Teyit, Hafıza, Yönetim, Sabır!

AK Partili Alaattin Parlak'tan 'Terörsüz Türkiye' için 4 kritik öneri

Teyit, Hafıza, Yönetim, Sabır!

Parlak,  "Tarihî fırsat disiplinli devlet aklıyla değerlendirilmeli"
 
AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sürecin kalıcı başarıya ulaşabilmesi için "somut teyit, kurumsal hafıza, kapsayıcı yönetim ve stratejik sabır" olmak üzere dört temel ilkenin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Parlak, "Retorik değil, disiplinli ve uzun soluklu bir devlet aklı başarıyı getirir" dedi.

M. Emin FİDAN
DİYARBAKIR(SÖZ)-AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürece ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. PKK'nın silah bırakması ve kendini feshetmesi halinde Türkiye'nin tarihî bir fırsat yakalayacağını belirten Parlak, bu fırsatın kalıcı kazanıma dönüşmesinin ancak somut adımlarla mümkün olacağını ifade etti.
Sürecin dört temel ilke üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Parlak, bunların "somut teyit, kurumsal hafıza, kapsayıcı yönetim ve stratejik sabır" olduğunu söyledi.
"Silah bırakma fiilen doğrulanmalı"
Parlak, sürecin en kritik aşamasının PKK'nın silah bırakma ve fesih kararının yalnızca açıklamada kalmaması olduğunu belirterek, güvenlik kurumlarının bağımsız ve şeffaf mekanizmalarla örgütün tamamen dağıldığını, silah depolarının imha edildiğini ve finansal ile lojistik ağlarının ortadan kaldırıldığını teyit etmesi gerektiğini kaydetti.
Geçmişte terör örgütlerinin ateşkes süreçlerini yeniden yapılanma amacıyla kullandığını hatırlatan Parlak, somut doğrulamanın hem toplumsal güveni artıracağını hem de Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığını uluslararası kamuoyuna göstereceğini ifade etti.
"Geçmişin hataları tekrarlanmamalı"
2013-2015 yıllarındaki çözüm sürecinden önemli dersler çıkarılması gerektiğini dile getiren Parlak, devletin güvenlik kurumlarının süreç boyunca kapasitelerini koruması ve geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Terörle mücadelede elde edilen kazanımların korunmasının önemine dikkat çeken Parlak, siyasi konjonktür ne olursa olsun millî güvenlik politikalarının kısa vadeli hesaplara kurban edilmemesi gerektiğini belirtti.
"Toplumsal yaralar birlikte sarılmalı"
Parlak, terörsüz bir geleceğin yalnızca örgütün tasfiyesiyle sağlanamayacağını ifade ederek, terör mağdurları, şehit yakınları, gaziler, güvenlik görevlileri ve bölge halkının adalet, güvenlik ve refah beklentilerinin karşılanmasının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Bu kapsamda yeni bir anayasa, mağduriyetlerin giderilmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekonomik ve sosyal kalkınmanın hızlandırılması, eşit vatandaşlık temelinde kültürel zenginliğin korunması ve şeffaf iletişimin önem taşıdığını belirten Parlak, "Kapsayıcılık, devletin vatandaşına şefkat elini uzatırken teröre karşı kararlı duruşunu sürdürmesidir." ifadelerini kullandı.
"Stratejik sabır şart"
Terör sorununun 40 yılı aşkın geçmişe sahip olduğuna işaret eden Parlak, kalıcı çözümün kısa vadeli politikalarla sağlanamayacağını belirtti.
Hukuki düzenlemelerin aceleye getirilmemesi, ekonomik ve sosyal reformların planlı şekilde uygulanması ve bölgesel gelişmelerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini kaydeden Parlak, "Terörsüz Bölge" vizyonunun da Türkiye'nin uzun vadeli güvenlik stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Savunma sanayii, eğitim, teknoloji ve ekonomik yatırımların uzun vadeli kalkınma hedefleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Parlak, stratejik sabrın millî menfaatleri merkeze alan bir anlayışla sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
"Türkiye için gerçek bir dönüm noktası olabilir"
Açıklamasının sonunda "Terörsüz Türkiye" sürecinin doğru yönetilmesi halinde ülkenin ekonomik büyümesinin hızlanacağını, iç güvenliğin güçleneceğini, dış politikada hareket alanının genişleyeceğini ve toplumsal huzurun kalıcı hale geleceğini ifade eden Parlak, "Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, terör gölgesinden arınmış, güçlü, müreffeh ve birlik içinde bir Türkiye olacaktır. Bu tarihî fırsat ancak disiplinli devlet aklı ve ortak toplumsal iradeyle kalıcı başarıya dönüşebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap