DEMOKRASİMİZ SINAV VERİYOR

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Beysel, Türk demokrasisinin tarihinde ilk kez çok zorlu bir sınavdan geçtiğini söyledi.

DEMOKRASİMİZ SINAV VERİYOR

Atatürk Kültür Merkezi'ndeki toplantıya ev sahipliği yapan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Beysel ürkiye'nin önemli bir değişim sürecine girdiğini ve herkesi rahatsız eden olaylara bakıp ümitsizliğe kapılmamak gerektiğini ifade etti.

''Tarihimizde demokrasimiz belki de ilk kez bu denli zorlu bir imtihandan geçiyor. Tüm gelişmiş demokrasiler, benzer imtihanlardan geçmiştir. Başaranların, rotalarını çağdaşlaşma istikametinde değiştirebilenlerin demokrasiyi sarsılmaz bir şekilde içselleştirdiklerini unutmayalım'' diyen Beysel, yapılması gereken değişimin öncelikle AB uyum çerçevesinde gerçekleştirmeye başlanan sosyal, ekonomik ve hukuki reformlara sahip çıkmak, gerçek hayata uygulayabilmek, bu reformları geliştirmek olduğunu söyledi.

Anayasayı, demokrasi açısından gelişmiş ülkelerin anayasaları seviyesine getirmek gerektiğini kaydeden Beysel, Türkiye'nin birçok temel alanda değişmeye muhtaç olduğunu, ancak statükocu ve korumacı bir tavırla değişimin uzun yıllar geciktirildiğini ve dolayısıyla değişim sürecinin çok sancılı geçmesinin doğal olduğunu vurgulayan Beysel, gecikmenin neden olduğu birikim sonucu toplumun bugün bir kamplaşma içine itilmiş olduğunu savundu.

Beysel, istihdam sorununun çözümü için öncelikle istihdam üzerindeki yükün azaltılması ve aktif iş gücü programlarının etkinleştirilmesi gerektiğini kaydederek, yıllardır bir türlü arzu edilen seviyelerde üretime geçemeyen ''serbest bölgeler''in çalışması için yapılacak bazı düzenlemeler kriz döneminde ülkeye katma değer yaratabileceğini bildirdi.

''İYİMSER OLMAK İÇİN DE NEDENLER VAR''

Krizde iyimser olmak için bazı nedenler olduğunu da belirten Celal Beysel, iyimserlik yaratan olumlu gelişmeleri şöyle sıraladı:

''İyimser olmak için de nedenler var. Faizler ve enflasyon tarihte görülmemiş ölçüde düşük seviyelere indi. Kurlar ihracatı destekleyecek bir tablo arz ediyor. Bölge ülkeleriyle ticari ilişkiler artıyor. Enerji ve ulaştırma fiyatlarının geriliyor olması, dış ticaret dengemizi olumlu etkiliyor. Kriz sürecinde doğru pazarlara ve doğru sektörlere odaklanan ve yeniden yapılanmasını tamamlayabilen şirketlerin kriz bitiminde ciddi avantajlar yakalayacağını söylemek bir kehanet olmaz. Küresel ekonomiden gelen haberlerin artık hepsi olumsuz da değil. Özellikle borsalardan son haftalarda olumlu haberler geliyor. Başta Çin ve Kore olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde de üretim artışları olduğu bir gerçek.

Krize yönelik olarak toplanan G-20 zirvesinde krizle etkin mücadele edilebilmesi için uluslararası kurumların kaynaklarının 1,1 trilyon dolar güçlendirilmesi kararı çıktı. Bunlar da resmin olumlu kısımları.''

Beysel, artık ileriye bakma zamanı olduğunu ve çözülmesi gereken birbirinden önemli ve kamplaşmalara hiç tahammülü olmayan sorunlar olduğunu belirterek, Azerbaycan'ı rencide etmeden Ermenistan sınırının açılması, Kıbrıs ve Kürt sorunlarının çözülmesi, demokrasinin AB seviyesine çekilmesi gerektiğini söyledi.

SAPLA-SAMANI KARIŞTIRMAYIN

Ergenekon sürecinde, sapla samanı karıştırmadan ve vicdanları zedelemeden ama doğruyu bulma hedefini de kaçırmadan sonuçlandırılması gerekliliğini vurgulayan Beysel, şöyle dedi:

''Doğru bilgiyle yanlış bilgiyi, iyi niyetle kötü niyeti nasıl birbirinden ayıracağız? Bir gerçeği hep birlikte görmeliyiz. Çektiğimiz sıkıntıların müsebbibi, pasif, vurdumduymaz, problemlere sağır bir toplum olup katılımcı demokrasiyi öğrenememiş olmamızdır. Şimdi tüm toplumsal olayları yakından izlememiz ve katılımcı olmamız gerekiyor. Tüm yapılan işlemlerde şeffaflık ve açıklık talep ettiğimizi, konu ne olursa olsun demokrasi ve insan haklarından en küçük bir taviz bile vermeyeceğimizi hükümete ve tüm yöneticilere bıkmadan ve usanmadan tekrarlamamız gerekiyor. Demokrasinin, laiklik, çağdaşlık gibi ana prensiplerden sapmadan, ülke bütünlüğünü bozmadan, ancak karşıt düşüncelerin haklarına saygı göstererek, ortak akıl ve çözümler üreterek yaşayabileceğini anlamamız gerekiyor. Türkiye'yi yönetenler, bu girift sorunları sivil toplumun tarafsız kalmayı becerebilen kesimine kulak vererek ortak aklı üretmesiyle akılcı bir şekilde çözebilirler. Aksi takdirde yine geri kalmışlığa, demokrasi fukaralığına mahkum olacağımız ve zengin ülkelerin himmetine muhtaç olmaya devam edeceğimiz açıktır.''

İŞSİZLİK SORUNU

''Küreselleşmenin getirdiği entegrasyon nedeniyle ekonomik açıdan toparlanmamız dünya ekonomisindeki toparlanmaya bağlı olacak'' diyen Beysel, tablonun ilk bakışta iç karartıcı olduğunu ve krizin OECD ülkelerinde 25 milyon kişinin işsiz kalmasına yol açacağından bahsedildiğini belirtti.

Türkiye'de geçen hafta açıklanan işsizlik rakamlarına göre işsiz sayışı geçen seneki rakamlara göre bir milyon artarak, 3 milyon 650 bin kişiye ulaştığını ve yeniden büyümeye geçildiğinde bile işsizlik sorununun devam edeceğinin görüldüğüne dikkati çeken Beysel, şöyle dedi:

''Bütçe açığının bu sene yüzde 5'e yaklaşacak olması, kriz karşısında ödeyeceğimiz ayrı bir bedel. Bozulan mali denge, kamunun yurt içi piyasalardan daha fazla borçlanması anlamına gelecek. Kamu yatırımlarının ve harcamalarının hızla artmasına rağmen, ekonomi yüzde 6,2 daraldı. Koşullarda kayda değer bir gelişmenin olmaması durumunda 2010 ve 2011 yıllarına da Türkiye ekonomisinin büyüme hızı çok düşük çıkacak. Kriz nedeniyle üretim ve ticaretin hızla daraldığı, kredi stokunun düştüğü bir ortamda, özel sektörü daha ciddi bir sıkıntı içine sokmaması için ilan edilen kredi garanti fonundaki iyileştirmelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekecek.''

Toplantıya, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Mardin Valisi Hasan Duruer, DOGUNSiFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, Mardin Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Sayın Nasır Duyan da katıldı.

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap