DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk, üniversite yönetimi ile SANKO Holding bünyesindeki PETAR A.Ş. arasında imzalandığı iddia edilen "petrol arama ve kampüs içerisinde sondaj kuyuları açılması" sözleşmesini Meclis'e taşıdı.
Ortadaki mesele yalnızca bir enerji yatırımı değil... Aynı zamanda üniversitelerin nasıl yönetildiği, hangi önceliklerle hareket ettiği ve kamu kaynaklarının nasıl değerlendirildiği sorusunu da beraberinde getiriyor.
***
İddialara göre Sur ilçesine bağlı Yiğitçavuş Mahallesi sınırlarında bulunan kampüs arazisinde yapılan sismik çalışmalar sonucunda petrol rezervine rastlandı. Bunun ardından Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat ile şirket arasında bir sözleşme imzalandığı öne sürülüyor.
İddia doğruysa, asıl tartışma bundan sonra başlıyor. Çünkü sözleşmenin, kampüs arazisinin 10 yıllığına kiralanmasını öngördüğü ve elde edilecek gelirden yüzde 25'in Devlet'e, üniversiteye ise yalnızca yüzde 3'lük bir pay bırakıldığı konuşuluyor.
***
İşte tam da burada insanın aklına şu atasözü geliyor. "Dağdan gelip bağdakini kovmak." Koskoca üniversite arazisi, doğal yaşam alanı ve kamusal bir değer söz konusu iken; üniversiteye düşen payın yüzde 3 olması ister istemez "Bu işte bir terslik yok mu?" sorusunu gündeme getiriyor.
Üstelik mesele yalnızca ekonomik boyuttan ibaret değil. Üniversite yerleşkesinin sanayi faaliyetlerine açılması; çevresel, akademik ve toplumsal açıdan ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
***
Nitekim Milletvekili Çelenk'in yönelttiği sorular oldukça kritik. Projeye hangi kurumlar izin verdi? ÇED raporu hazırlandı mı? Bağımsız bilimsel analizler yapıldı mı? Öğrenciler, akademisyenler ve kamuoyu süreçten haberdar edildi mi? Şimdilik bu soruların hiçbirine kamuoyunu tatmin edecek net cevaplar verilmiş değil.
***
Bir başka tartışma konusu ise sözleşme yapılan şirketin petrol arama ve sondaj alanındaki tecrübesi... Kulislerde konuşulanlara göre firmanın ilerleyen süreçte işi bölgede faaliyet gösteren başka bir taşeron şirkete devredeceği iddia ediliyor. Elbette bunlar şimdilik iddia.. Ama unutulmamalıdır ki; "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz." Ve zaman, her tartışmanın en iyi hakemidir.
***
Aslında bu gelişme, üniversitenin son yıllarda gündeme gelen diğer tartışmalarını da yeniden hatırlattı. Kampüs arazilerinin imara açılması... Yeşil alanların yapılaşmaya tahsis edilmesi... Şeffaflığı sorgulanan ihale süreçleri... Bugün petrol sondajı... Dün başka bir uygulama... Yarın ne olacağı ise meçhul.
***
Lakin bir kez kapı aralanınca, ardından gelenlerin sonu gelmez. Nitekim atalar boşuna dememiş.."Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at." Küçük görülen kararlar, büyük sonuçlar doğurur.
***
Uzmanlar üniversite kampüslerinin yalnızca eğitim verilen alanlar olmadığını vurguluyor. Bu alanlar aynı zamanda ekolojik dengeyi koruyan, kamusal yaşamı besleyen ve gelecek nesillere emanet edilen ortak değerlerdir. Dolayısıyla ağır sanayi faaliyetlerinin bu alanlara taşınması son derece hassas değerlendirilmesi gereken bir konudur.
***
Su kaynaklarına etkisi ne olacak? Yeşil doku nasıl korunacak? Gürültü, çevre ve insan sağlığı açısından hangi tedbirler alınacak? Bu soruların cevapları henüz net değil. Ama görünen o ki tartışma daha yeni başlıyor.
***
Asıl mesele petrol değil... Asıl mesele üniversitenin kimliği. Çünkü üniversiteler gelir kapısı değil; bilim kapısıdır. Eğer bir üniversite, doğasını, kamusal niteliğini ve geleceğini yüzde 3'lük bir pay uğruna riske atıyorsa, orada eğitimden çok işletmecilik anlayışının öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Hatta bazıları buna daha ağır bir isim koyuyor; rant düzeni.
***
Bugün Dicle Üniversitesi'nde yaşanan tartışma, aslında Türkiye'deki yükseköğretimin geldiği kritik eşiğin de göstergesidir. Ya üniversiteler bilim üreten kurumlar olarak kalacak... Ya da ticari projelerin ve rant hesaplarının bir parçası hâline gelecek. Ortası giderek daralıyor. Ve bu sorunun cevabı yalnızca yöneticileri değil, hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü üniversiteler rotasını kaybederse, ülkenin geleceği pusulasını kaybeder.
***
Önümüzdeki günlerde üniversite yönetiminden ve ilgili bakanlıklardan gelecek açıklamalar bu tartışmanın yönünü belirleyecek. Ancak bugün itibarıyla cevap bekleyen çok sayıda soru var. Ve o soruların en büyüğü şu: Koca bir üniversitenin geleceği, doğası ve kimliği yüzde 3'lük bir paya teslim edilebilir mi? Takdir kent ahalisi, YÖK ile Hükümettin, tabi ki muhalefetin de!..
***
GÜNÜN SÖZÜ:
Üniversiteler kâr hesaplarının değil, aklın ve bilimin merkezidir.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar