Dicle Üniversitesi (DÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emin Erkan, tüketicilerin genetiği değiştirilmiş mısır ve soyadan üretilen ürünler ile mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdaları tükettiğini bildirdi.
Doç. Dr. Erkan, yaptığı yazılı açıklamada, dünya nüfusunun artmasıyla açlığın da yaygınlaşmaya başladığını, gelecekte açlığın yaygınlaşmaması yönünde çalışmaların ağırlık kazanacağını belirtti.
EN BÜYÜK UĞRAŞ
Hızla artan nüfusa yetecek gıda maddelerini sağlamak için farklı kaynak ve tekniklerin kullanımına gerek duyulacağını, bu amaçla modern biyoteknolojik yöntemlerden yaralanılmaya çalışıldığını ifade eden Erkan, son dönemlerde sıkça gündeme gelen ve çeşitli tartışmalara konu olan Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) modern biyoteknolojik yöntemlerden yararlanılarak elde edilen ürünler olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Erkan, 1980'li yılların başında laboratuvar düzeyinde başlatılan çalışmaların geliştirilerek 1990'lı yılların ortalarında ilk genetiği değiştirilmiş gıdanın pazara sunulduğunu belirterek, şunları ifade etti:
''Bu gıdalara karşı ilk çalışmalar ABD'de başladı. 1990'lı yılların ikinci yarısında genetiği değiştirilmiş gıdalara yönelik özellikle Avrupa ülkelerinde çeşitli şüpheler oluştu. Dolayısıyla da tüketicilerin bu tür gıdalara karşı güveni azaldı. Günümüzde ise bu araştırmalar oldukça ileri düzeye çıktı. Bu teknik günümüzde daha çok bitkisel gıda üretiminde kullanılıyor. Bu ürünlerin başında mısır, patates, soya fasulyesi, domates, buğday, pirinç gibi gıdalar geliyor. Pizza, cips, kurabiye, dondurma, salata sosu, glikoz ve kabartma tozu dahil olmak üzere ABD'de süpermarket raflarındaki işlenmiş gıdaların yüzde 60'ından fazlası, genetiği değiştirilmiş organizmalar içeriyor.''
''DENETİM YETERSİZ''
Türkiye'de 1990 yılından bu yana patates, mısır ve pamuk gibi ürün çeşitleriyle ilgili deneme amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş bitkiler üretildiğini bildiren Erkan, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş ürünleri ithal de ettiğini belirtti.
Genetiği değiştirilmiş ürünlerin denetiminin eksik olduğunu ifade eden Erkan, şunları kaydetti:
''Tüketiciler genetiği değiştirilmiş mısır ve soyadan üretilen ürünler ile mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdaları tüketiyor. Bunlar yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar ile bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, mama, şeker, çikolata, gofret, hazır çorbalar olabiliyor. Ancak genetiği değiştirilmiş ürünlerin denetimi yetersiz. Bu nedenle gelecekte az gelişmiş ülkelerin tarım ekonomileri, teknolojiyi elinde bulunduran gelişmiş ülkeler tarafından yönlendirilebilir. Genetiği değiştirilmiş ürünlere gözü kapalı karşı çıkmak veya destek vermek yerine riskleri azaltacak ve kontrolü artıracak tedbirler alınması gerekir.''
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar