DİYARBAKIR - Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Refik Korkusuz, Türkiye'de dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar kolay şekilde silah teslimi yapılarak koruculuk sistemine geçildiğini söyledi.
Doç. Dr. Korkusuz, Mardin'in Mazıdağı ilçesindeki Bilge köyünde meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili tutuklanan 10 kişinin, Türk Ceza Kanunu'na göre, suç sabit görüldüğü takdirde her suç için ayrı ayrı cezalandırılacağını bildirdi. Olayda 44 kişinin öldürülmesi nedeniyle her sanığın ''44 kez ağırlaştırılmış müebbet'' hapis cezası istemiyle yargılanmasının söz konusu olduğunu kaydeden Korkusuz, savcının gerekli görmesi halinde davanın başka bir yerde yürütülmesi yönünde Adalet Bakanlığına talepte bulunabileceğini, bunun için bakanlığın onayının şart olduğunu belirtti.
KORUCULUK SİSTEMİNİN YANLIŞLIĞI
Refik Korkusuz, asıl üzerinde durulması gereken konunun koruculuk sistemindeki yanlışlıklar olduğunu savunarak, vatandaşların özel güvenlik şirketlerinden evlerini koruması için aldığı güvenlik elemanlarını seçerken bile lise mezunu ve bu konuda en az 3 ay eğitim almış olmasına özen gösterdiğine dikkati çekti. 1924 yılında başlatılan koruculuk sisteminin bugüne kadar daha da basitleştirildiğini, 2000 yılında çıkarılan Köy Korucuları Yönetmeliği'nde koruculuk için okuryazar olmak dışında hiçbir şart aranmadığını öne süren Korkusuz, şöyle konuştu:
ŞARTLARI ÇOK BASİTLEŞTİRİLDİ
''Korucu olmanın şartları basitleştirildi. Köy korucularının çoğu eğitimden yoksun. Bir kısmı okuma yazma dahi bilmiyor. 1984 yılından 1995 yılına kadar yapılan değişikliklerle sistem daha da basit hale getirildi. Bu insanların eline hiçbir şart aranmaksızın çok kuvvetli silahlar veriliyor. Türkiye'de dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar kolay şekilde silah teslimi yapılarak koruculuk sistemine geçiliyor. Türkiye'de yaklaşık 60 bin köy korucusu var. Bu korucuların yüzde 10'u suça karışıyor. Bu şekilde bölgede suça karışan korucuların bulunduğu yüzlerce dava var. Çoğu arazi kavgasına yönelik davalar ve azınlıklara yönelik işlenen suçlar.''
''KÖY KORUCULARI BİLİNÇLENDİRİLMELİ''
Koruculuğun zaman zaman babadan oğula geçtiğini, bunun yanı sıra köylerde gönüllü korucular olduğunu belirten Doç. Dr. Korkusuz, şunları kaydetti:
''Başı sonu gelmez sorunlar birbiri ardına eklenerek bugünlere geliniyor. Silaha alışan insanlar suça karışıyor. Köy korucularının rehabilite edilmesi hukuk, psikoloji gibi konularda özel eğitime tabi tutulması gerekir. Korucuların silah nerede hangi hallerde kullanılır gibi konularda bilinçlendirilmesi zorunludur. Yönetmelikte korucuların eğitiminden jandarmanın sorumlu olduğu belirtiliyor. Ancak hangi konuda nasıl bir eğitim aldıkları bilinmiyor. Mardin'deki saldırıda asıl sorgulanması gereken konu bu.''
''KAN DAVASINA DÖNÜŞMESİNDEN ENDİŞE EDİYORUZ''
Refik Korkusuz, böyle olayların kan davasına dönüşme olasılığına karşı bazı adımlar atılması gerektiğini ifade ederek, bölgede ''cana can'' gibi bir düşünceyle mağduriyet yaşayan ailenin bu olayın peşini bırakmayacağı yönünde kaygılar bulunduğunu söyledi. Konuyla ilgili kamu kurumlarının girişimi yerine bölgede sözü geçen kanaat önderlerinin devreye girmesi gerektiğini kaydeden Korkusuz, ''Böyle bir olay bölgede ilk kez yaşandı. Kan davasına dönüşmesinden endişe ediyoruz. Yaklaşık 50 yıl süren ve 150 kişinin kayıp verildiği kan davalarının bile kanaat önderlerinin girişimi sonucu barışla sonuçlandığı durumlara şahit olduk. Öncelikle bir adım atmak gerekir. Kendi haline bırakmak en tehlikelisi'' dedi.
Kaynak: Diyarbakır Söz


Yorumlar