Şahin ELALTUNKAR
DİYARBAKIR(SÖZ)-Gün içinde uzun süre bilgisayar ve telefon ekranına bakmak, klimalı ortamlarda çalışmak veya kontakt lens kullanmak gözlerde yanma, batma ve yorgunluğa neden olabiliyor. Ancak göz kuruluğu yalnızca günlük yaşam alışkanlıklarından kaynaklanmıyor. Gözyaşı üretiminin azalması ya da gözyaşının normalden hızlı buharlaşmasıyla ortaya çıkabilen sorun; bazı ilaçlar, göz kapağı bezlerinin işlev bozuklukları ve çeşitli sistemik hastalıklarla da ilişkili olabiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, uzun süren veya tekrarlayan göz kuruluğu şikâyetlerinde altta yatan nedenin belirlenmesinin önem taşıdığını belirtti.
Ekran göz kırpmayı azaltıyor
Göz yüzeyinin sağlıklı kalmasında gözyaşı tabakasının önemli bir rol oynadığını belirten Op. Dr. Taşar, göz kırpma hareketinin de gözyaşının göz yüzeyine düzenli şekilde yayılmasını sağladığını söyledi.
Bilgisayar, telefon ve tablet gibi dijital ekranlara uzun süre odaklanıldığında göz kırpma sıklığının azalabildiğini ifade eden Taşar, bunun gözyaşı tabakasının yeterince yenilenememesine ve buharlaşmanın artmasına yol açabileceğini kaydetti.
Özellikle uzun süre kesintisiz ekran kullanan kişilerde günün ilerleyen saatlerinde yanma, batma, göz yorgunluğu ve zaman zaman bulanık görme şikâyetleri görülebiliyor. Klima ve fanın doğrudan yüze üflemesi, düşük nem oranı, kuru hava ve hava kirliliği de gözyaşının buharlaşmasını artırabiliyor.
Kuruluk sulanma yapabilir
Göz kuruluğunun en sık görülen belirtileri arasında yanma, batma, kum veya yabancı cisim hissi, kızarıklık, göz yorgunluğu ve görmede dalgalanma bulunuyor. Ancak kuruluğa rağmen gözlerde sulanma da görülebiliyor.
Taşar, göz yüzeyinin yeterince nemlenmemesiyle oluşan tahrişin refleks gözyaşı üretimini tetikleyebileceğini belirterek, "Bu nedenle kuru göz sorunu yaşayan bir kişinin gözlerinde beklenenin aksine sulanma görülebilir" dedi.
Tekrarlayan sulanmanın farklı nedenleri de olabileceğine dikkat çeken Taşar, yalnızca bu belirti üzerinden değerlendirme yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Altında başka hastalık olabilir
Göz kuruluğu bazı kişilerde çevresel koşullar ve günlük alışkanlıklarla ilişkili olurken, bazı kişilerde genel sağlık durumuyla bağlantılı olabiliyor. Sjögren sendromu başta olmak üzere bazı romatizmal ve otoimmün hastalıklar, tiroid hastalıkları ve diyabet gözyaşı üretimini veya göz yüzeyinin yapısını etkileyebiliyor.
Yaşla birlikte meydana gelen değişiklikler ve menopoz dönemindeki hormonal değişimler de kuru göz şikâyetlerinde rol oynayabiliyor.
Uzun süren, sık tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği göz kuruluğunda nedenin araştırılmasının önem taşıdığını belirten Taşar, göz bulgularının tek başına sistemik bir hastalığın tanısını koydurmadığını, gerekli durumlarda farklı branşlardan değerlendirme istenebileceğini söyledi.
Makyaj ve kirpiklere dikkat
Gözyaşının yalnızca sudan oluşmadığını belirten uzmanlar, göz kapaklarında bulunan meibomian bezlerinin gözyaşının yağ tabakasına katkı sağlayarak hızlı buharlaşmayı önlediğini ifade ediyor. Bu bezlerin işlevinin bozulması, buharlaşmaya bağlı kuru gözün önemli nedenleri arasında yer alıyor.
Göz çevresinde kullanılan kozmetik ürünler ve kirpik uygulamalarının da dikkatli yapılması gerekiyor. Göz makyajı ürünleri, takma kirpikler, kirpik lifting uygulamaları ve bazı kirpik serumları hassas kişilerde göz kapağı kenarında irritasyon veya alerjik reaksiyona yol açabiliyor.
Ürünlerin göz kapağı kenarına uygulanması veya yeterince temizlenmemesi meibomian bezlerinin işlevini de olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle göz kapağı ve kirpik dibi hijyenine dikkat edilmesi öneriliyor.
Lens kullananlar dikkat
Kontakt lensler gözyaşı tabakasıyla doğrudan etkileşim içinde olduğu için bazı kişilerde göz kuruluğu şikâyetlerini artırabiliyor. Lens kullanırken yanma, batma, kızarıklık veya görmede dalgalanma yaşayan kişilerin lens kullanım alışkanlıklarının ve göz yüzeyinin değerlendirilmesi gerekiyor.
Lens materyali, kullanım süresi ve bakım koşullarının kişiye uygun olması gerektiğini vurgulayan Taşar, kuru göz sorunu bulunan kişilerde lens kullanımına ilişkin kararın göz muayenesinden sonra verilmesinin uygun olduğunu belirtti.
Kuru gözün tipi belirleniyor
Kuru göz her hastada aynı mekanizmayla ortaya çıkmadığı için tedavi yaklaşımı da kişiye göre değişiyor. Gerekli durumlarda Schirmer testiyle gözyaşı miktarı, gözyaşı kırılma zamanı ölçümüyle gözyaşı tabakasının stabilitesi değerlendirilebiliyor. Göz yüzeyini incelemek için boyama yöntemlerinden, meibomian bezlerinin durumunu değerlendirmek için de farklı inceleme yöntemlerinden yararlanılabiliyor.
Bazı hastalarda gözyaşı miktarının yetersizliği ön plandayken bazı hastalarda temel sorunun gözyaşının hızlı buharlaşması olduğunu belirten Taşar, bu ayrımın tedavi planının oluşturulmasında önem taşıdığını söyledi.
20-20-20 kuralı
Ekran kullanımına bağlı göz yorgunluğunu azaltmak için 20-20-20 kuralının uygulanabileceği belirtiliyor. Buna göre yaklaşık her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakılması ve bu sırada bilinçli olarak göz kırpılması öneriliyor.
Klima ve fanın doğrudan göze yönelmemesi, ortamın aşırı kuru tutulmaması, yeterli sıvı tüketilmesi, dengeli beslenme ve göz kapağı hijyenine dikkat edilmesi de günlük yaşamda alınabilecek önlemler arasında bulunuyor.
Uzmanlar, omega-3 veya vitamin takviyelerinin ise herkes için rutin bir kuru göz tedavisi olarak değerlendirilmemesi, kişinin ihtiyacına ve hekim önerisine göre kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Göz kuruluğunun zaman zaman basit bir rahatsızlık olarak görülebildiğini belirten Op. Dr. Ahmet Taşar, uzun süren veya giderek artan şikâyetlerde temel nedenin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Taşar, belirgin ağrı, ışığa hassasiyet, yoğun kızarıklık veya görmede azalma gibi belirtilerin eşlik ettiği durumlarda göz hekimi değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar