Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Basın Bilgilendirme Toplantısı ve Bütçe Bağlama Töreni'nde konuştu.
Gelecek dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini bildiren Yılmaz, "Genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız." diye konuştu.
Gelecek yıl cari açığın yeniden yüzde 2'nin altına inmesini beklediklerini söyleyen Yılmaz, "Bölgesel gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ithalat değeri üzerindeki baskısı geçici olup dış ticaretimizi daha sağlam temellere kavuşturmak amacıyla ihracatı artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltan politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Enerji bizim için en öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.
- "Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır"
"Orta Vadeli Programla uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyede tutuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü:
"2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edilecektir. Uzun bir aradan sonra eylülde yüzde 30'un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz."
Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten bu yaklaşımın, ekonominin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı sosyal refah hedeflerine ulaşmanın da temel güvencesi olacağını vurgulayan Yılmaz, böylece üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümü sürdürerek fiyat istikrarıyla uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışını daha da güçlendireceklerini söyledi.
Cevdet Yılmaz, "Elde edilen kazanımların toplumun tüm kesimlerine yansıdığı, ekonomik güvenliğin ve toplumsal refahın güçlendiği bir ortamda Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz." dedi.
- "Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik"
2026 bütçesinde 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü hatırlatan Yılmaz, bütçe açığının ise gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini belirtti.
2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da 2026 bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ise yüzde 3,1 olarak revize edildiğini kaydeden Yılmaz, gelirlerin de giderlerin de yukarı doğru revize edildiğini söyledi.
Ancak gelirlerin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığının milli gelire oranında 0,4 puan civarında bir düşüşün söz konusu olduğuna işaret eden Yılmaz, "Başlangıçta öngörülen göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz." diye konuştu.
Yakın coğrafyada ve dünyada yaşanan savaş ve gerginlikler sonucunda petrol başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığının altını çizen Yılmaz, yaşanan gelişmelerden kaynaklı enflasyon etkisi nedeniyle kamu personel ve sosyal güvenlik giderlerinde ilave harcama yapma gerekliliği doğduğunu belirtti.
Girdi fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enerji desteklerinde ilave maliyetler oluştuğunu da belirten Yılmaz, enerji fiyatlarındaki artış etkisinin bu kalemlerle sınırlı kalmadığını, mal ve hizmet alımları başta olmak üzere bütçenin diğer giderlerinde de artışlara sebep olduğunu kaydetti.
Petrol fiyatlarının yükselmesinden vatandaşın sınırlı düzeyde etkilenmesini teminen akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinde indirim sağlandığını hatırlatan Yılmaz, "Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.
- "Bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:
"2021'den bu yana, ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu, 2023 hariç bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. 2024, 2025 ve 2026'da başlangıçta öngördüğümüz bütçe açığından daha iyi sonuçla yılı kapatmış olduk. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir. 2024'te hayata geçirilen tasarruf tedbirleri ile izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Bu da tasarruf genelgelerimizin etkinliğini ortaya koyan önemli bir rakamdır. Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 71'in üzerindeyken, 2026 yılının ilk çeyreğinde bu oran yüzde 23,1'e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3'e gerilemiştir."
Cevdet Yılmz, 2002'de faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yüzde 43,2 iken 2026 itibarıyla yüzde 14,4 olmasının beklendiğini belirterek, "Dünyamızda risklerin, belirsizliklerin arttığı, dönüşüm ihtiyacının güçlendiği bir dönemde düşük kamu borçluluk oranıyla Türkiye'nin bu sürece girmiş olması, geleceğe dönük en önemli avantajlarımızdan bir tanesidir." değerlendirmesinde bulundu.
- "Yıl sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir"
2023-2026 döneminde, deprem bölgesinin ihyası için güncel fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını, bunun 104 milyar dolara karşılık geldiğini bildiren Yılmaz, 6 Şubat depremleri sonrasında vatandaşın ihtiyaçlarının hızla karşılandığını, imar ve ihya çalışmalarına ivedilikle başlandığını anımsattı.
Toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşası tamamlanarak tesliminin yapıldığını dile getiren Yılmaz, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları, okullar, hastaneler ve kamu binalarının yenilendiğini hatırlattı.
Cevdet Yılmaz, 2023'te bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 5,1 olarak gerçekleştiğini, deprem harcamaları hariç bu oranın yüzde 1,6 seviyesinde olduğunu belirterek, 2024'te yüzde 4,7 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 3 seviyesinde olduğunu kaydetti.
2025'te yüzde 2,9 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 2,1 seviyesinde olduğunu, "2026 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç bu oran yüzde 2,3 seviyesindedir." bilgisini verdi.
- 2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamlar
Bütçe kanun teklifinin, kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını dile getiren Yılmaz, 2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamları paylaştı.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında, 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu bildiren Yılmaz, "Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu büyüklük içinde, 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz." bilgisini paylaştı.
Bütçenin, düşük bir oranda da olsa 2025'ten başlayarak faiz dışı fazla verdiğine dikkati çeken Yılmaz, gelecek yıl da bu eğilimin devam etmesini öngördüklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:
"2027 yılı bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; gelir vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, özel tüketim vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, katma değer vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar liradır. 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekildedir: Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira, faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır."
Kaynak: Anadolu Ajansı
Yorumlar