DİYARBAKIR(SÖZ)-Ağız kuruluğunun özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı tüketiminde sık görüldüğünü belirten uzmanlar, şikâyetin uzun sürmesi halinde altta yatan nedenin mutlaka araştırılması gerektiğini bildirdi. Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuzluk hissinden ibaret olmadığını, ağız ve diş sağlığı açısından da önemli riskler taşıdığını söyledi.
Sürekli su ihtiyacı araştırılmalı
Tıbbi adı “kserostomi” olan ağız kuruluğunun, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Yavuz, sıcak havalarda veya yetersiz sıvı alımında geçici kuruluk görülebileceğini ancak sürekli su içme ihtiyacının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Yavuz, “Sürekli su içme ihtiyacı hissediliyorsa, özellikle bu durum uzun süre devam ediyorsa mutlaka altta yatan neden araştırılmalı” dedi.
Ağız kuruluğunun diyabet, tiroit hastalıkları ve Sjögren sendromu gibi bağışıklık sistemi hastalıklarının yanı sıra bazı nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve çok sayıda ilacın yan etkisi nedeniyle de gelişebildiğini aktaran Yavuz, tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin de ağız kuruluğuna yol açabileceğini kaydetti.
Diş çürüklerini hızlandırıyor
Tükürüğün ağız sağlığının doğal savunma mekanizmalarından biri olduğuna dikkat çeken Yavuz, tükürüğün ağız içini temizlediğini, yiyecek artıklarını uzaklaştırdığını, asitleri nötralize ederek diş minesini koruduğunu ve dişlerin yeniden mineral kazanmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Tükürük miktarının azalmasıyla birlikte bu koruyucu mekanizmanın bozulduğunu ifade eden Yavuz, özellikle dişlerin boyun bölgeleri ve kök yüzeylerinde çürüklerin daha hızlı gelişebileceğini söyledi.
Ağız kuruluğunun diş eti iltihaplarını kolaylaştırabildiğini, ağız kokusunu artırabildiğini ve Candida mantarına bağlı enfeksiyonların daha sık görülmesine neden olabildiğini belirten Yavuz, bu nedenle ağız kuruluğunun yalnızca yaşam konforunu etkileyen bir şikâyet olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Gece uyanıyorsanız dikkat
Gece ağız kuruluğu nedeniyle sık sık uyanmanın önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirten Yavuz, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma veya çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, ağız içinde sık mantar enfeksiyonu, kısa sürede birden fazla diş çürüğü oluşması ve sürekli ağız kokusunun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Yavuz, bu şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde diş hekimi veya ilgili hekim tarafından değerlendirme yapılmasını önerdi. Erken tanının hem altta yatan hastalığın belirlenmesine hem de ağız dokularının korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Sadece su içmek çözüm değil
Ağız kuruluğu yaşayan kişilerin en sık yaptığı hatalardan birinin sorunu yalnızca su içerek gidermeye çalışmak olduğunu belirten Yavuz, suyun geçici rahatlama sağladığını ancak tükürük bezlerinin yetersiz çalışmasını tedavi etmediğini söyledi.
Alkol içeren ağız gargaralarının sık kullanımının da kuruluğu artırabileceğini aktaran Yavuz, şekersiz ve tercihen ksilitol içeren sakızların bazı kişilerde tükürük akışını artırabileceğini belirtti.
Çok fazla kahve tüketimi, sigara kullanımı, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin sık tüketilmesinin de ağız kuruluğunu artırabileceğine dikkat çeken Yavuz, ağız hijyeninin iyi sağlanmasını, florürlü diş macunu kullanılmasını, uygun nemlendirici ürünlerden yararlanılmasını ve düzenli diş hekimi kontrollerinin aksatılmamasını önerdi.
Tedavide neden belirleniyor
Ağız kuruluğunda tedavinin ilk adımının nedenin doğru belirlenmesi olduğunu vurgulayan Yavuz, kullanılan ilaçların gözden geçirildiğini, sistemik hastalıkların değerlendirildiğini ve gerektiğinde tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelendiğini söyledi.
Bazı hastalarda tükürük üretimini artıran ilaçlardan veya yapay tükürük ürünlerinden yararlanılabileceğini belirten Yavuz, yeterli sıvı tüketimi, alkol ve sigaradan uzak durulması, şekersiz sakız kullanılması ve düzenli diş hekimi kontrollerinin de tedavinin önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Yavuz, ağız kuruluğunun erken dönemde değerlendirilmesiyle yaşam kalitesinin artırılabileceğini, diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonları gibi komplikasyonların önüne geçilebileceğini kaydetti.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar