönemine kadar düştüğünü ortaya koyuyor. Özellikle metamfetamin gibi sentetik uyuşturucular ile esrar kullanımında ciddi artış var. Bu maddeler dürtü kontrolünü bozuyor, muhakeme yeteneğini zayıflatıyor. Bunun sonucu olarak aile içi şiddet, ağır çatışmalar, intihar girişimleri ve boşanmalar artıyor" dedi.
'BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR'
Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca hastaneler ya da güvenlik güçleriyle yürütülemeyeceğini vurgulayan Sun, çözümün aileyi de içine alan uzun soluklu bir rehabilitasyon modeli olduğunu söyledi. Sun, "Bağımlılık sadece bağımlı bireyin değil, bütün ailenin hastalığıdır. Aile iyileşmeden bireyin kalıcı olarak iyileşmesi çok zordur. Hastane sonrası sosyal destek, iş hayatına kazandırma ve uzun süreli psikolojik takip güçlendirilmelidir. Bağımlılığı bir ahlak sorunu değil, beyin ve ruh sağlığı sorunu olarak ele almalıyız. Yerel dinamiklerin güçlü olduğu kentlerde toplumun tüm kesimlerini içine alan mücadele modeli oluşturulmalıdır" diye konuştu.
UZMANLARDAN ORTAK ÇAĞRI
Uzmanlar, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca polisiye tedbirlerle başarıya ulaşamayacağını belirterek, çocukluk çağından itibaren koruyucu eğitim programlarının yaygınlaştırılması, ailelerin bilinçlendirilmesi, okullarda psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumun tüm kesimlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar