TÜİK açıkladı uzmanlar uyardı

TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı sağlık raporu, Türkiye'nin gizli bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Verileri değerlendiren İç Hastalıkları, Obezite ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Eşref Araç, "Toplumun yarısından fazlası ya obez ya da obez adayı. Avrupa'nın şampiyonu olmamız tesadüf değil" diyerek acil eylem çağrısında bulundu.

TÜİK açıkladı uzmanlar uyardı

 Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayımladığı "2025 Türkiye Sağlık Araştırması" sonuçları, ülkedeki obezite ve hareketsizlik oranlarının korkutucu boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi. Rapora göre, 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı %21,8’e yükselirken, "obez adayı" olarak nitelendirilen aşırı kilolu bireylerin oranı erkeklerde %43,1, kadınlarda ise %32,2 oldu.
Polikliniklerde ve sokaklarda gözlemlenen acı tablonun rakamlarla tescillendiğini belirten İç Hastalıkları, Obezite ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Eşref Araç, Türkiye'nin Avrupa'da obezite zirvesine yerleşmesini "adım adım kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bir kriz" olarak yorumladı.
"Sandalyelere Çivilendik, Ekranlara Esir Olduk"
Raporun en ürkütücü kısmının fiziksel aktivite eksikliği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Araç, erkeklerin %83,5'inin, kadınların ise %89,7'sinin düzenli hareket etmediğine dikkat çekti. İnsan bedeninin yürümek ve hareket etmek üzere tasarlandığını hatırlatan Araç, modern şehir hayatının ve ekran bağımlılığının toplumu sandalyelere çivilediğini aktardı.
Artık adımların sokaklarda değil, akıllı telefon ekranlarında atıldığını ifade eden Araç, özellikle kadınlarda hareketsizliğin %90'lara dayanmasının, kadınlardaki obezite oranının neden daha yüksek olduğunu çok net açıkladığını söyledi. Güvenli yürüyüş alanlarının eksikliği ve sporu bir lüks olarak gören anlayışın bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını sözlerine ekledi.
Geleneksel Akdeniz Mutfağından "Sıvı Şeker" Tuzağına
Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının terk edilmesinin metabolik bir yangın başlattığını ifade eden Prof. Dr. Eşref Araç, geleneksel Akdeniz mutfağından kopuşun faturasının ağır olduğunu belirtti. Geçmişte tarım toplumunda eritilebilen hamur işleri ve şerbetli tatlıların, bugünün hareketsiz yaşamında doğrudan yağ dokusuna ve insülin direncine dönüştüğünü söyleyen Araç, su yerine tüketilen kolalı ve şekerli içeceklerin ise pankreası yoran devasa sıvı şeker bombaları olduğunu vurguladı. Raflardaki ucuz ve boş kalorili işlenmiş gıdalara ulaşmak çok kolayken, sağlıklı proteinlere ulaşmanın maliyetli olmasının obeziteyi sosyoekonomik bir sorun haline getirdiğine dikkat çekti.
Stres ve "Duygusal Yeme" Sarmalı
TÜİK verilerindeki %30,1'lik günlük tütün kullanımı oranına da değinen Araç, toplumun genel bir sağlıksız yaşam sarmalında çırpındığını ifade etti. Kronik stresin vücuttaki kortizol seviyesini artırarak göbek çevresi yağlanmasını tetiklediğini belirten uzman, insanların ekonomik ve sosyal kaygılarla başa çıkmak için spor yapmak yerine sigaraya ya da "duygusal yeme" krizleriyle buzdolabına yöneldiğini, böylece hem ruhun hem de bedenin aynı anda zehirlendiğini aktardı.
"Çözüm Sadece 'Az Ye' Demek Değil"
Obezitenin estetik bir kusur değil; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve kanserin baş aktörü sinsi bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Eşref Araç, bu devasa krizle mücadelenin bireyleri suçlayarak veya "az yiyin" gibi yüzeysel tavsiyelerle kazanılamayacağını söyledi.
Çözüm için acilen radikal adımlar atılması gerektiğini belirten Araç, ilk olarak gıda endüstrisinin sıkı bir şekilde denetlenmesi ve gizli şeker depolarının regüle edilmesi gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte erken çocukluk döneminden itibaren okullarda beslenme ve etiket okuma eğitimleri verilerek sağlık okuryazarlığının artırılmasını ve kentsel planlamanın insanları yürümeye, bisiklete binmeye teşvik edecek şekilde yeniden tasarlanmasını önerdi.
Prof. Dr. Araç, uyarılarını şu çarpıcı sözlerle noktaladı: "Eğer bu adımları atmazsak, önümüzdeki yıllarda sadece genişleyen bedenlerimizi değil; obezitenin getirdiği ağır diyabet fırtınasını ve sağlık sistemimiz üzerindeki yıkıcı çöküşü konuşuyor olacağız. Ya hareket edip gerçek gıdaya döneceğiz ya da Avrupa'nın 'en ağır' faturasını sağlığımızla ödeyeceğiz."

Kaynak: İHA

Yorumlar

Yorum Yap