Kontenjan alarmı verdi

Eğitim-Bir-Sen, 2026 YKS sonuçlarını değerlendirdi. Devlet üniversitelerinde ilk yerleştirmede yüzde 99’a yaklaşan doluluk oranına rağmen, kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle 30 binin üzerinde kontenjan yeniden boş kaldı. Sendika, yükseköğretimde kontenjan planlamasının yalnızca doluluk oranlarına göre yapılmaması çağrısında bulundu.

Kontenjan alarmı verdi

HABER MERKEZİ

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına ilişkin değerlendirmesini açıkladı. Sendika, yüksek doluluk oranlarının yükseköğretimdeki gerçek talebi tek başına göstermediğine dikkat çekerek, kontenjan planlamasında öğrencilerin gerçek tercihleri, kayıt davranışları, istihdam olanakları ve üniversitelerin fiziki-akademik kapasitesinin birlikte değerlendirilmesini istedi.

İlk yerleştirmede doldu, kayıtla boşaldı

2026 YKS’ye 2 milyon 426 bin aday başvururken, devlet üniversitelerinin örgün programlarında ilk yerleştirmede kontenjanların yaklaşık yüzde 99'u doldu. Örgün ön lisans programlarında doluluk oranı neredeyse yüzde 100'e ulaşırken, örgün lisans programlarında yalnızca 2 bin 255 kontenjan boş kaldı.

Ancak yerleşen adayların bir bölümünün kayıt yaptırmaması, tabloyu değiştirdi. 17 Eylül'de açıklanan ek yerleştirme kontenjanlarında ön lisans düzeyinde yaklaşık 62 bin, lisans düzeyinde ise yaklaşık 48 bin olmak üzere toplam 110 bin kontenjan yeniden adayların tercihine açıldı.

Açıköğretim hariç yalnızca devlet üniversitelerine bakıldığında ise ek yerleştirmeye yaklaşık 22 bin 500 ön lisans ve 10 bin lisans kontenjanı ayrıldı. Bu durum, devlet üniversitelerine ilk yerleştirmede yerleştiği halde kayıt yaptırmayan aday sayısının 30 binin üzerinde olduğunu ortaya koydu.

Devlet-vakıf farkı dikkat çekti

YKS sonuçlarında devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki doluluk farkı da dikkat çekti. Devlet üniversitelerinde örgün kontenjanların yaklaşık yüzde 99'u dolarken, vakıf yükseköğretim kurumlarında genel kontenjanların yaklaşık yüzde 80'i doldu.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında 35 bin 706 kontenjanın ilk yerleştirmede boş kalması, adayların üniversite tercihlerinde yalnızca programın bulunup bulunmadığına değil; eğitim maliyeti, burs imkanları, programın niteliği ve mezuniyet sonrasındaki fırsatlara da baktığını ortaya koydu.

Kontenjanlar üç yılda yüzde 36 azaldı

Eğitim-Bir-Sen'in değerlendirmesine göre, 2023'e kıyasla 2026'da devlet üniversitelerindeki kontenjan sayısı, açıköğretim hariç yaklaşık 264 bin azalarak 730 bin seviyesine geriledi.

Böylece son üç yılda devlet yükseköğretim kurumlarının toplam kontenjanlarında yaklaşık yüzde 36'lık düşüş yaşandı. Bu değişimde 2024'ten itibaren ikinci öğretim programlarının kapatılması, önceki yıllarda ilk yerleştirmede dolduğu halde kayıt yaptırılmayan kontenjanların bulunması ve bazı programların mezuniyet sonrası istihdamla bağının zayıflaması etkili oldu.

Sendika, kontenjanların azaltılmasının tek başına arz-talep dengesinin sağlandığı anlamına gelmediğini vurguladı.

Sadece doluluk yetmez

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde kontenjan planlamasının yalnızca doluluk oranları üzerinden yapılmaması gerektiğini belirtti.

Sendikaya göre kontenjanlar belirlenirken ulusal ve yerel iş gücü piyasasının ihtiyaçları, öğrencilerin tercih eğilimleri, üniversitelerin akademik ve fiziki imkanları, öğretim elemanı sayısı, derslik ve laboratuvar kapasitesi ile ulaşım, barınma ve beslenme koşulları birlikte ele alınmalı.

Özellikle mezuniyet sonrası istihdam imkanları zayıflayan veya ihtiyaçtan fazla mezun veren programların kontenjanlarının aynı şekilde sürdürülmesinin öğrenciler, üniversiteler ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından sorun oluşturduğu belirtildi.

“Asıl mesele kayıt davranışı”

Sendika, 2026 YKS'nin en önemli mesajının yalnızca devlet üniversitelerindeki yüksek doluluk oranları olmadığını savundu. Açıklamada, asıl değerlendirilmesi gereken konunun yerleşen adayların neden kayıt yaptırmadığı ve bazı programların neden sürdürülebilir öğrenci talebi oluşturamadığı olduğu belirtildi.

Eğitim-Bir-Sen, program kontenjanları belirlenirken geçmiş yıllardaki doluluk oranlarının yanı sıra kayıt oranları, mezuniyet oranları, mezunların iş gücü piyasasına geçişi ve program bazındaki gerçek öğrenci talebinin de dikkate alınması gerektiğini bildirdi.

“İnsan kaynağı planlaması yapılmalı”

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde kontenjanların üniversitelerin mevcut taleplerine göre değil; öğrencilerin gerçek tercihleri, programların istihdam kapasitesi, bölgesel ihtiyaçlar, üniversitelerin akademik ve fiziki imkanları ve ülkenin insan kaynağı planlaması esas alınarak belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Sendika, tercih edilmeyen, sürekli boş kalan veya mezuniyet sonrası istihdamla bağı zayıflayan programların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, üniversiteye yerleşmenin tek başına başarı göstergesi olarak görülmediği; öğrencinin kayıt yaptırdığı, nitelikli eğitim aldığı ve mezuniyet sonrasında bilgi ve becerilerine uygun istihdama ulaşabildiği bir yükseköğretim sistemi çağrısında bulundu.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap