EVLATLIK İSTİYORLAR

Mardin'deki katliamda anne ve babasını kaybeden 48 çocuğu evlat edinmek için yurt içi ve dışından çok sayıda aile başvurdu. Ancak çocukların akrabalarının karşı çıktığı bildirildi.

EVLATLIK İSTİYORLAR

Mardin'deki katliamda anne ve babasını kaybeden 48 çocuğu evlat edinmek için yurt içi ve dışından çok sayıda aile başvurdu. Ancak çocukların akbaraları karşı çıktığı gibi bölgenin örf ve adetlerine göre de çocukları evlat edinebilmek için aile bireylerinin izinleri gerekli. Saldırı sonrasında mağdur olan vatandaşlara yönelik yoğun çalışma başlattıklarını, çalışmaya Diyarbakır ve Şanlıurfa'daki sosyal hizmet uzmanlarının da katıldığını ifade eden Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fevzi Hamidi, her ekipte yaklaşık 10 kişi bulunduğunu, çalışmalara sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiğini kaydetti.

Hem annesi hem babası öldürülen 0-12 yaş 15 çocuk, 13-18 yaş 16 çocuk, annesini yitiren 10 çocuk, babasını kaybeden 7 çocuk olmak üzere toplam 48 çocuk belirlediklerini ifade eden Hamidi, bu çocukları sahiplenmek için çok sayıda kişinin kendilerine başvurduğunu söyledi.

"VERMEK İSTEMİYOR"

Çocukları evlat edinmek için yurt dışından bile başvuranlar olduğunu kaydeden Hamidi, şöyle konuştu: "Silahlı saldırıda anne ve babalarını kaybeden 48 çocuğu evlat edinmek için yurt içi ve dışından çok sayıda insan başvurdu. Şu anda yoğun başvuru var. Türk insanı çok iyi niyetli, bu çocukları bağırlarına basmak istiyorlar. Akrabalar, çocukları evlatlık olarak vermek istemiyorlar, çocuklar da akrabalarında kalmak istiyor. Bu nedenle çocukları bulundukları yerde rehabilite ediyoruz. Devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz." Köyden ayrılan ailelerin çocuklarına da gittikleri yerde destek verileceğini ifade eden Hamidi, "Adresleri gizli kalmak şartıyla onları da takip edeceğiz. Sosyal destek vereceğiz. Çocuklar bir şekilde farklı şeylerle oyalanıyor ancak büyükler çok zor durumda. Acı, günlerce, aylarca hatta yıllarca sürer" dedi.

REHABİLİTE ÇALIŞMASI SÜRÜYOR

Çocuklara yönelik Valilik tarafından kurulan çadırda rehabilite çalışması uzmanlar eşliğinde devam ediyor. Kimi çocuklar uzmanlarla oyun oynarken, kimisi oyuncaklarla oynamayı, kimisi de resim yapmayı tercih ediyor. Uzmanlar eşliğinde yapılan yoğun bir çalışma sonucunda çocukların yüzü gülmeye başlarken, çocuklar yaşadıkları acı olaydan uzlaşmaya çalışıyor. Psikologlar Derneği temsilcisi ve ekip lideri Nedret Öztan, yaptığı açıklamada, köyde büyük ve beklenmedik bir olayın yaşandığını ve bunun farklı bir olay olduğunu söyledi.

PSİKOLOJİK İLK YARDIM

Olayın şanssızlık olduğunu ifade eden Öztan, şöyle dedi: ''Bizim çalışmamızı kolaylaştıran şey ise küçük ve belli bir yerde olan bir grup. Bu da bizim işimizi kolaylaştırdı. Şu anda yaptığımız şey bir travma tedavisi değil. İlk aşamada uyguladığımız psikolojik ilk yardımdır. Burada anormal olan, çocukların ve yetişkinlerin tepkileri değil, burada anormal olan olayın kendisidir. Biz, anormal tepkilerin zaman içinde yavaş yavaş düzeleceğini ümit ediyoruz. Ama çevrenin koşulları, çocuğun ve ailenin durumu bunu biraz etkileyebilir. Bizim yaptığımız, onların ruh sağlığını dokunmadan mümkün olduğunca bu dönemi destekle geçirmelerini sağlamak istiyoruz. İlk müdahalemiz budur. Bu çalışmamız yaklaşık 1 ay sürecek. Ama daha sonra geçiş dönemi dediğimiz bir dönemi planlıyoruz. Çadırı kapattığımız zaman bu çocuklar ve yetişkinlerle olacakları yerde çalışma yürüteceğiz."

ÇOCUKLAR İYİ VE MUTLU

''Çocukların içlerindeki öfke ve şiddeti ifade etmelerini sağlayıp, şimdiden bir şekilde olayı çözümlemelerini istiyoruz'' diyen Öztan, çocuklarda iz kalırsa ileride bunun kötü sonuçlara yol açabileceğini kaydetti. Çadırda çocuklarla oyun oynadıklarını, oyunun hem öğrenme hem de baş etme yöntemi olduğunu vurgulayan psikolog Nedret Öztan, yoruma dayanmayan resim çalışması yaptıklarını, resmin kendini dışa vurma yöntemi olduğunu belirtti.

TOPLUMUN BİRER PARÇASI

Çalışmalarının sadece çadırın içerisiyle sınırlı olmadığını bildiren Öztan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Çadırın dışında da çocuklarla oyun oynuyoruz. Amacımız çocuğa toplumun bir parçası olduğunu hissettirmek. Çadırda yaklaşık 35 çocuk bulunuyor. Aileleri de çocukları ziyaret ediyor. Çocukların aileleriyle birlikte olmalarını önemsiyoruz. Çadırın bir tecrit ortamı gibi hissedilmesini istemiyoruz. Aileler ve çocuklar hep bir arada. Bu çalışmanın amacı yapmacık bir programı onlara empoze etmek değildir. Yaptığımız çalışmayla 3 günde bu çocuklarda çok büyük farklılıklar gözlemledik. 15 gün sonra çocukların çok daha iyi bir durumda olacağını söyleyebilirim. Çocukların iyi ve mutlu olduğunu gören yetişkinler de mutlu oluyor. Onların toparlandığını gören büyükler de daha çabuk toparlanacaktır.''

Kaynak: Diyarbakır Söz

Yorumlar

Yorum Yap