Cumhurbaşkanı Gül'ün 'Kürt sorunu Türkiye'nin birinci sorunudur. Önemli gelişmeler yaşanacak' şeklindeki açıklamasının kamuoyunda yarattığı yankı büyürken, Meclis'teki muhalefet partilerinde ise tepkiler gelişti. MHP ve CHP'nin dünkü parti grup toplantılarının ana konusu 'Kürt sorunu açılımı' olurken, DTP 'Moskova' modelini önerdi.
TÜRK'TEN AÇILIM
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasına, Anneler Günü'nü kutlayarak başladı. Ahmet Türk, bütün mücadelelerinin, annelerin artık ağlamaması ve evlat acısı çekmemesi için olduğunu ifade etti. Türk, demokrasinin gelişmemesinin temel nedeninin, Kürt sorununun demokratik ve sivil bir yaklaşımla ele alınamamasından kaynaklandığını iddia etti. Türkiye'nin temel sorununun, demokratikleşme sürecinin sekteye uğratılması olduğunu öne süren Türk, ancak son günlerde, sorunların demokrasi ve uzlaşı içerisinde çözülmesine dönük karar verme sürecine girilmeye başlandığını anlattı.
GÜL'ÜN MESAJLARI
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştüğünü anımsatan Türk, Kürt sorununun çözümü konusunda, karşılıklı fikir teatisinde bulunduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül'den, bu noktada inisiyatif almasını istediklerini belirten Türk, ''Sayın Cumhurbaşkanı da Türkiye'nin en temel sorununun Kürt sorunu olduğunu ve bunun mutlaka halledilmesi gerektiğini söyledi. Bu olumlu ve umut verici bir gelişmedir. Beklentimiz ve temennimiz bu mesajların somut adımlara dönüşmesi ve icra organı olan Hükümetin biran önce harekete geçmesidir'' dedi.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Bir süredir tartışılan ve son halini aldığı söylenen Anayasa değişikliği paketiyle ilgili henüz somut bir şey görmediklerine işaret eden Türk, paketten bahsedildiğini, ancak bunun nasıl hazırlandığı ve neleri içerdiğinin bilinmediğini kaydetti. Türk, konuşmasında, ''Çünkü Hükümet, tamamen kapalı kapılar ardında bu tartışmaları sürdürmektedir'' ifadesine yer verdi. Dar kapsamlı bir Anayasa değişikliğinin çözüm olmayacağını belirten Türk, ''Türkiye, artık bu yamalı bohçaya dönüşen otoriter Anayasa'dan kurtulmalıdır. 71 milyon yurttaşı, kimliğiyle, diliyle, kültürüyle kucaklayan yeni bir Anayasa, öncelikli adım olmalıdır. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Yasası, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası'nda da köklü bir reforma gidilmesi zorunludur. Siyasi partilerin farklı dil ve lehçelerde propaganda yapabilmesine kadar, geniş kapsamlı bir reforma gidilmesi gerekmektedir'' diye konuştu.
MARDİN'DEKİ SALDIRI
Mardin'deki saldırı olayına değinen, bir daha böyle olayların yaşanmamasını temenni eden Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Kürt sorununu, bir demokrasi sorunu değil de bir asayiş sorunu olarak gören zihniyet, Mardin'deki tüyler ürperten katliamın baş sorumlusudur. Bu vahşet karşısında başını kuma gömenler, temel sebep olarak feodalite, namus, töre gibi nedenlerle kendilerin kurtarmaya çalışanlar, bu ve olabilecek benzeri katliamların vebali altında kalacaklardır.''
KORUCULUK SİSTEMİ
Koruculuk sistemini de eleştiren Türk, devletin silahlandırdığı bu kitlenin, ''Toplumun üzerinde bir çete'' misali hüküm sürdüğünü iddia etti. Türk, Bilge köyündeki katliamın, koruculuk sisteminin tehlikeli noktaya doğru varmakta olduğuna işaret ettiğini savundu. Koruculuk sisteminin ürettiği suç oranının ürkütücü boyutta olduğunu öne süren Türk, sistemin bölgedeki toplumsal barışı da tehdit ettiğini söyledi. Konuşmasından dış politikaya da değinen Türk, ''Aslında, bu dönem içerisinde gerek Avrupa Birliği müzakere süreci, gerek komşularımızla ilişkiler bağlamında bazı adımların atıldığından kuşkumuz yoktur. Aynı şekilde, Ermeni ve Kıbrıs sorunları konusunda da çözüm yolunda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Hiç olmazsa bir müzakere yoluna girilmiştir'' diye konuştu.
MOSKOVA MODELİ
Konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ahmet Türk, Kürtçe köy isimlerinin geri verilmesine ilişkin haberleri şu şekilde değerlendirdi: ''İsimlerini değiştireceksiniz ama dilini yasaklarsanız ne anlama gelir? Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiç bir Kürt kullanmıyor. Kürtlerin bir kültürünün, dilinin, kimliğinin olduğunu unutmadan gereğini yerine getirmek önemli. Kısmi düzeltmeler kimseyi tatmin etmez.
SORUNUN ÇÖZÜMÜ
Örneğin, dün Kosova'ya Kültür Bakanları gitti. Kosova Demokratik Türk Partisi'nin daveti üzerine buraya gidiliyor. Oradaki isimler, söylemlerini Türkçe söylüyor, partisinin ismini Türk ismi olarak koyabiliyor. Her türlü demokratik haklardan yararlanabiliyor. Meclis'te bile Türkçe konuşma hakkına sahip. Kendi bölgelerinde bütün söylemlerini Türkçe yapıyor. Bir azınlığın hak ettiği ve olması gereken haklar konusunda elbette ki biz tam destek veriyoruz. Yüzde 5'lik nüfusa sahip olan Türkler için Türkiye bunu önemsiyor, bu değeri biçiyorsa burada 20 milyon yurttaşının bu haklarını görmesi gerekiyor.
Yani Kosova'daki yaklaşım neyse, Türkiye Hükümeti'nin oradaki Türk azınlığı için istenilen, yerine getirilen talepleri neyse, bugün burada uygulansa sorun kalmaz diye düşünüyoruz.''
MHP VE CHP KARŞI
DTP'de ve Güneydoğu'da olumlu hava yaratan Gül'ün açılımına CHP ve MHP'den sert eleştiriler geldi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, terör sorununa işaret ederek bu konuda tarihi fırsat yakalandığı yönünde açıklamalara dikkat çekti. Baykal, "Birden bire, birbiri ardından tarihi fırsatlar yakaladığına yönelik resmi açıklamalar geliyor. Hani hükümet değişince petrol bulunur ya, şimdi durduk yerden bize tamam gün bugün siz bakmayın on yıllardır yaşadığımız sıkıntılara derhal çözülüyor. Kıbrıs’ta, Kafkasya’da, terörü ortadan kaldırmak için tarihi bir fırsat. Bu müjdeleri aldık. Hepimiz tabi ki bu sorunların çözülmesi isteriz. Yapabileceğimiz ne varsa katkı vermekten de mutluluk duyarız. Durum nedir acaba? Sayın Cumhurbaşkanı Kürt sorunuyla ilgili tarihi bir fırsattan söz ediyor. Bu tarihi fırsat nedir?, Yani PKK, terörü bir mücadele yöntemi olarak görme kararından vaz mı geçti? Mücadelenin hedefli konusunda, terörle sürdürülen mücadelenin amacı hedefi konusunda, bizim için kabul edilebilir, herkesi mutlu edecek bir noktada yeni bir tavır içine mi girmiştir. Böyle bir şey varsa bunlar önemli. Duruma bakıyoruz, yöntemin değiştiğine yönelik bir şey yok" dedi.
MHP AĞIR ELEŞTİRİYOR
Öte yandan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün "Kürt sorunu Türkiye’nin birinci sorunudur" şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi. Gül’ün açıklamalarını "sorunlu" ve "izaha muhtaç" olarak değerlendiren Bahçeli, "İddia edilen bu mutabakatın niteliği, içeriği ve tarafları bir an önce açıklanmalıdır" dedi. Son günlerde "Washington, Brüksel, Erbil ve Erivan ağzı ile konuşan yerli lobilerin" MHP’nin politikalarını dillerine doladığını belirten Bahçeli, "MHP’den sözde barış ve katkı adına istenen nedir? İmralı canisine kadar uzanacak PKK affına göz yumulması mı? Hangi rezalete, hangi ihanete katkıda bulunmamız için servis yapmamız istenmektedir?" diye sordu.
KİMLERLE ANLAŞILDI
Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt sorunu tanımıyla ‘sözde çözüm için ümit dağıttığı ve müjde verdiğiöni belirten Bahçeli, kimlerle anlaşıldığı, sürecin kimlerle olgunlaştırıldığı, kaçırılmaması gereken fırsatın ne olduğu konusunda Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’den acilen cevap beklediklerini söyledi.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar