DİYARBAKIR- Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde 45 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamın ardından koruculuk sistemi yeniden tartışmaya açılırken, Diyarbakır'daki Sivil Toplum Kuruluş temsilcileri, Mardin'deki vahşeti ve koruculuk sistemini değerlendirdiler. Daha önce de adları çeşitli suçlara karışan ve sicili parlak olmayan geçici köy korucularının kaldırılması istenirken, Sivil toplum kuruluşlarının zaman zaman raporlarında hukuksuz faaliyetlerine dikkat çektiği köy koruculuğu, halkı nezdinde de güvenilir olmadığı belirtildi. Köylerin boşaltılmasına, köylünün malına el koyulmasına ve geri dönüşlerin engellenmesine yol açan köy koruculuğunun, yozlaşmış bir kurum olduğu resmi kurumlarca da zaman zaman itiraf ediliyordu.
OLAYLARIN TEMELİNDE KÜRT SORUNU YATIYOR
Diyarbakır Baro Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar ise, geçici ve gönüllü binlerce köy korucusunun bulunduğundan ve bunların denetimsiz bir şekilde serbest bırakıldığından yakındı. Koruculuğun kaldırılmasına yönelik daha önceleri çağrılarda bulunduklarını ve bu amaçla 1998'de bir rapor hazırladıklarını hatırlattı.
SORUNUN KAYNAĞINA İNİLSİN
Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge Köyü'ndeki vahşet gibi birçok sorunun kaynağına inilmesi gerektiğini belirten Aktar, bu gibi sorunların temelinde Kürt sorununun yattığına ve bu sorun çözülmediği sürece buna benzer olayların yaşanmaya devam edebileceğine dikkat çekti. Aktar, Kürt sorununun çözümüne yönelik atılacak adımlarla beraber köy koruculuğunun da tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederken, Koruculuğun ortadan kaldırılmasının sorunlar yaratabileceğini, bunun önüne geçmek için silahları kendilerinden alınacak korucuların başka kurumlarda istihdam edilmelerinin önemi üzerinde durdu.
DEVLETİN DESTEĞİYLE SUÇ İŞLENİYOR
Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Av. Selahaddin Çoban da, Bilge Köyü'ndeki olayın korkunç bir katliam olduğunu, bunu kimin gerçekleştirdiğini söylemenin henüz erken olduğunu, katliamı kimin ve neden gerçekleştirdiğini araştırmak üzere 10 kişilik bir heyetle köye gitmeye karar verdiklerini söyledi.
Kimler tarafından yapılırsa yapılsın bu katliamın kabul edilebilir bir tarafının olmadığını ifade eden Çoban, olaya korucuların karıştıklarına dair emarelerin bulunduğunu, bu durumun koruculuk sisteminin yanlışlığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, "Devletin gücünü arkasına alan insanlar bu türden olaylara karışıyor. Eğitimsiz insanlara silah vermek ve onlara devlet desteği sunmanın sonu budur. Bu durum, husumet ve düşmanlığı körükler. Kardeşi kardeşe kırdırıyor. Geçici denen ancak sürekli hale getirilen "geçici köy koruculuğu"nun yanlışlığını defalarca rapor ve basın açıklamalarıyla vurguladık. Ve devlet desteğiyle-devlet silahıyla yapılan bu yanlışların önüne geçmek için koruculuk sisteminin derhal kaldırılması gerekir" şeklinde konuştu.
DEVLET, KİRLİ İŞLER İÇİN KORUCULARI ELDE TUTUYOR
Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz da, koruculuğun; kan davaları, siyasi kamplaşmalar ve aşiretler arası rekabet gibi hassas dengeleri olan bölgenin dengesini bozduğunu belirterek, "Koruculuk, rakip aşiretleri, korucu aşiretlere karşı PKK ile işbirliğine zorluyor. Korucular, JİTEM ile işbirliği içinde birçok suça karıştı, katliamlara imza attı, köylüleri zorla göç ettirip mallarına el koydu ve fakat çatışma ortamının kargaşası içinde bunların görmezden gelindi" dedi.
Kimi köylülerin, devletin baskısıyla korucu olmayı kabul ettikleri için PKK'nin, kimi köylülerin de korucu olmayı reddettikleri için devletin hedefi haline geldiğini anlatan Yılmaz, yaşananların devletin bilgisi dışında olmadığını ancak devletin kirli işler için bu grubu elinde tuttuğunu söyledi.
KORUCULUK NE ZAMAN ÇIKTI
Kökeni 1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'na dayanan ve Turgut Özal hükümeti tarafından 26 Mart 1985 tarih ve 3175 sayılı yasa ile tesis edilerek 1986 yılında faaliyete geçirildi. 442 sayılı kanunu 68'inci maddesinde "köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulur" hükmü yer almasına rağmen Geçici Köy Korucuları, köy sınırları dışında operasyonlara çıkmaları bir yana bir de sınır dışı operasyonlara götürülüyor.
KORUCULUK TAM BİR SUÇ MAKİNESİ
İzmir milletvekili Türkan Miçooğulları'nın soru önergesine Abdulkadir Aksunun verdiği 14. 6. 2005 tarihli cevap koruculuğun tam bir suç makinesi olduğunu ortaya koyuyor: "Geçici Köy Koruculuğu sisteminin uygulanmaya başladığı 26.03.1985 tarihinden 2005 yılına kadar, terör suçlarıyla ilgili 2384 Geçici Köy Korucusu (GKK), mala karşı işlenen suçlarla ilgili 934 GKK, şahsa karşı işlenen suçlarla ilgili 1234 GKK ve kaçakçılık suçlarıyla ilgili 420 GKK olmak üzere, toplam 4972 GKK suç işlemiştir. Bunlardan bugüne kadar 853 GKK tutuklanmıştır"
GGK RAPORLARDA ELEŞTİRİLMİŞTİ
Diyarbakır barosunun 1998 yılında GGK'liğin kaldırılmasına yönelik hazırladığı raporda, şöyle denildi: "Korucular, yaygın bir biçimde kız ve kadın kaçırma, ırza geçme, adam öldürme, gasp, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlarına katılmışlardır. GKK, sistemi ile eski ihtilaflar yeniden canlanmış, köy korucuları husumetleri bulunana şahısları ihbar etmek suretiyle gözaltına alınmalarını, tutuklanmalarını ve hata düzmece delillerle yargılanarak cezalandırmalarını sağlamakta, boşaltılan ve yakılan köylerin arazilerine el koymakta ve zorla tasarruf etmekte, bir kısmı güvenlik güçleri mensupları ile birlikte çeteler oluşturarak uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, adam kaçırma ve öldürme eylemleri gerçekleştirdikleri TBMM Araştırma Komisyonu raporları, Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporu ve mahkemelere yansıyan idianamelerle saplanmıştır"
KORUCULUK ZIRHINA BÜRÜNMÜŞ SUÇ ŞEBEKELERİ
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi 2005 yılında yayınladığı bir raporda ise, koruculuğu "koruculuk zırhına bürünmüş suç şebekeleri" olarak nitelendirdi. Raporun bir bölümünde şu görüşlere yer verildi: "Köylüler arası güç dengesini bozan koruculuk sistemi Kürdü Kürde kırdırma mekanizması olarak işletilmiş, koruculuk zırhına bürünmüş suç şebekeleri yaratmıştır. Köylüler üzerinde baskılar kuran, adam öldüren, kadın kaçıran, düşman gördüğünü PKK'li yaftası vurup ortadan kaldıran, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, taciz, tecavüz, soygun, haraç alma ve sair suçlar işleyen, zaten devletten potansiyel suçlu muamelesi gören köylülerin müşteki olmaya bile korktukları, denetlenmeyen devasa bir suç makinesi olmuştur koruculuk. Bir başka suç makinesi JİTEM'e destek olan ve ondan destek alan koruculuk, savaş ortamının hukuksuzluğu içerisinde her türlü kötülüğün ve zulmün başı olmuştur"
Kaynak: Diyarbakır Söz


Yorumlar