Terörsüz Türkiye’de yeni dönem

Şimdi sıra kalıcı barışta

Terörsüz Türkiye’de yeni dönem

Silahların bırakılmasıyla yeni bir aşamaya geçen Terörsüz Türkiye sürecinde gözler artık kurumsallaşma ve toplumsal sahiplenmeye çevrildi. Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, sürecin başarısının yalnızca silahların bırakılmasıyla değil, terörün yeniden üretilemeyeceği siyasi ve toplumsal zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacağını vurguladı.


HABER MERKEZİ
Terörsüz Türkiye sürecinde kritik eşik aşıldı, gözler yeni döneme çevrildi. Yaklaşık iki yıl önce başlayan süreçte TBMM'de yürütülen çalışmaların ardından hazırlanan çerçeve yasa, 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edilerek Resmi Gazete'de yayımlandı. Böylece sürecin bundan sonraki aşamalarına ilişkin hukuki ve kurumsal çerçeve de netleşmiş oldu.


Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Terörsüz Türkiye sürecinin yeni aşamasını ve Türkiye Modeli'nin önemini AA Analiz için kaleme aldı. Köse'ye göre bundan sonraki temel sınama, sahadaki güvenlik kazanımlarının hukuki düzenlemeler, siyasi mutabakat ve toplumsal sahiplenmeyle kalıcı hale getirilmesi olacak.
Yeni aşamanın adı: Kurumsallaşma


Terörsüz Türkiye'de gelinen nokta, silahsızlandırma ve tasfiyenin kurumsallaştırılması aşamasına geçiş anlamına geliyor.


Silah bırakmanın nihai sonuçtan ziyade yeni dönemin önünü açan kritik bir eşik olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, bundan sonraki süreçte hukuki düzenlemelerin uygulanması, silah bırakmanın hızlanması ve tasfiye sürecinin sahada teyit edilmesinin belirleyici olacağı ifade ediliyor.


Bu aşamada TBMM'nin rolü ise kritik önem taşıyor. Meclisin geniş siyasi sahiplenmeyle oluşturduğu hukuki zeminin, sürecin hem meşruiyetini güçlendirmesi hem de gelecekte ortaya çıkabilecek siyasi dalgalanmalara karşı dayanıklılık sağlaması bekleniyor.


Ancak yasa ile sahadaki uygulama arasında kendiliğinden bir uyum oluşmayacağına da dikkat çekiliyor. Asıl başarı, alınan kararların bürokrasiye, uygulama mekanizmalarına ve sahadaki aktörlerin davranışlarına doğru şekilde yansıtılmasına bağlı olacak.


En kritik başlıklardan biri toplumsal sahiplenme
Yeni dönemde yalnızca devlet kurumlarının değil, toplumun da sürecin önemli bir aktörü haline gelmesi bekleniyor.
Daha önce daha kapalı ve kontrollü biçimde ilerleyen sürecin kamuoyuna açılmasıyla birlikte doğru iletişim stratejisi daha da önem kazanacak. Kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi, farklı aktörlerin yeni döneme hazırlanması ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi sürecin temel unsurları arasında yer alacak.


Medya, akademi, sivil toplum ve toplumun farklı kesimleri de yeni dönemin nasıl anlamlandırılacağını etkileyen aktörler olarak öne çıkacak.
Bu noktada temel ortak paydanın ise terörün sona ermesi ve şiddetsizliğin siyasetin ve günlük hayatın doğal zemini haline gelmesi olduğu belirtiliyor.


Üç kritik risk: Siyaset, bürokrasi ve dış müdahale
Terörsüz Türkiye'nin yeni aşamasında risklerin niteliği de değişiyor.


Silahlı şiddetin gerilemesiyle birlikte en önemli risk alanları; siyasi mutabakatın korunması, kararların sahada uygulanması ve dış kaynaklı bozucu etkilerin yönetilmesi olarak öne çıkıyor.


Siyasi alandaki en önemli risk, farklılıkların ortak stratejik hedefin önüne geçmesi olarak gösteriliyor. Farklı siyasi pozisyonların bulunmasının tek başına sorun olmadığı, asıl tehlikenin bu farklılıkların kısa vadeli siyasi hesaplarla sürecin uzun vadeli hedefini aşındırması olduğu değerlendiriliyor.


İkinci risk ise kararlarla uygulama arasında oluşabilecek mesafe. Kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği, alınan kararların sahaya gecikmeli veya farklı biçimlerde yansımasına yol açabilir.


Üçüncü risk alanı ise dış gelişmeler. Bölgesel belirsizlikler ve Türkiye'yi sınırlamaya veya dengelemeye yönelik dış aktörlerin girişimleri, içeride siyasi ve kurumsal uyumun zayıfladığı dönemlerde daha etkili hale gelebilir.
Türkiye Modeli'nin sınavı şimdi başlıyor


Gelinen aşama, Terörsüz Türkiye sürecinin özgün bir "Türkiye Modeli" olarak değerlendirilmesini de mümkün kılıyor.
Bu modelin temel farkı, dışarıdan aktarılan reçeteler veya üçüncü tarafların arabuluculuğu yerine Türkiye'nin kendi tarihsel tecrübesine, devlet kapasitesine ve toplumsal dinamiklerine dayanması.


Modelin temel unsurları ise güçlü devlet kapasitesi, demokratik meşruiyet, toplumsal sahiplenme ve kurumlar arası koordinasyonun aynı stratejik çerçevede buluşması olarak sıralanıyor.
Ancak asıl sınavın bundan sonra başlayacağı vurgulanıyor. Bölgesel krizlere, siyasi söylem farklılıklarına ve uygulamadaki olası aksaklıklara rağmen ortak istikametin korunması, sürecin geçici bir siyasi mutabakat olmaktan çıkarak kalıcı bir toplumsal ve kurumsal zemine oturmasını sağlayacak.


Hedef yalnızca terörün sona ermesi değil; terör ve şiddeti yeniden üreten zeminin ortadan kaldırılması, toplumsal güvenin güçlendirilmesi ve kalıcı bir düzenin kurulması.
Türkiye Modeli'nin başarısı da tam olarak bu noktada ölçülecek.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap