İLAÇ ALARMI!

Eylül ayından sonra daha yoğun bir ilaç krizi beklendiği iddia edildi.

İLAÇ  ALARMI!

FİLİZ YAŞA-DİYARBAKIR SÖZ

Diyarbakır Eczacılar Odası Başkanı Ahmet Turgay Yaşar, kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara erişimde yaşanan sıkıntının perde arkasını anlattı. Kur farkı ve hammadde tedarikindeki sorunlara dikkat çeken Yaşar, “Piyasada 10 bin ilaç ihtiyacı varsa firmalar 3 bin, 5 bin bandında getiriyor. Şubat ayındaki güncellemeden sonra, eylül ayından sonra daha yoğun bir kriz bekliyor bizi” dedi.

DİYARBAKIR(SÖZ)-Diyarbakır’da kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara erişimde yaşanan sorun devam ediyor. Günlük kullanılan ağrı kesici, mide ve soğuk algınlığı ilaçlarında ciddi bir sıkıntı yaşanmadığını belirten Diyarbakır Eczacılar Odası Başkanı Ahmet Turgay Yaşar, asıl problemin dışa bağımlı olunan ve özellikle kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda görüldüğünü söyledi.

Türkiye’de ilaç fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan kur ile gerçek Euro kuru arasındaki farkın firmaların ilaç tedarik kararlarını etkilediğini belirten Yaşar, sonbahar ayları için dikkat çeken bir uyarıda bulundu.

“10 BİN İHTİYAÇ VARSA 3 BİN İLAÇ GELİYOR”

Piyasada ilaç tamamen yok mu, yoksa ulaşmak mı zorlaşıyor?

İlaç tamamen yok değil ancak kısıtlı erişim imkanı var. Türkiye’de ilaç fiyat kararnamesi kapsamında yılda bir kez güncel Euro kuru üzerinden bir güncelleme yapılıyor. Bugün Euro kuru 56-57 lira seviyelerine gelmiş durumda. Ancak yurt dışından alınan ilaçlar Türkiye’ye getirildiğinde 29,11 Euro kuru üzerinden hesaplanarak piyasaya sunuluyor.

Bu durum bazı firmaların ilaçların tamamını Türkiye’ye getirme konusunda sıkıntı yaşamasına neden oluyor. Piyasada örneğin 10 bin tane ilaç ihtiyacı varsa bunun yerine 3 bin veya 5 bin bandında ilaç getiriliyor. Dolayısıyla erişim sıkıntısı ortaya çıkıyor.

İlaç piyasada tamamen bulunmaz hale gelirse firma açısından başka sorunlar ortaya çıkıyor. Örneğin ilaç Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme sisteminden çıkarılabilir. Firmalar da buna izin vermemek için belli miktarda ilacı piyasaya sunuyor. Ancak ihtiyaç ile arz arasında ciddi bir fark oluşabiliyor.

Peki önümüzdeki dönemde tablo daha da ağırlaşabilir mi?

Evet. Şubat ayındaki güncellemeden sonra, eylül ayından sonra daha yoğun bir kriz bekliyor bizi.

“İKİ TEMEL SORUN VAR: FİYAT VE HAMMADDE”

İlaç sıkıntısının tek nedeni kur farkı mı?

Hayır. İki temel sebep var. Birincisi fiyatla ilgili eksiklik, ikincisi ise hammadde tedariğinde yaşanan sorunlar.

Türkiye ilaç sanayinde önemli bir noktada ancak ilaç hammaddelerinde dışa bağımlıyız. Hammaddeleri ağırlıklı olarak Çin, Hindistan ve Kore gibi Uzak Doğu ülkelerinden getiriyoruz.

Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar nedeniyle deniz taşımacılığında rotalar değişiyor. Bu da hem maliyetleri hem de ulaşım süresini artırıyor. Hammadde fabrikaya geç ulaştığında üretim de aksıyor.

Fabrikanın elinde hammadde yoksa ilaç üretimi duruyor veya azalıyor. Üretim planlamaların altında kaldığında da vatandaşın ilaca ulaşması gecikiyor.

“OKULLARIN AÇILMASIYLA EKSİKLİK HAD SAFHAYA ÇIKABİLİR”

Eylül ayı neden özellikle kritik?

Eylül ayı okulların açıldığı, havaların soğumaya başladığı dönem. Bu dönemde bulaş riski artıyor. Şu anda reçete sayıları henüz ilk seviyelerde. Var olan kaynaklarla durumu idare etmeye çalışıyoruz.

Ancak kış sezonuyla birlikte özellikle çocukların birbirlerine hastalık bulaştırması ve bu hastalıkları evlerine taşıması nedeniyle sağlık ocakları ve hastanelerde normal kapasitenin üzerinde hasta bakıldığını görüyoruz.

Reçete sayılarının normalin üzerine çıkmasıyla birlikte mevcut ilaç eksikliği de had safhaya çıkabilir.

550 ECZACI TEK GRUPTA BULUŞTU

Diyarbakır’da ilaç bulamayan hastalar için nasıl bir çözüm üretiyorsunuz?

Eczanemize başvuran hastanın tedavisinin aksamaması için elimizden geleni yapıyoruz. Öncelikle kendi eczanemizde ilaç olup olmadığına bakıyoruz. Eğer elimizde yoksa üç ecza depomuz ve bir kooperatifimiz üzerinden Türkiye genelindeki şubeleri tarıyoruz.

İlaç başka bir yerde bulunursa yaklaşık 24 saatlik bir gecikmeyle Diyarbakır’a ulaştırmaya çalışıyoruz. Soğuk zincir gerektiren ilaçlarda ise uçak kargo kullanılıyor ve ilk uçakla hastaya ulaştırılması için çaba gösteriliyor.

Bunun yanında çok önemli bir dayanışma ağı oluşturduk. Diyarbakır’da yaklaşık 550 eczacının bulunduğu aktif bir WhatsApp grubumuz var.

“Bu ilaç kimde var?” diye soruyoruz. İlacın bulunduğu eczacı arkadaşımız “Bende var” dediğinde hastayı doğrudan o eczaneye yönlendiriyoruz. Böylece hastanın tedavisinin başlamasını sağlamaya çalışıyoruz.

“MUADİL İLAÇTAN KORKMAYIN”

İlaç bulunamadığında hastalar muadil ilaç konusunda endişe yaşayabiliyor. Bu endişe haklı mı?

Vatandaşlarımız muadil veya jenerik ilaçlardan kesinlikle korkmasın.

Jenerik ilaçlar yaklaşık 40 yıldır tüm dünyada kullanılan ilaçlardır. Hammadde açısından birebir aynı olan ilaçlardır. Farklı firmalar tarafından üretilmeleri nedeniyle zaman zaman “Bu ilaç bana etki etmiyor” şeklinde düşünceler oluşabiliyor. Bunun temelinde çoğu zaman psikolojik etkenler bulunuyor.

Vatandaş alıştığı ilacı tercih ediyor. Ancak tedavinin aksamaması açısından jenerik ilaçların devreye girmesi gerekiyor.

Türkiye’de ilaç sektörü Sağlık Bakanlığı tarafından hem fabrika hem de ürün bazında sıkı şekilde denetleniyor. Bu nedenle hastalarımızın hekim veya eczacılarının önerdiği muadil ve jenerik ilaçlara güvenmeleri önemli.

“TEDAVİ AKSAMAMALI”

Son olarak hastalara mesajınız nedir?

İlaç bulunamadığında vatandaşımızın paniğe kapılmasını istemiyoruz. Eczacılar olarak hastanın tedavisinin aksamaması için alternatif yolları araştırıyoruz.

Kendi eczanemizde yoksa depolara bakıyoruz, Türkiye genelinde tarama yapıyoruz, gerekirse meslektaşlarımızla iletişime geçiyoruz. Özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımızın ilaçlarını son güne bırakmadan hekim ve eczacılarıyla iletişim halinde olmaları önemli.

Burada temel amacımız hastanın tedavisinin kesintiye uğramaması ve şifaya ulaşması.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap