"Ne Olacak Bu Memleketin Hali" Dönemi Kapandı
Jön Türklerden bu yana gelenekselleşen "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusunun artık rafa kalktığını belirten Erkan, yeni neslin tamamen "Bizim durumumuz ne olacak?" sorusuna ve kendi geleceğine odaklandığını vurguladı.
Diyarbakır Türkiye Ortalamasından 8 Yaş Daha Genç
Prof. Dr. Rüstem Erkan'ın paylaştığı resmi veriler, Diyarbakır'ın Türkiye genelinden çok daha farklı bir demografik avantaja ve aynı zamanda büyük bir yapısal riske sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye genelinde medyan yaş 34.9 iken, Diyarbakır’da bu oran 26.7’ye kadar düşüyor. Yani şehir, Türkiye ortalamasından tam 8 yaş daha genç bir nüfusu barındırıyor. Sadece 18 ile 30 yaş arasında 420 bin gencin yaşadığı Diyarbakır, kelimenin tam anlamıyla dinamik bir genç şehir kimliği taşıyor. Bu devasa nüfusun iyi yönlendirilmesi halinde ekonomi, üretim ve tüketim için muazzam bir fırsat olduğunu belirten Erkan, doğru politikalar üretilmediği takdirde ise bu birikimin çok ciddi toplumsal sorunlara ve göç dalgalarına kaynaklık edebileceği uyarısında bulundu.
"Kolektif Narsisizm" Eleştirisi: Geçmişle Övünmek Yetmiyor
Konuşmasında bölgenin kadim tarihine yönelik özeleştirilerde de bulunan Prof. Dr. Erkan, Mezopotamya’nın 12 bin yıllık geçmişiyle, Çayönü ve Göbeklitepe gibi ilk yerleşim yerlerinin bereketiyle sürekli övünme eğiliminde olunduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Nebi Sümer’in kavramsallaştırdığı "kolektif narsisizm" ifadesine atıfta bulunan Erkan, bu büyük medeniyet geçmişine rağmen günümüzde bu toprakların şiddet ve kriz sarmalından kurtulamadıgı gerçeğiyle yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti. Erkan, geçmişin mirasına sığınmak yerine, Mezopotamya’nın ve Dicle’nin çocuklarının doğdukları yerde hayat kurup geleceğe güvenle bakabilecekleri somut politikaların hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.
Aşiret ve Cemaat Bağları Gevşiyor, Bireyselleşme Yükseliyor
Araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri ise Diyarbakır gençliğinin sosyolojik profil olarak Tekirdağ veya Trabzon’daki akranlarıyla neredeyse tamamen aynı refleksleri göstermeye başlaması oldu. Yeni nesil gençlerde bireyselleşme eğilimi hızla yükselirken, bu durum bencillikten ziyade aşiret, cemaat ya da geleneksel topluluk baskılarından bağımsız olarak kendi kararlarını alabilme özgürlüğü olarak öne çıkıyor. Eski kuşakların aksine, yeni nesilde mezhepsel ya da etnik ötekileştirme eğilimleri tamamen yok olmuş durumda. Gençler kendi kimliklerine sahip çıkarken, kendilerinden farklı olanı dışlamıyor. Hem aile içinde hem de toplumsal alanda otoriter ilişkilerden uzak duran bu kuşakta, inanç özgürlüğü savunuculuğuyla birlikte laik sistem taraftarlığı da belirgin şekilde yükseliyor. Siyasal bilincin oluşmasında ise artık aile ya da aşiret aidiyetleri değil, tamamen bağımsız bireysel tercihler rol oynuyor.
Eğitimde Sessiz Devrim: Rol Modeller Tersine Döndü
Bölgede eğitim alanında sessiz bir devrim yaşandığını kendi fakültesinden verdiği örnekle somutlaştıran Erkan, 1996 yılında Sosyoloji bölümüne ilk öğrencileri aldıklarında 30 kişilik sınıfta sadece 3 kız öğrenci bulunduğunu, bugün ise sınıflarda erkek öğrenci gördüklerinde şaşıracak noktaya geldiklerini aktardı. Kız çocuklarının okullaşması ve ailelerin kaynaklarını kız çocuklarının eğitimine aktarması konusundaki geleneksel engellerin büyük ölçüde aşıldığını belirten Erkan, bu olumlu tablonun madalyonun diğer yüzünde çok ciddi bir eğitimli işsizlik krizini de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.
Gençliğin En Büyük Çıkmazı: Derin Gelecek Kaygısı
Yapılan SWOT analizlerinin en zayıf ve tehlikeli halkasını ise gençlik arasındaki derin gelecek kaygısı oluşturuyor. Gençlerin hem Türkiye’nin hem şehrin hem de doğrudan kendi kişisel yaşamlarının geleceğine dair umutları ve inançları oldukça zayıf seyrediyor. Ortaokul yıllarından üniversite mezuniyetine kadar tüm hayatı sınav kaygısıyla şekillenen gençlik; iş bulma, evlenme ve güvenli bir yaşam kurma noktasında büyük bir güvensizlik duvarına çarpıyor.
Prof. Dr. Rüstem Erkan’ın çarpıcı sunumuyla başlayan sempozyum, toplumsal dönüşüme açık, ötekileştirmeyen ve okuyan bir gençliğin varlığını ortaya koyarken; bölgedeki ve Türkiye'deki diğer sosyolojik kırılımların tartışıldığı sonraki oturumlarla devam etti.
Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar