Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı Kuştepe köyünde bir ihbar üzerine yapılan kazılarda ele geçirilen kemiklerin hayvan kemiği olduğu yönünde Adli Tıp Kurumu'nun yapmış olduğu açıklama, aynı kurumun daha önce verdiği şüpheli ve taraflı raporları akıllara getirdi. Adli Tıp Kurumu'nun yıllardır verdiği raporların çoğu, devleti, hükümeti yada nüfuzlu kişileri aklar, muhalifleri, hatta çocukları bile suçlar yönünde oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili ve Susurluk ile Ergenekon sanığı İbrahim Şahin'e verilen "hafıza kaybı" raporu, Diyarbakır'da 23'er yılla yargılanan 6 çocuk hakkında jet hızıyla verilen raporlar, bu kurumun güvenirliliğini tartışılır hale getirdi.
HAYVAN KEMİKLERİ Mİ?
ANF'nin haberine göre, Cizre ilçesine bağlı Korucubaşı ve eski Belediye Başkanı Kamil Atak'ın kontrolünde olan Kuştepe köyünde yapılan kazılarda elde edilen 20 adet kemiğin ortaya çıkması ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan bu kemiklerin insana değil, hayvanlara ait olduğunu açıklaması, Adli Tıp Kurumu'nun daha önce verdiği hatalı raporları gündeme getirdi.
ADLİ TIP RAPORU
Kuştepe'de çıkan kemiklerin "hayvanlara ait olduğu" yönünde yapılan açıklama, hem Adli Tıp Kurumu'nun güvenirliliğini hem de 29 Mart yerel seçimlerinden önce yine Şırnak'ta 9 Mart ve 12 Mart tarihlerinde Botaş Jandarma Karakolu arazisi ve Sinan Lokantası'nda yapılan kazıların, AKP'nin yerel seçim öncesi yapmış olduğu yatırım olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun Kuştepe ile ilgili açıklaması ile Şırnak Botaş, Cizre Sinan Lokantası ve Diyarbakır kazılarıyla ilgili vereceği raporlar neticesinde şu an cezaevinde olan Jitem komutanlarından Albay Cemal Temizöz, Korucubaşı Kamil Atak, oğlu Temel Atak, Jitem tetikçileri Abdülhakim Güven, Adem Yakın ve Hıdır Altuğ'un tahliye edilmelerini gündeme getirdi.
DİYARBAKIR'DAKİ GÖSTERİ
Adli Tıp Kurumu'nun verdiği ve tartışılır raporlar raporlardan bazıları şunlar: Başbakan Tayyip Erdoğan 20 Ekim 2008 tarihinde Diyarbakır'a yapmış olduğu gezi sırasında düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan yaşları 13 ile 14 arasında değişen 6 çocuk hakkında "Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işledikleri", "Örgütün propagandasını yaptıkları" ve "Yasadışı gösteriye katıldıkları" iddialarıyla 23'er yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nun aynı gün vermiş olduğu raporlarda, çocuklara uzaktan bakılarak "akılları başında olduğu" ve "eylemin hukuki anlam ve sonucunun bilincinde olduğu" kaydedilerek yargılanmaları sağlandı.
Gösterilerden sonra tutuklanan Ş.B., E.B., V.D., Ö.S., M.A. ve S.A.`nın yaşları 13 ve 14 olduğundan, yasa gereği Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerekiyordu. Yaptıkları eylemlerin anlam ve sonucunun bilincinde değillerse haklarında dava açılamayacaktı. Bu nedenle çocuklar 6 Kasım`da, topluca Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na çıkarıldı. Adli Tıp Uzmanı Ersin Baysal, hepsine toplu halde bakıp, 1 günde raporunu yazdı: "Yaptıkları eylemin hukuki anlam ve sonuçlarının bilinci içindeler".Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar